Kasım, 2007 için arşiv kayıtları.

BOTAŞ Rüzgardan Elektrik Üretecek

Gönderi Tarihi Kasım 23rd, 2007 , Yazar :admin Kategorisi: Elektrik Üretimi

rüzgar elektrik üretim türbiniBOTAŞ, Şimdi de Rüzgardan Elektrik Üretecek
Büyük holdinglerden sonra Botaş da rüzgar enerjisinden elektrik üretmeye talip oldu. Kurum, Marmara Ereğlisi’ndeki sıvılaştırılmış doğalgaz terminali bahçesine rüzgar santralı kurmak için Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’na (EPDK) lisans başvurusu yaptı.

Santral, 10 Megawat (MW) kurulu güce sahip olacak. Geçtiğimiz günlerde Socar&Turcas ortaklığına satılan Petkim de İzmir’e 47,5 MW gücünde rüzgar santralı kurmak istiyor. EPDK’ya rüzgardan elektrik üretmek için yapılan lisans başvuruları 78 bin MW’yi, yatırım değeri ise 150 milyar Dolar’ı geçti. Kurul’dan alınan bilgiye göre rüzgar santralı lisansı için 742 başvuru yapılırken Sanko Holding, Hüsnü Özyeğin’in şirketleri ve Polat Holding en fazla başvuru yapan şirketler arasında yer alıyor. Rüzgardan elektrik üretimi için öne çıkan bazı şirketler ise şunlar: Enerji Devi İspanyol İberdrola, petrol şirketi BP, İngiliz Universal, Park Madencilik ve Enerjisa.

Rüzgar santrallerine yoğun ilgi, EPDK yetkililerini de şaşırttı. Kurul yetkilileri, hem karada (onshore) hem de denizde (offshore) rüzgardan elektrik üretimi için başvuru yapılmasını sevindirici gelişme olarak yorumlandı. Öte yandan, İzmir rüzgar santralı yatırımı için en fazla ilgi gösterilen il oldu. Kurul, başvuruları inceleyip Türkiye Elektrik İletim AŞ’ye de sorarak nihai kararını verecek. Aynı yer için yapılacak başvuruların durumu ise henüz net değil. Kurul, belirlenecek kriterlere göre başvuru sayısını bire indirip lisans verecek.

TPAO ile Birleşmek İstiyor
BOTAŞ Genel Müdür Vekili Saltuk Düzyol, enerji sektöründe artık küçük oyuncuların şansının kalmadığını ve global oyuncu olabilmek için şirketlerin birleştiğini belirterek, “Biz de bu çerçevede BOTAŞ ile TPAO’nun birleşmesi gerektiğine inanıyoruz.” dedi. Gaz De France’nin zaten yüzde 90 pazar payına sahip olmasına rağmen Suez ile, Almanya’da da E.ON ile Ruhrgas’ın birleştiğini vurgulayan Düzyol, global oyuncu olan birçok şirketin de ’Türkiye’de enerji sektöründe özelleşme olsa da alsak’ diye beklediğini kaydetti. Düzyol, bütün analizlere göre AB’de 2015’lere kadar 5 veya 6 tedarikçinin kalacağını aktardı. Düzyol, “Bu konuda yapılan resmî bir çalışma yok, fakat biz TPAO ile BOTAŞ’ın birleşmesi gerektiğine inanıyoruz. Küçük oyuncuların yaşama şansı yok bu sektörde.” açıklamasını yaptı. Botaş’ın yıllık cirosu 11 milyar Dolar civarında. TPAO’nun 2007 yılındaki cirosu ise 3 milyar Dolar.
İsmail Altunsoy
Kaynak: Zaman Gazetesi

Evde Elektrik Üretme Devri

Gönderi Tarihi Kasım 23rd, 2007 , Yazar :admin Kategorisi: Elektrik Üretimi

Dursun-GÜNDOĞDU.jpgEvde Elektrik Üretme Devri Başlıyor

“Kendin pişir kendin ye” misali artık evde elektrik üretme devri de başlıyor. Bir dönem su arıtma cihazları çıkmıştı. Damacana almak yerine bu cihazlar sayesinde çeşme suyundan arıtıp arıtıp içiyorduk. Şimdilerde ise ekmek makineleri sayesinde evde kepekli, kepeksiz istediğimiz türden ekmeği yapabiliyoruz. Teknoloji o kadar ilerledi ki artık evlerimizde birer küçük elektrik santralı da kurabileceğiz. Böylece elektriğe para ödemeyeceğiz.

Nasıl mı? Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Kemal Özgen, evlerin çatılarına yerleştirilecek paneller sayesinde güneş enerjisinden elektrik üreten sistemi kente getirmek için düğmeye bastıklarını açıkladı. Oda yöneticilerinden oluşan bir ekip bu konuda yurtdışında araştırmalar yapıyormuş. Eğer, atılacak taş ürkütülecek kurbağaya değecekse, yani sistem ucuza mal olacak bir sistemse Antalya’daki evlerin çatıları panellerle donatılacak.

Güneşe Bakıp Durduk

Özgen, Antalya’nın tepesinde yılda 300 gün güneşin parladığını, güneşe hasret Almanya’da bu sistem işlediğine göre turizm kentinde hayli hayli işe yarayacağını söyledi. Zaten, Antalyalı halihazırda güneşin nimetinden yararlanıyor. Çatılarda kurulu günısı denilen sistemle ev ve turistik tesisler suyu ısıtabiliyor. Gündüzleri ısıtılan su, deponun kapasitesine göre günün her saatinde kullanılabiliyor. Elektrik enerjisi de gündüz depolanacak, sadece gece değil, aynen günısıda olduğu gibi günün her saati kullanılabilecek. Dünya, elektrik üretmede güneş enerjisinden yıllardır yararlanırken biz tepemizde parlayan güneşe bakıp durduk. Onun yaydığı ışınlarla sadece su ısıttık, tarlada domates, patates yetiştirdik, yazın da altına yatıp bronzlaştık.

Kesilen Elektrik Eziyeti

Peki, Kemal Özgen ve ekibi ne oldu da bu projeye yöneldi? Nedeni gayet basit. Antalya’ya, ürettiği elektrik artık yetmiyor. Hele yaz ayları geldiğinde 3-5 kentin hakkı olan elektriği de emiyor. Yeni santrallar kurulmasına çalışılıyor. Çevrim santralları kurulup doğalgazdan elektrik enerjisi elde edilme planları yapılıyor. Yaz aylarında bunaltıcı havadan kurtulmak için klimalara yüklenen kent halkı, enerji darboğazı yüzünden sık sık kesilen elektrikler nedeniyle perişan. Turistik tesisler kesintiler sırasında jeneratörlere yükleniyor, zaten ucuza oda satan işletmeciler bütçeyi denkleştiremiyor.

Eğer, Antalya Ticaret Ve Sanayi Odası bu sistemi kente getirme yolunda önemli bir yol alırsa, belki de önümüzdeki yaz vatandaş, hem kabarık faturalar ödemeyecek hem de zırt pırt kesilen elektriğe çözüm bulmuş olacak.
Dursun GÜNDOĞDU
Kaynak: Referans Gazetesi

Elektrik Neden Pahalı?

Gönderi Tarihi Kasım 22nd, 2007 , Yazar :admin Kategorisi: Elektrik Enerjisi

Mustafa_AYSANElektrik üreten ve kullanan kuruluşlardan aldığımız bilgilere göre, ülkemizin sanayi işletmeleri, kullandıkları elektriğe, Avrupa ülkelerininkinde olduğundan daha yüksek fiyatlar ödemektedirler. Elektriğin, üretici işletmelerimize, Avrupa ülkelerindekinden yaklaşık iki-üç kat fazla fiyatlarla satılması, üretim maliyetlerini ve Avrupa’ya mal ve hizmet satış fiyatlarını yükseltmektedir. Ürünlerimizin önemli girdilerinden olan elektriğin yüksek maliyeti, Avrupa mallarına karşı rekabet gücümüzü azaltmakta ve işsizlikle dış açığın yüksek olmasının belli başlı nedenleri arasında bulunmaktadır. Üretici işletmelerimiz, yurtiçinde ve dışında, girdi maliyetleri daha düşük olan Avrupa ürünlerine karşı rağbet etmekte zorluk çekmekte ve bu yüzden dış satımları azaldığı gibi, bir de yurtiçindeki müşterilerini Avrupa üreticilerine kaptırmaktadırlar.

İşçilik, faiz, hammadde, makine ve cihaz maliyetlerinde de Avrupa üreticilerine karşı rekabet gücü zayıf olan firmalarımıza güç kazandırmak için, üretici işletmelerimizin girdi maliyetlerini azaltmamız gerekmektedir.

Elektrik üretici ve kullanıcı kuruluşlarının verdiği bilgilere göre, elektrik fiyatlarını yükselten çok sayıda neden vardır: 1) Ülkemizde elektrik üretimi, dağıtımı ve fiyatlamasıyla ilgili yetki ve sorumluluklar, Enerji Bakanlığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Devlet Planlama Teşkilatı arasında dağıtılmış bulunmaktadır. Çok sayıdaki birimlere dağıtılmış yetki ve sorumluluklarla düzenlenmiş bulunan ülkenin enerji politikası ve uygulamaları, ilgili birimlerarası eşgüdümü ve maliyetleri düşürücü önlem alınmasını güçleştirmektedir. 2) Ek olarak, elektrik üretim ve dağıtımı çok sayıda kuruluş arasında dağıtılmıştır: bunlar, doğalgaz dışalım ve ticareti tekeli, Boru Hatları T.A.Ş. (BOTAŞ), elektrik dağıtımı tekeli, Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ), devlete ait elektrik üretim tesislerini yöneten Türkiye Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ), özel işletmelerden ve devlete ait üretim şirketlerinden elektriği, toptan fiyatlarla alan Türkiye Elektrik Ticaret A.Ş. (TETAŞ) ve ayrıca, TETAŞ’tan elektriği toptan fiyatlarla alarak ülkeye yayılmış 21 dağıtım şirketine dağıtan Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ) ve toplam olarak 26 şirketten oluşmaktadır. 1985′ten önce Türkiye Elektrik Kurumu’nun (TEK) tek başına yaptığı işleri, aralarında paylaşmış olan bu şirketler, her kademede, ‘ kârlı ve verimli olarak’ çalışma yaparken, son tüketiciye varıncaya kadar elektrik fiyatı da birkaç kez yükseltilmektedir. 3) Üretilen elektriğin önemli bir bölümü, kaçak olarak bedeli ödenmeden kullanılmaktadır. 2005 yılında üretilen 162 milyar KWS elektriğin, yüzde 40′ ı sanayide kullanılmış ve bedeli ödenmiş olduğu halde, yüzde 40′nın bedeli, dağıtıcı kuruluşlara ödenmemiştir. Bu ikinci yüzde 40′ın, yüzde 25′i kaçak kullanılmış, yüzde 5′ inin de kullanıcıları borçlarını ödememişler, yüzde 10′u da şebekede kaybedilmiştir. Böyle bir kaçak ve kayıp oranı, dünya ülkelerinde pek azdır; örnek olarak Almanya’da oran, yüzde 6′dır. 4) Bazı kamu kurumları, özellikle belediyeler ile devlet ve belediye işletmeleri, elektrik kullanımından doğan borçlarını dağıtım şirketlerine ödemekte çok yavaş davranmakta ve bu da maliyeti artırmaktadır. 5) Üretici işletmeler, ödedikleri elektrik fatura bedellerinin toplam tutarları üzerinden yüzde 1 oranında bir de belediye tüketim vergisi ödemektedirler.

Elimizdeki bilgilere göre, elektrik üretim ve dağıtım zinciri içinde uygulanacak bir araştırma, kısa zamanda büyük yararlar sağlayabilecektir: Araştırmayla tespit edilebilecek ve iyileştirme yönünde uygulanabilecek önlemlerle, elektrik üretim ve dağıtım maliyetlerinde ve kullanıcıya satış fiyatlarında önemli azalmalar sağlanabilecektir. Son iki yılda hep ‘yüksek değerli YTL’ yakınmalarıyla ve daha az etkili önlemlerle uğraşırken, girdi maliyetlerinin azaltılması yönündeki asıl önlemler ikinci planda kalmıştır. Üretici işletmelerimizin girdi maliyetlerini azaltıcı önlemleri artırarak, ekonomimizi daha da güçlendirebileceğimizden ve işsizlikle dış açığın azalmasına daha çok katkı sağlayacağımızdan kuşku duymamalıyız.

Mustafa AYSAN
Radikal Gazetesi Yazarı
Kaynak: Radikal Gazetesi

Çin malı rüzgar tribünüile elektrik elektrik üretimi

Gönderi Tarihi Kasım 22nd, 2007 , Yazar :admin Kategorisi: Elektrik Üretimi

Çin’den ithal edilen düşey eksenli rüzgar tribünü kendi elektriğini üretmek isteyene…

Kendi elektriğini üretmek isteyene Çin rüzgár tribünü Çin’den ithal edilen düşey eksenli rüzgar tribünü, 8 saatlik çalışma ile bir evin 24 saatlik ihtiyacını karşılayabiliyor.

Saatte 4 metre/saniye hızla esen rüzgarla bile çalışabilen 200, 300, 500, 1000, 3000 Watt ve 10 KW elektrik üretebilen farklı boyutlardaki tribünlerin fiyatı ise 2 bin ile 22 bin Euro arasında değişiyor. Çin ortaklığı ile kurulan Sawt Turkey firmasının Türkiye Distribütörü Adnan Özbek, 1 KW’lık düşey eksenli rüzgar tribününün 8 saatlik çalışma ile bir evin 24 saatlik ihtiyacının karşılanabileceğini söyledi.

110 YTL’LİK ELEKTRİK: Aynı tribünün bir ayda yaklaşık 110 YTL’lik elektrik ürettiğini ifade eden Özbek, “Bir eve 4-5 bin YTL arasında bir fiyata kurulacak olan 1 KW’lık bir tribün kendisini 3 ile 5 yılda amorti edebiliyor” dedi. Tribünün evlerin yanı sıra, kamu binaları, seralar, sanayi tesisleri gibi bir çok alanda rahatlıkla kullanılabileceğini anlatan Özbek, şunları kaydetti: “Rüzgar enerjisi 1990’dan beri en hızlı gelişme gösteren enerji kaynakları kullanma teknolojilerine sahip olmakla beraber, ülkemizde henüz istenilen düzeyde kullanılan bir enerji değil.

Bu durumun değiştirilmesi ve yeşil enerjinin ekolojik ısınmanın engelleyici bir parçası olması elimizdedir. Bunu da rüzgar gibi alternatif enerji kaynaklarına yönelerek gerçekleştirebiliriz. Tamamen sessiz bir şekilde çalışan bu tribünler, rüzgar potansiyeli açısından önemli bir konumda bulunan ülkemizde yaygınlaştıkça enerjide dışa bağımlılığımız da azalacaktır. Hatta Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde kullanılacak elektrik saatleri sayesinde kişi evinde ürettiği fazla elektriği bile satabilecek konuma gelecektir.”

Elektrik Enerjisinin Taşıması ve Dağıtılması

Gönderi Tarihi Kasım 22nd, 2007 , Yazar :admin Kategorisi: Elektrik Enerjisi

ELEKTİK ENERJİSİNİN DEPOLANMA İMKANI OLMADIĞI İÇİN ÜRETTİĞİN AN HARCAMAK VE KULLANMAK; YANİ TÜKETİCİYE ULAŞTIRILMASI ZORUNLULUĞU VARDIR.
BU İŞLEMDE ENERJİ NAKİL HATLARI İLE MEVCUTTUR.

Elektrik enerjisinin diğer enerji türlerine dönüştürülmesi kolaydır.

- Diğer enerji türlerine göre çok uzaklara taşınması ve kullanılması son derece rahattır.
- Verimi yüksektir. Bir enerji, istenen başka bir enerji türüne dönüştürülürken, ekseriya istenmeyen başka enerji türleri de ortaya çıkar. Bunların arasında özellikle ısı enerjisinin büyük olması dikkati çeker. İstenmeyen bu ısı enerjisi, yararlanılamadığı için yitirilir ve verimi düşürür. İşte elektrik enerjisinin ısıdan başka bir enerjiye dönüştürülmesinde oluşan ısı enerjisi az olduğu için verimi yüksektir.

- Elektrik enerjisi sayısız bir çok parçaya ayrılarak kullanılabilir. Örneğin: Bir elektrik santralında kazanılan elektrik enerjisi, enerji taşıma hatlarıyla büyük kentlere götürülmekte ve orada sayısız konut ve iş yerlerine dağıtılarak kullanılmaktadır.

- Elektrik enerjisi bulunduğu yerin ekonomik, sosyal ve kültürel düzeylerini hızla yükseltir ve kendisine karşı duyulan gereksinmenin artmasına gene kendisi neden olur.

- Elektrik enerjisi toplumların ekonomik, sosyal ve kültürel yönlerden kalkınmasını sağlayan ve çağdaş uygarlığın en önemli araçlarından biri durumundadır.

- Son 50 yıl içinde baş döndürücü bir hızla ilerleyen teknolojideki gelişimler ve hatta bir ev kadınının eli altına bir makinanın verilmesi (örneğin çamaşır makinesi) elektrik enerjisi sayesinde olanaklı olmuştur.

Elektrik enerjisinin belirtilen bu ve bunlara benzer avantajları ve iyi yönleri yanısıra sakıncalı yönleri de vardır. Bunların başında elektrik enerjisinin depo edilemeyen bir enerji türü olması gelir. Nitekim elektrik enerjisi üretildiği anda kullanılmak zorunluluğundadır. Bundan dolayı üretim ile tüketim arasında devamlı bir dengenin bulunması gerekir. Ayrıca üretim sisteminde bir arıza ortaya çıktığında, bu sisteme bağlı sayısız abonede hizmetlerin durmasına ya da aksamasına neden olur. Bu nedenle, elektrik enerjisinin üretiminde sürekli bir devamlılığın sağlanması ve elde büyük ölçüde yedek sistemlerin bulundurulması zorunludur.

Elektrik enerjisinin bir başka sakıncası da üretimine paralel olarak taşıma ve dağıtımı için özel düzenlere kesinlikle gereksinme duymasıdır.
Oysaki, örneğin: bir dokuma fabrikası ürünlerini tüketiciye götürmek için özel yollara ve taşıtlara gereksinme duymaz. Bu görevi herkesin yararlandığı bir yoldan ve bir kamyon ile yapabilir. Buna karşın elektrik enerjisinin taşıma ve dağıtılması için projeye ayrıca yatırımların (örneğin: direkler, teller, izolatörler…) katılması zorunlu olmaktadır.

NAKİL HATLARI

ELEKTRİK ENERJİSİNİN İLETİMİ (TAŞINMASI) VE DAĞITILMASI

Genellikle birbirinden uzak olan elektrik üretim santrallarıyla tüketim merkezleri arasındaki bağlantı, iletişim şebekesi ve enterkonnekte sistemlerle sağlanır. Elektrik depolanamadığından, üretildiğinde hemen kullanıcıya ulaştırılması gerekir. Bu da üretim ve tüketimin her an dengede tutulması demektir. Öte yandan tüketim miktarı bölgelere, mevsimlere ve hatta günün saatlerine göre büyük değişiklikler gösterebilir.

Enterkonnekte sistemler, üretimi tüketim düzeyindeki değişimlere uyarlamayı sağlar. Elektriğin iletimiyse, gerilimin gücüne bağlı olarak taşıma iletim sığası değişen elektrik hatları aracılığıyla gerçekleştirilir. Gerilim arttığında iletim işleminde ciddi tasarruflar sağlanır: enerji kaybı gerilim düzeyiyle ters orantılı olduğu için enerjiden, hat miktarı azaldığı için yerden, şebekedeki bakım masrafları azaldığı için de harcamalardan tasarruf edilir. Mesela, 1000 MW’lık bir nükleer santralın ürettiği elektriği boşaltmak için, 380000V’luk bir hat kullanılır; oysa aynı işi görmek için 154000V’luk altı hat veya 66000V’luk 30 hat gerekir.

Enterkonnekte sistemler çok dağınık bölgelerin üretim imkanlarını birleştirerek, aynı malzeme güvenliği bakımından gerekli olan güç miktarının azalmasını sağlar. Arızalar meydana geldiğinde, yerinde değiştirilmesi gereken parçalar o an için elde bulunmayabilir. Bu durumda enterkonnekte sistem yardıma koşar; elektrik dağıtım istasyonlarında gerilimin akış yönü ayarlanarak anında ve en az harcamayla üretim ile tüketim arasındaki denge sağlanır. Şebekenin yönetimi için gerekli emirler ve bilgiler özel iletişim hatları, özel telsizler kullanılarak sağlanır.

termik santrallar

ŞEBEKE VE GERİLİMLER

Gerilim ne kadar yüksek olursa, bir hattın iletebileceği elektrik miktarı da o kadar yüksek olur. Üretim santrallarından çıkan çok büyük miktarlardaki akımı iletebilen hatlar Türkiye’ de 380000V - 154000V ve 34500V (31500V) TRAKYA İstanbul bölgesinde ayriyetten 450000V. gibi özel hatda bulunmaktadı.
Uzak mesafeler arasına kurulan büyük iletişim şebekeleri ve enterkonnekte sistemler bu tip hatlardan oluşur. Bu şebekeler, bütün üretim santrallarını birbirine bağlar. Elektrik, gerilimi düşürüldükten sonra bölgesel şebekelere iletilir ve bu şebekeler yardımıyla ayrılarak dağıtım merkezlerine gönderilir.

İletim şebekesi bölgesel, ulusal veya uluslar arası ölçekte de olsa, yönetim ve organizasyon nedenleriyle iletim işlemi Türkiye’ de 34500V veya bunun üzerindeki bir gerilim düzeyinde gerçekleştirilir. En çok kullanılan 380000V, 154000V, 66000V veya 24500V’tur. 34500V’un altındaki gerilimlere ortalama gerilimler olan 20000V ve 15000V veya alçak gerilim olan 380 veya 220V’luk “dağıtım gerilimleri” denir.

Petrokimya, metalürji (özellikle alüminyum), demir-çelik fabrikaları ve elektrikli ulaşım hatları (tren, tramvay) çok büyük tüketicidir. Orta gerilim şebekeleri orta ve küçük sanayi işletmeleri ile büyük mağazalar veya yöresel yönetimler, hastaneler, okullar gibi merkezleri besler. Son olarak, milyonlarca yerel kullanıcı, alçak gerilimli elektrik akımıyla beslenir.

İLETİM HATLARI

ELEKTRİK DAĞITIM MERKEZLERİ VE DAĞITIM BAĞLANTILARI

Elektrik üretim merkezleriyle tüketicileri arasındaki bağlantı, elektrik iletim şebekesiyle anında sağlanır. Elektriğin dağıtımı, üretim ve iletim merkezlerindeki karmaşık bir programlama sistemiyle gerçekleştirilir. Dağıtım Türkiye Elektrik İletim AŞ. tarafından hazırlanarak uygulanmakta olan bir plana göre Türkiye çapında yapılır. Bu amaçla haberleşme ve telekomünikasyon araçlarından, otomasyondan ve önceden hazırlanan istatistik verilerine dayalı öngörülerden yararlanılır. Bu öngörülerde, ele alınan günün birkaç yıl öncesine kadar şebeke ve tüketim durumu dikkate alınır.

Eskiden yılda bir kere yapılan tahminler, zamanla haftalık, günlük hale gelmiş ve tüketimin daha da yakından izlenmesi imkanı sağlanmıştır. Dağıtım ve iletimde meteorolojik koşullar da çok önemlidir; kapalı bir hava veya güneşli bir hava büyük sıcaklık farklılıklarına yol açar ve bu da milyonlarca konutun ısıtma ve aydınlatılmasında rol oynar. Elektrik akımının iletimi ve dağıtımı şebekeye bağlı dağıtım merkezlerince (transformatör istasyonları) sırayla yapılır.

Şebeke dağıtım merkezlerinin iki ayrı işlevi vardır: hem hatların birbirine bağlanmasını sağlar (enterkoneksiyon), hem de dönüştürme işlevi üstlenir (transformatör). Transformatör istasyonları transformatörler (dönüştürücü), disjonktörler ve ayırıcılarla donanmıştır.

Transformatörler, duruma göre elektrik akımının gerilimini yükseltir veya alçaltır; dolayısıyla, iletim ve dağıtıma en uygun gerilimi seçerek elektriğin taşınmasında büyük önem taşır. Disjonktörler gerilim hattında herhangi bir aksaklık olduğunda akımı otomatik olarak kesmeye yarar. Hattın şebekeden ayrılması gerektiğinde devreye sokulabilir.

Ayırıcılar da aynı rolü üstlenir, ama hatta akım olmadığı zaman çalışır ve hattı şebekeden tamamen ayırmakta kullanılır. Bir dağıtım merkezinin birçok farklı öğesi çoğunlukla açıktadır; bazı kentlerde bir dizi öğe yeraltında veya bina içlerinde olabilir. Bunlar basınçlı gaz zarfı içinde tutulur. Atmosferle pek temas etmediğinden, bundan kaynaklanan kirlenmelere uğramaz. Merkezler biraz uzaktaki bir kumanda istasyonundan yönetilir.

ELEKTRİĞİN ÜLKE ÇAPINDA DAĞITIMI

Türkiye’de elektrik dağıtımından genelde Türkiye Elektrik İletim AŞ. sorumludur; bazı bölgelerde bu işi özel şirketler üstlenmiştir. Dağıtım kuruluşu tüketim ihtiyacına göre şebekeler kurmak, bunları yönetmek ve yenilemek, tüketicileri şebekeye bağlayan bağlantıları yapmak, dağıtılan elektriğin sürekliliğini sağlamak ve miktarını sabit kılmakla yükümlüdür. İletim sistemi aracılığıyla yüksek gerilimde taşınan elektrik, alçak gerilime düşürülerek bir dağıtım merkezine, yani transformatör istasyonuna ulaştırılır. Kırsal bölgelerde bu şebekeler açıktadır; yerleşim bölgelerindeyse çoğunlukla yeraltına döşenmiştir.

Orta gerilim/alçak gerilim merkezlerinin bağlayıcı elemanı, farklı gerilimdeki iki şebekeyi birbirine bağlayan ve kısaca trafo denen transformatördür. Alçak gerilimli dağıtım sistemi tüketicilere üç fazlı ve bir topraklı (nötr) elektrik sağlar; elektrik iki gerilim düzeyinden oluşur. Bunlardan giderek yaygınlaşanı fazlar arası 380V ve faz-toprak arası 220V gerilimidir. Fazlar arası 200V ve faz-nötr arası 127V olanı giderek azalmaktadır.

En çok kullanılan sistemler üç fazlı 380V ve tek fazlı 220V’tur. Bu seçeneğe göre, bir alet 4 tele veya 2 tele bağlanır. Elektrik akımının frekansı bütün Avrupa’da ve Türkiye’de 50Hz, Amerika kıtasındaysa 60Hz’dir. Bir motor veya bir bilgisayar, aygıtın içinde kullanılan frekansa eşit frekanslı bir şebekeye bağlanmadıkça düzgün çalışmaz.

Termik santraller

Gönderi Tarihi Kasım 22nd, 2007 , Yazar :admin Kategorisi: Elektrik Üretimi

termik_santral.jpg Termik santraller katı, sıvı ve gaz halindeki yakıtlarda var olan kimyasal enerjiyi ısı enerjisine, ısı enerjisini hareket (Kinetik) enerjisine, hareket enerjisinide elektrik enerjisine dönüştüren tesislerdir.
Kısaca termik santrallar kimyasal enerjinin elektrik enerjisine dönüştüğü tesislerdir …..

Termik santrallerin içinde en karmaşık yapıya sahip olanları Katı Yakıtlı Buhar Santrallarıdır. Daha basit yapılardaki Gaz Türbinleri diğer bir Termik Santral örneğidir.
Bu iki termik santralın bir araya getirilmiş halinede Kombina Çevrim Santrallerı adı verilmektedir.

Kullandıkları Yakıtlara Göre Türkiye deki Başlıca Elektrik Santralları ve Yüzdeleri:

Katı Yakıta Linyit ve Taş Kömürü: % 23,48
Sıvı Yakıta fuel-oil ve motorin: % 7,65
Gaz yakıta Doğal gazı göstermek mümkündür: % 35,53 Bir diğeride Jeotermal (Yeraltı Buhar Santralı): % 0,04 ile elektrik enerjisinin üretimine katkısı ile Toplam % 66,7 yaparak bu da gösteriyor ki elektrik enerjisi üretimimizin yarıdan fazlasını Termik Santrallar tarafından üretilmektedir.
Şimdi genel olarak katı yakıtlı bir Buhar Santralında elektrik enerjisinin üretimi, prosesindeki temel sistem ve elamanları kısaca tek tek inceleyelim.

TERMİK SANTRALIN ÇALIŞMASI

TERMİK SANTRALDA TEMEL SİSTEMLER-ÇEVRİMLER VE ELEMANLAR

Konunun başında da belirttiğimiz gibi Termik Santrallar; yakıttaki kimyasal enerjiyi elektrik enerjisine dönüştüren tesislerdir demiştik.
Fakat santralda bu enerji değişimi tek kademede gerçekleşen bir olay değildir.
Yakıtın kimyasal enerjisinin ısı enerjisi şeklinde açığa çıkması için kimyasal bir olay olan yakıtın

yanma prosesi gerçekleşmelidir.
Bu prosesin termik santrallarında oluşturulduğu yere Kazan denir. Kazanda acığa çıkan bu enerji, kazanın içerisindeki borularda dolaşan suya verilir ve su buhar fazına geçer. Buhar fazına gecen bu suya ısı enerjisi verilmeye devam edilir.

TÜRBİN ROTORU

Enerji yüklü bu buhar, buhar türbini rotoruna verilir ve buhar türbin rotorunu harekete gecirerek buhardaki ısı enerjisi hareket (Kinetik) enerjisine dönüştürülmüş olur.

GENERATÖR ROTORU

Bu hareket enerjisi Lenz kanunu bazında bir döner alternatif makina sı olan senkron genaratöründe elektrik enerjisine dönüşür.
Böylece prosesten istenilen nihai hedef gerçekleşmiş olur. Yalnız olay burada anlatıldığı gibi termik santrallarda basit ve kolay olarak gerçekleşmez.

HAREKET ENERJİSİ

TERMİK SANTRELDE KÖMÜRÜN YERİ VE ÖNEMİ / KÖMÜR NEDİR ?

Kömür, doğalgaz ve fuel gibi fosil yakıtlar, yüksek basınç altında oluşmuş ve karbondioksit içeriği bakımından çok zengin organik maddelerdir.
Kömür başlıca karbon, hidrojen ve oksijen gibi elementlerin bileşiminden oluşmuş olup, diğer kaya tabakalarının arasında damar haline uzunca bir süre “milyonlarca yıl” ısı, basınç ve mikrobiyolojik etkilerin sonucunda meydana gelen bir maden çeşididir.
Kömür yanabilen sedimanter organik bir kaya olduğundan, bu yakıtların kullanımı sonucunda açığa çıkan CO2 gazı, atmosfere karışır. Normalde karbon döngüsünün bir parçası olan bu olay, fosil yakıtların kullanımının artması ile atmosferdeki CO2 miktarının normalden yüksek seviyelere çıkmasına neden olur.

ŞİMDİ BURADA KÖMÜRÜN ANALİZ DEĞERLERİNİ OLUŞTURAN KİMYASAL FAKTÖRLERİ BİRAZ İNCELİYELİM:
Kömürlerin kalitesi ve özelliklerini ortaya koyan kalori (ısısal), Nem, Uçucu Madde, Kül ve Sabit (”Fıxed”) Karbon gibi analizleridir. Bu analizler bir kömürün analizleri ile birlikte niteliklerini ortaya koyabilmektedir

KÖMÜR TAŞI

KÖMÜRÜN ANALİZ DEĞERLERİNİ OLUŞTURAN KİMYASAL FAKTÖRLER :

ÜST ISI DEĞERİ:(Kalori Değeri)
Kömür numunesinin kalorimetre bombasında tam yakılması sonucu açığa çıkan ısının Kcal/Kg. olarak ifadesidir
ALT ISI DEĞERİ:(Kalori Değeri)
Kömür numunesinin kalorimetre bombasında tam yakılması sonucu açığa çıkan Üst ısı değerinden kömürün rutubeti ile kömürdeki Hidrojenin yanması sonucu oluşan suyun kondensazyon ısıları toplamının çıkarılması ile hesaplanan ısının Kcal/Kg. olarak ifadesidir.
TOPLAM KÜKÜRT :
Kömür numunesi içerisindeki tüm kükürt bileşiklerinin(sülfat,organik, serbest,pirit,
kalkopirit v.b.) ihtiva ettiği kükürdün % de olarak ifadesidir.
KÜLDE KALAN KÜKÜRT: ( Yanmaz Kükürt)
Kömür numunesinin en fazla 850 C ‘da tam yakılması sonucu elde edilen kül içerisinde sülfatlı bileşikler halinde kalan kükürdün % de olarak ifadesidir.
YANAR KÜKÜRT:
Kömür numunesinin en fazla 850 C ‘da tam yakılması sonucunda yanma gazlarında kükürt bileşiği halinde bulunan kükürdün % de olarak ifadesidir.
TOPLAM RUTUBET (NEM):
Numune olarak alınmış olan kömürde standart şartlar altında bertaraf edilebilen rutubet % de olarak miktarıdır.
BÜNYE RUTUBETİ (Bünye Nemi-Higroskopik Nem):
Havada kuru kömür numunesinin 105 C sıcaklıkta oksijensiz bir ortamda sabit bir ağırlığa ulaşıncaya kadar kaybettiği rutubettir.
SERBEST RUTUBET (Yüzey Rutubeti - Kaba Nem):
Tüvenan kömürün, havada kuru kömür haline dönüşünceye kadar kaybettiği rutubet olup buna kaba nem adıda verilir.
HAVADA KURUMUŞ KÖMÜRDE RUTUBET (NEM):
Maruz kaldığı havada yaklaşık bir dengeye ulaşan kömür numunesindeki rutubettir.
TOPLAM KÜL :
Bir kömür numunesinin tam yakılması sonucu arta kalan mineral maddelerin toplam ağırlığının % olarak ifadesidir.
GAZ :
Kömürün havasız (oksijensiz) ortamda ısıtılması ve damıtılması sırasında kaybettiği kütledir. Uçucu madde ve Rutubet toplamından oluşur.
UÇUCU MADDE :
Kömürdeki gaz miktarından rutubet miktarının çıkarılmasıyla bulunan değerdir.
SABİT KARBON :
Kömürdeki ; Rutubet, Kül ve Uçucu Madde toplamlarının 100′den çıkartılması ile bulunan değerdir.
ELEMENTEL KARBON :
Kömürün bileşiminde bulunan sabit(serbest) ve bağlı karbon toplamından oluşan değerdir.
BAĞIL KÜL :
Fiziksel yollarla kömürden uzaklaştırılamayan mineral maddelerdir.

TERMİK SANTRALDA KÖMÜRÜN YERİ VE ÖNEMİ..!

1 KWh (elektrik enerjisi) = 860 kcal/kg dır. (Bu Değer Laboratuar Çalışmalarında Ortaya Çıkan Teorik Değerdir) Pratikte bir Termik Santralında hiç kayıp olmasa kazana 860 kcal/kg.lık bir yakıt verildiğinde Generatör çıkışından 1 KWh elektrik enerjisi elde edilmiş olur. Bu da kaloriye karşılık % 100 üretim demektir. Maalesef bugün en modern Buhar (Termik) Santrallerinde ki verim dahi hiçbir zaman için %100 olmamıştır.
Çünkü olumsuz yönde etkileyen bir çok faktörler vardır. Bu olumsuz faktörlerin ortadan kalkması mümkün olamayacağı gibi bazılarının olumsuz değer etkilerini minimuma indirmek elimizde.
Bügün en modern termik santrallerinde dahi verim % 45′ ler civarındadır.
Bu durumda:
860 / 0,45 = 1991,111
formülden de anlaşıldığı gibi pratikte 1 KWh elektrik enerjisi için yaklaşık 2000 kcal/kg kömür yakılması gerekiyor.
Çünkü burada kömürün kalorisinin (kcal/kg) yanı sıra diğer kimyasal değerlerde önemli derecede elektriğin üretimin de olum veya olumsuz yönde rol oynar.
Kömürün elektrik üretiminde bu kadar etkili olduğunu öğrendikten sonra şimdi TERMİK SANTRAL DA HANGİ AŞAMALARDAN GECEREK ELEKTRİK ÜRETİLİYOR…

TERMİK SANTRALDA ELEKTRİĞİN ÜRETİMİ:
TERMİK SANTRALDA Elektriğin üretiminde yukarıdaki formülden 1 KWh elektrik enerjisi için 860 / 0,45 = 1991,111 kcal/kg kömüre ihtiyac olduğu ortaya çıkıyor.
Şimdi saatte ………. MW’lık elektrik üretim yapan bir termik santralında 1 KWh elektrik enerjisi için yaklaşık 2000 kcal/kg kömürün yakıldığını ve ……..MW’ı KWh’ e çevirsek oda ………KWh eder buda saatte ……..ton kömüre ihtiyacımızın olduğu demektir.
Elektrik enerjisi üretimi sürekli olması ve devamlılığı gerektiren bir proseste her saatte …… ton yakıtı kazana taşımak ve yanma artığı olan kül ve cürufun; ….. ton yakıtın % …’si …… tonu da yanma özelliği olmayan (yabancı maddedir) kül ve cürufu kazandan atmak ve atma sırasında cevre sorunlarını da mümkün olduğunca minimuma indirmek için var olması gereken, yine ayrıca buharın elde edilmesi için suyun olması ve suyu işlemek için bulunması ve var olması gereken tesis ve sistemlerin oluşturduğu birimler, üretilen elektriğin çıkış trafolarına ve dağıtımı için şalt tesislerine ihtiyaç vardır. Bu konulara ileriki sayfalarda biraz daha detaylara yer verilecektir.

Elektrik Santral Çeşitleri

Gönderi Tarihi Kasım 22nd, 2007 , Yazar :admin Kategorisi: Elektrik Üretimi

1- H İ D R O E L E K T R İ K S A N T R A L L A R :
Suyun yer çekimine bağlı potansiyel enerjinin elektrik enerjisine dönüştürüldüğü elektrik santralıdır. Yapımı ve çalışmasına göre:

a-) Barajlı Santral:
Türbinler için gerekli suyun baraj gölünden verilerek regüle edilebilen.
b-) Akarsu Santralı :
Regülasyon yapılan bir rezervuarı olmayan Hidroelektrik Santral türü.

TERMİK SANTRAL

2- T E R M İ K S A N T R A L L A R :
Katı,sıvı yada gaz halindeki fosil yakıtların kimyasal enerjisinin elektrik enerjisine dönüştürüldüğü elektrik santralıdır.

3-) G A Z T Ü R B İ N İ :
(Doğal Gaz Sant.)
Yüksek sıcaklık ve basınçtaki yanma gazlarının hareket sağladığı ve bu gazların yanmayı gerçekleştiren havayı sağlayan bir kompresörün de çalışmasına imkan verdiği türbin türüdür.

4-) K O M B İ N E Ç E V R İ M S A N T R A L I :
Bir gaz türbini jeneratör ile bu türbinin ekzos gazlarıyla çalışan ( ek brülörü olan veya olmayan) bir kazanla,bunun sağladığı buharla çalışarak ek elektrik enerjisi üreten bir buhar türbini jeneratörden oluşan santral türü.

5-) J E O T E R M A L S A N T R A L I :
(Yer Altı Buharı)
Jeotermal enerjiyi elektrik enerjisine dönüştüren tesis.

6-) RÜZGAR (ENERJİSİ) SANTRALI :
Rüzgarın döndürme kuvvetinden yararlanılarak, hareket enerjisini elektrik enerjisine çeviren santral türü.

7-) NÜKLEER (ENERJİ) SANTRAL :
Nükleer yakıtlardan serbest kalan enerjinin elektrik enerjisine dönüştürüldüğü santraldır.

8-)GÜNEŞ(ENERJİSİ)SANTRALI:
Güneş enerjisini elektrik enerjisine çeviren sistem.

Elektrik Enerjisinin Tarihçesi

Gönderi Tarihi Kasım 22nd, 2007 , Yazar :admin Kategorisi: Elektrik Enerjisi

19. Yüzyılın sonlarında bulunup öncelikle aydınlatmaya yönelik olarak insanlığın kullanımına sunulan elektrik; Daha sonra kullanım alanı genişledikçe buna bağlı ve doğal olarak ta elektrik enerjisine olan ihtiyaç ve talep artmıştır.
Buna istinaden elektrik enerjisinin üretimini artırmak ve elde etmek için birincil kaynakların yanı sıra yeni ve yenilenebilir kaynaklar araştırılmaya ve elde edilmeye başlanmıştır.
Bu artan talep karşısında Elektrik enerjisini elde etmek için Rüzgar, Güneş, Hidrojen, Nükleer ve Biogaz vb. gibi değişik kaynaklardan faydanılmaya başlanılmıştır.
Elektrik enerjisizinin Dünyada günlük hayatta kullanılması 1878 yılında olmuştur. İlk elektrik santralı ise 1882′de Londra’da hizmete girmiştir.
Ülkemizde ise kurulan ilk elektrik üreteci, 1902 yılında Tarsus’ta tesis edilen, bir su değirmenine bağlanmış 2 kW. gücünde bir dinamodur.
İlk büyük santral ise 1913 yılında İstanbul Silahtarağa’da kurulmuştur.
İstiklal savaşı sonucu 1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar kurulu güç 33 MW ve yıllık 45 milyon kWh olan üretimimiz; 1935 yılına gelindiğinde, Etibank, Maden Tetkik Arama(MTA),Elektrik İşleri Etüt İdaresi(EİEİ) kuruluşumuz,İller Bankası ve Devlet Su İşleri(DSİ) katılmıştır. Bu tarihte kurulu güç 126.2 MW. üretim ise 213 milyon kWh, elektriklenmiş il sayısı 43′tür.
1948 yılında Zonguldak Çatalağzı Termik Santralı devreye girmiş ve 1952 yılında 154 kV’luk bir iletim hattı ile İstanbul’a elektrik takviyesi yapılmıştır.
1950′li yıllarda, Devlet ve özel sektör eliyle santrallar yapılmaya başlanmış ve o dönemlerde kurulu gücümüz 407.8 MV’a üretimimiz ise 500 bin KWh’a ulaşmıştır.
1970 yıllara gelindiğinde artan üretimimiz dağıtım ve tüketim miktarı ve hizmetin yaygınlaşması, kurumsal bir yapıyı zorunlu kılmış ve TEK (Türkiye Elektrik Kurumu) kurulmuş,Belediyeler ve İller Bankası dışında bütünlük sağlamıştır. Bu tarihte de kurulu gücümüz 2234.9 MW üretimimiz ise 8 milyar 623 milyon kWh seviyelerine yükselmiştir.
1970-1980 yıllarda Dünyadaki enerji krizinden Türkiye’de etkilenmiş ve Termik Santralların yakıtlarının dışa bağımlı olması ile arz talep dengesi bozulmuş, dolayısıyla zorunlu enerji kısıtlamalarına başlanmıştır.
Bütün bu olumsuzluğa rağmen, Türkiye kurulu gücü 1980 yılında 5118.7MW’a üretimi ise 23 milyar 275 milyon kWh kapasitesine ulaşmıştır.
1982 yılında Belediyeler ve Birliklerin ellerindeki elektrik tesisleri TEK’e devredilmiştir. Bu tarihten itibaren de enerjinin üretimi, dağıtımı ve satışları bu kurum (TEK) tarafından yapılması sağlanmıştır. Bu dönemde de yine kurulu gücümüz 6638.6 MW,üretimimiz ise 26 milyar 552 milyon kWh olarak gerçekleşmiştir. 1970 yılına gelindiğinde elektriklenmiş köy sayısı % 7 iken,1982 yılında ise bu oran % 61′e ulaşmıştır.
1984 yılına gelindiğinde, enerji sektöründeki TEK tekeli kaldırılmış,gerekli izinler alınarak kurulacak özel sektör şirketlerine de tekrar enerji üretimi, iletimi ve dağıtımı konusunda imkanlar sağlanmıştır. Ayrıca yine bu yılda TEK’in hukuki bünyesi, organları ve yapısı düzenlenerek bir Kamu İktisadi Kuruluşu hüviyetine kavuşması sağlanmıştır.
1988-1992 yıllarında, elektrik sektöründe kendi yasal görev bölgesi içinde elektrik üretimi, iletim,dağıtımı ve ticaretini yapmak üzere 10 kadar sermaye şirketi görevlendirilmiştir.
Türkiye’nin 1923 yılında 33 MW olan kurulu gücü 1998 yılı itibari ile 708 kat artarak 23352 MW’a ulaşmıştır. 45 milyon kWh olan yıllık üretim ise 2467 kat artarak bugün 111 milyar 22milyon kWh’a ulaşmıştır. Bu da Türkiye’nin nüfusunun % 99.9′u elektrik enerjisinden yararlanması demektir.
Üretim aşamasındaki gelişmeler, yine Bağlı Ortaklılar dahil EÜAŞ’ın kurulu gücü 2003 EYLÜL ayı son itibarı ile Termik Santrallar toplam ; 10.793,9 MW ; Hidrolik Santrallar; yine 2003 EYLÜL ayı sonu itibari ile10.107,7 MW olmuştur. Toplam da ise 20. 901,6 MW olmuştur.
Türkiye Elektrik Kurumu, kuruluşundan 23 yıl sonra, çıkarılan 18.08.1993 gün ve 513 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile ilgisi devam etmek üzere özelleştirme kapsamına alınmıştır. Bu düzenlemenin bir devamı olarak da Bakanlar Kurulunun 93/4789 Sayılı Kararı ile Kurum, “Türkiye Elektrik Üretim İletim A.Ş” (TEAŞ) ve “Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş” (TEDAŞ) adı altında iki ayrı İktisadi Devlet Teşekkülüne ayrılmıştır.
Daha sonra yine 2003 yılında TEAŞ(TÜRKİYE ELEKTRİK ÜRETİM İLETİM A.Ş) Daha sonra ise EÜAŞ (ELEKTRİK ÜRETİM A.Ş ) olarak üretim, TEİAŞ (TÜRKİYE ELEKTRİK İLETİM A.Ş) olarak İletim ve TETAŞ (TÜRKİYE ELEKTRİK TİCARET A.Ş) olarak da Ticarete ayrılmıştır.

Elektrik Nasıl Üretilir ?

Gönderi Tarihi Kasım 22nd, 2007 , Yazar :admin Kategorisi: Elektrik Enerjisi

Elektrik, bakır gibi iletken bir telin manyetik bir alan içinde hareket ettirilmesi ile üretilir. Elektrik jeneratörü, bir mıknatıs içinde dönen (ROTOR) sarılı iletken tellerin bulunduğu (STADOR), ve bu tellerin mıknatıs içinde dönmesiyle elektrik akımı üreten bir makinadır. Evlerimizde, işyerlerimizde, endüstride gereksinim duyduğumuz büyük miktardaki elektrik enerjisini elde etmek için, elektrik jeneratörlerini döndürecek büyük güç santrallarına ihtiyaç duyarız.
Çoğu güç santralı, jeneratörü döndürmek için ısı üretiminde bulunurlar.
Günümüzde  birkaç çeşit ELEKTRİK üretme metodu vardır.
Bilindiği gibi tabiatta hiçbir enerji yoktan var edilmez; Elektrik üretirken de yoktan var edilmiyor, doğada bulunan ve var olan ançak; “Isı, Güneş, Rüzgar ve benzerleri” gibi direkt kullanımı daha zor olan değişik enerji türlerinin şekil değiştirmesiyle elde edilmektedir.
Fosil yakıtlı santrallar ısı üretimi için doğal gaz, kömür ve petrol yakarlar. Nükleer santrallar da uranyum yakıtını parçalayarak ısı üretirler. Ancak bütün bu değişik tip santrallar ürettikleri ısıyı, suyu buhar haline dönüştürmek için kullanırlar.
Oluşan buhar ise elektrik jeneratörüne bağlı olan türbine verilir. Su buharı, türbin şaftı üzerinde bulunan binlerce kanatçık üzerinden geçerken daha önce üretilen ısıdan almış olduğu enerjiyi kullanarak, türbin şaftını döndürür. İşte bu dönme, jeneratörün elektrik üretmek için gereksinim duyduğu mekanik harekettir. Jeneratörde oluşan elektrik ise iletim hatları denilen iletken teller ile kullanılacağı yere gönderilir.
Elektrik üretmek için kullanılan diğer bir yöntem ise hidrolik santrallardır. Bu yöntem ile barajlarda biriktirilen su, bir su türbinini üzerinden geçirilir ve türbine bağlı elektrik jeneratörü döndürülerek elektrik üretilir.
Yukarıda bahsedilen bu yöntemler büyük miktarlarda elektrik enerjisini üretmek için kullanılırlar. Bunların yanı sıra rüzgar, güneş ve jeotermal enerji kullanarak da elektrik üretilmektedir. Ancak bu tür kaynaklardan üretilen enerji miktarı asıl ihtiyacımızı kendi başına karşılamaktan uzaktır.
Su, güneş, rüzgar ve jeotermal kaynaklara, yenilenebilir enerji kaynakları denir. Bu kaynaklar diğerleri gibi tükenmezler. Petrol, doğal gaz, kömür, uranyum gibi maddeler önümüzdeki birkaç yüzyıl içinde tükenecektir.

Bu tür işlemlerin yapıldığı sistemlerede genel olarak ELEKTRİK SANTRALLERİ denir.

Elektrik Nedir ?

Gönderi Tarihi Kasım 22nd, 2007 , Yazar :adsense Kategorisi: Elektrik Enerjisi

Elektrik cisimlerin elektrik yükleri sebebiyle sahip oldukları enerjidir.
Elektrik; Aynen mıknatıslarda olduğu gibi karşıt kutuplar birbirlerini çeker, aynı kutuplar ise iter. Negatif yüklü elektronlar protonlara doğru çekilirken protonlar ise diğer protonlardan uzaklaşmaya çalışır.
Elektrik yüklü atomlar tarafından gerçekleştirilir.
Elektrik kısaca elektron akımıdır. Bu akım yüklü atomlar tarafından yapılır. Yani nötr atomlar arasında elektrik akımı olmaz.