Elektrik Enerjisi Tasarrufu
Enerjide küçük önlemler büyük tasarruf sağlıyor
Günde 4 saat 100 watlık akkor telli lambalar (normal lamba) yerine, 20 watlık kompakt (enerji tasarruflu) fluoresanların kullanılmasıyla, yılda 1 milyon 896 bin mwh tasarruf sağlanabiliyor.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığının hazırladığı ve küresel ısınmanın etkileri ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi konusunda kurulan Meclis Araştırma Komisyonuna sunduğu rapora göre, ortalama bir çamaşır makinesi, 1985 yılı teknolojisiyle üretilen çamaşır makinesi ile kıyaslandığında yüzde 44 daha az enerji ve yüzde 62 daha az su tüketiyor. Gelişmiş teknoloji ile üretilen buzdolapları, 1990’lı yıllarda üretilen ürünlerin 4’te 1’i kadar enerji harcıyor. A buzdolabı, sadece 44 watlık bir ampul kadar enerji tüketiyor. Türkiye’de 10 yaşın üzerindeki yaklaşık 16 milyon elektrikli ev aleti, yeni enerji verimliliği yüksek ev aletleriyle değiştirilmesi halinde yıllık 2 milyon 500 bin MWh enerji tasarrufu sağlıyor.
AYDINLATMANIN PAYI YÜZDE 20: Bu tasarruf kaynağını kullanmak için pazar dönüşümünün sağlanması gerektiği vurgulanan raporda, “Eski ürünlerin, yeni teknolojiye sahip verimli ürünlerle değiştirilmesi ve yeni ürün alacak tüketicilerin, verimli ürünleri tercih etmesi bu pazar dönüşümünü sağlayacaktır” denildi. Türkiye’de tüketilen elektrik enerjisinde aydınlatmanın payının yaklaşık yüzde 20 olduğu vurgulanan raporda, “Konut aydınlatmalarında akkor flamanlı lambalar yerine, ömürleri yüksek kompakt fluoresan lambaların yaygınlaştırılması, ofis aydınlatmalarında verimli tüp fluoresan lambaların elektronik balastlar ile tesisi, yol aydınlatmalarında kaliteli armatürler içinde şeffaf tüp yüksek basınçlı sodyum buharlı lambaların kullanımı gibi kolay uygulanabilir önlemlerle önemli elektrik tasarrufu oranlarına ulaşılabilmektedir” görüşüne yer verildi.
AKKOR TELLİ LAMBALAR YERİNE : 2000 yılı verilerine göre, Türkiye’de bulunan 16 milyon 235 bin 830 konutta 100 watlık akkor telli lambalar yerine, ışıksal eşdeğeri olan 20 watlık kompakt fluoresanların günde 4 saat kullanılması halinde yılda 1 milyon 896 bin MWh tasarruf gerçekleşebilecek. Tüketicilerin enerji verimliği konusunda bilinçlendirilmesi, A sınıfı ve üzeri enerji verimlilik sınıfına sahip cihazları satın almasının teşvik edilmesinin önerildiği raporda, “Enerji verimliği yüksek cihazlardan alınan ÖTV ve KDV’nin azaltılması ve enerji verimliliği düşük cihazlara ek vergiler getirilmesi, pazar dönüşümünün sağlanmasında yararlı olacaktır” denildi.
—————
Elektrikte sorunlar miras bırakılıyor
VELİ ŞAKIR
Son günlerde sıkça yaşanan ve kış şartlarında bezdiren elektrik kesintileri vatandaşın en büyük sorunu haline geldi. Bugün konunun yetkili isimlerinden, Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Küçük ile kesintileri konuştuk.
Elektrik kesintileri neden kaynaklanıyor?
Elektrik enerjisi, depolanamaz özelliği, yaşamın tüm alanlarında vazgeçilemez oluşu, ülkeler açısından stratejik konumu nedeniyle, üretim, iletim ve dağıtımının koordinasyonu zorunlu olan ve tek elden yürütülmesi gereken kamusal hizmet alanıdır. 70’li yılların başında Türkiye Elektrik Kurumu’yla gerçekleştirilen yapı, ne yazık ki 1980’lerden başlayarak özelleştirme, serbestleştirme politikalarıyla bozulmuştur. Bölgemizde dağıtım tesisleri, özel sektöre devredilmeye çalışılıyor. Bu sürecin ilk belirgin olgusu kamu elinden çıkarılacak alana gerekli yatırımların yapılmamasıdır. İlimizde artan abone sayısı ve elektrik tüketim miktarına karşın sistemi işletecek personel ciddi azalmıştır. 1998-2006 arasında abone sayısı yaklaşık yüzde 53, tüketilen toplam enerji yaklaşık yüzde 56 artarken, personel yüzde 42 azalmıştır. Son dönemlerde liyakat ve bilgi birikiminin göz ardı edildiği bir kadrolaşma sürecinde niteliksel aşınma da yaşanmaktadır. Özel sektöre devir ortamında, personelin motivasyonu yitirilmiş ve inisiyatif kullanmaktan uzaklaşılmıştır. Her geçen gün özellikle ilimizin belli bölgelerinde transformatör merkezlerinin ve dağıtım hatlarının sınır değerlerde çalışmasına karşın, yatırımların gerçekleşme oranları da olumsuz tablo çizmektedir. Örneğin, 2006 için öngörülen 23 proje gereği toplam ödeneğin yalnız yüzde 35’i gerçekleşmiştir. Yapılmayan, geciken yatırımlar sonucu var olan sorunlar çözülemezken, geleceğe büyüyen sorunlar miras bırakılmaktadır.
GELECEĞE İLİŞKİN ACİL PLAN YAPILMALI
Oda olarak girişimlerinizden ve çözüm önerilerinizden bahseder misiniz?
Mart 2007′deki Ege Bölgesi Enerji Forumu’nda bölgemizin elektrik profilini çizmiş ve önerilerimizi oluşturmuştuk. Bunları kısaca şöyle sıralayabilirim:
Elektrik enerjisinde özelleştirme çabalarından vazgeçilmeli. Tüm kamu kurum ve kuruluşları ile koordinasyon içinde İzmir’in geleceğine ilişkin nüfus artışı, ekonomik ve kültürel yapı, kentsel gelişimi vb. değerlendiren senaryolar üretilmeli, elektrik enerjisi tesisleri programlanmalı ve gecikmeden gerçekleştirilmelidir. Mesleki deneyim ve liyakatın temel alındığı politika çerçevesinde sistemin gerektirdiği oranda personel istihdam edilmelidir. Tesislerin işletme, bakım ve onarımlarının sağlıklı ve zamanında yapılabilmesi için gerekli araç, gereç ve malzeme sağlanmalıdır. Tüketici, enerjinin etkin kullanımı ve elektrik yerine kullanabileceği doğal olanaklar (gün ışığı gibi) ve alternatif kaynaklar(jeotermal, güneş gibi) konularında bilinçlendirilmeli, teşvik edilmelidir.
HAVALAR SOĞUDU SORUN ORTAYA ÇIKTI
İzmirlileri önümüzde günlerde neler bekliyor? Hangi bölgeler risk altında?
Özellikle Karşıyaka, Buca, Güzelyalı gibi yapılaşmanın büyük ölçüde tamamlandığı ve sistemde düzeltmelerin fiziki koşullar nedeniyle giderek zorlaştığı bölgelerde sorun can alıcı duruma gelmiştir. İklim koşulları, fiyatın ucuzlaması, ödemeye getirilen kolaylıklar klima kullanımını yoğunlaştırmıştır. Özellikle sözünü ettiğimiz bölgelerde, geçtiğimiz kışın ılık geçmesiyle hafif atlatılan sorun havalar soğuyunca ciddi yaşanacaktır.
Mustafa Küçük
ODTÜ mezunu
1952 Ankara doğumlu. ODTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümü mezunu. Elektrik Mühendisleri Odası Ankara Şube Müdürlüğü, Emek İnşaat/Büyük Efes Oteli şantiye mühendisliği yaptı. Boeing Inc. ve Holmes & Narver şirketlerinde çalıştı. Halen, Vinnell, Brown & Root’ta görevli. Mustafa Küçük, 1979′dan beri farklı dönemlerde EMO İzmir Şubesi yönetiminde görev aldı. Kaynak Hürriyet
—-
TÜRKİYE’nin enerji politikaları israf üzerine kurulmuştur. Bunu siyasetçisi de, bürokratı da biliyor. Ne yazık ki, bugüne kadar verim artışına dönük bir sonuç elde edemedik.
Belki de bu nedenle 27 yıl öncesinden beri her yıl ’Enerji Verimliliği Haftası’nı kutluyoruz. Dostlar alışverişte görsün kabilinden bir etkinlik… En az % 50 tasarruf yapılabilecek iken bir türlü bunlar yaşama geçirilemiyor.
Başbakanlık bu yılı ayrıca enerji verimlilik yılı ilan etti, bu konuda da bir de genelge yayınladı. Nitekim dünkü konuşmasında Başbakan Erdoğan “Enerjiyi boşa harcamayalım” dedi.
Mayıs 2007’de Enerji Verimliliği Kanunu yayınlandı. Peki bu hedefe ulaşmak mümkün mü?
’Toplam enerji verimliliği’ konusunda gerçekleştirilmiş çeşitli projeleri bulunan Makina Y. Müh. Rıza Köroğlu bu soruya “Hayır” diyor. “Çünkü” diyerek ekliyor:
“Enerji maliyetlerinin artması ve enerji kaynaklarının riske girmesi konusunda çıkartılan Enerji Verimliliği Kanunu, gönüllülük esasına dayandırılmıştır. Bu kadar hayati önem taşıyan bu konu halkın keyfine bırakılmıştır. Kesin bir çözüm kararlılığı getirmemektedir. Bunu teşvik sistemindeki kaynak miktarının belirsizliği ile de görmekteyiz. Oysa, bunu samimiyet ve ciddiyetle yapan ülkelerde bu destek sınırsızdır ve fizibilite esaslarına göre yapılmaktadır.”
Örnek verebilir misiniz?
İSTANBUL’UN AYDINLATILMASI
- Büyük enerji kaynaklarına sahip olan İran konutlara tasarruflu lambaları bedava dağıtmıştır.
Bizde ise sokaklarda, kavşak geçitlerinde ve tünellerde, on kat fazla aydınlatma yapılmaktadır.
Bir de bunlar belediyeler eliyle yapılmaktadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ’Aydınlatma Müdürlüğü’nün gerçekleştirdiği şehir aydınlatma projeleri tamamen israf üzerine düzenlenmiştir.
Ayrıca bu lambaların %70’i yanmamaktadır. Neden mi? Lamba ve kablonun metresi başına tesisat ihalesi verildiği için… Ayrıca, camilerimizin içi dışı ışıl ışıl… Boğaziçi Köprüsü’nün aydınlatılmasında, Sultanahmet Camii ve çevresinin aydınlatılmasında kullanılanın yarısı kadar elektrik ancak kullanılıyor. İran tarafından davet edildiğimiz enerji verimliliği projelerinin Türkiye tarafından yapılabilmesi durumunda tasarruf edilen doğalgazın yarısını bedavaya alabilme şartlarını oluşturabiliriz. Ne yazık ki ülkemizde özellikle kamu kurumlarından başlamak üzere ciddiye alınmayan bu konu Türkiye’nin böyle bir açılım yapabilmesi olanağını ortadan kaldırmaktadır.
Bakanlığın enerji verimliliği konusundaki ’En-Ver’ projesi yürür mü?
- Her şey kanun çıkartmakla olmuyor. Daha yönetmeliği hazırlanmadı. Yapılabilecek çok şey varken, yönetmelikten beklenilen motivasyon şartları henüz oluşturulamadı. Çünkü, uzman görüşleri dikkate alınmadı. Oysa ki artan enerji fiyatlarının artmasına rağmen %20 enerji maliyetlerini düşürmek bugün için mümkündür.
Peki ne gibi tasarruflar yapılabilir?
- 30 milyar m3 doğalgaz (%90’ı ithal) kullanımının %40’ını tasarruf etmek mümkündür. Bu yıllık 7 milyar YTL eder. Aynı şekilde elektrik için de %30 tasarruf yapmak bize yılda 7 milyar m3 tasarruf sağlar. Doğalgazın basıncını düşürmeden türbinden geçirerek elektrik üretmekle 500 milyon m3 tasarruf yapmak da mümkündür. Bu çözüm projeleri varken; gönüllülük esasına dayalı, teşvik kaynağı belirli olmayan bir kanunla enerji tasarrufu hedeflerine erişmek mümkün değildir. Yaptığımız israflarla 12 milyar m3 doğalgazı iklimin değişmesi ve havanın ısınması pahasına boşa harcamaktayız.
Özetlemek gerekirse Köroğlu, günlük tasarruflar için şu uygulamaları öneriyor: Tasarruflu ampul (LED); (A) enerji kullanım sınıfı cihazları; merkezi ısıtma sistemleri kullanmak, kombi kullanmamak, dış cephe izolasyonu yaptırmak…
Verimli yarınlara hep birlikte erişmek dileğiyle…
Bakan Şimşek’e selam olsun
BASINDAN öğrendiğime göre ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Şahin bir hadis-i şeriften yararlanarak “Tarım önemli değildir, siz ticarete bakın. Geçimin onda dokuzu ticarettir, buyurmuştur Peygamberimiz Efendimiz” şeklinde bir söylemde bulunmuş. Ne günlere kaldık, ya Rabbim! Ne diyeyim ben Sayın Şahin’e?
Ekonomik kalkınmanın kökeninde toprak vardır. Toprak yoksa ekonomi de yoktur. Uluslararası şöhrete sahip Lester Brown’un ’Dünya Ekonomisinde Sessiz Kriz’ isimli kitabında da belirttiği gibi “Dünya ekonomisinin temelini tarım oluşturduğuna göre bu üst düzey toprak kaybına (erozyon) önlem alınmaz ise, ekonomi tümden çökecektir. Çünkü ekonominin hammaddesinin %93’ü topraktan gelir.”
Sayın Şimşek’e selam olsun…
Hayrettin KARACA
Mesaj Panosu
Aslında ne oldu
LAY lay lom…
ABD dost… Ortak düşman PKK… Ekonomi çok iyi..
Duvara toslamaya az kaldı…
Doktorum nerde?Vedat YÜCE
Yasin El Kadı ile ilgili son durum
SON günlerde iktidara yakın gazetelerde “Yasin El Kadı aklandı, beraat etti” türünden haberler çıkıyor. Bir dostumuz “Peki gerçeği biliyor musun?” diye sorarak şunları anlattı:
“Önce şunu belirtmek gerekiyor. Yasin El Kadı hakkında İsviçre’de ’kara para’ aklama iddiasıyla soruşturma yapılıyordu. İsviçre Federal Savcılığı soruşturma dosyasını kapattı. Bunun nedeni zamanaşımı da olabilir, delil yetersizliği de… Bu Türkiye’deki takipsizlik kararı benzeri bir şeydir.
Nitekim Yasin El Kadı hakkında Türkiye’de de bir kara para aklama soruşturması yapılmış ve takipsizlik kararı verilmişti.
Beraat ise yargılama sonucu mahkemenin verebileceği karardır. 13.12.2007 günü İsviçre Federal Savcılığı’nın verdiği dosyayı kapatma kararı Yasin El Kadı’yı aklamıyor. Çünkü El Kadı’nın mal varlığı BM Güvenlik Konseyi kararı ile dondurulmuştur. Suudi Arabistan devleti Güvenlik Konseyi’ne bu dondurma kararının kaldırılması için başvurduysa da bugüne kadar sonuç alamamıştır.
Yasin El Kadı, Avrupa Adalet Divanı’na da başvuruda bulunmuş, mal varlığının dondurulması hakkındaki kararın AB ülkelerinde kaldırılmasını istemiştir. Ancak buradan da olumlu sonuç alamadı.”
Hatırlanacağı gibi Yasin El Kadı 2002 yılında Türkiye’de de aynı girişimde bulundu. Danıştay’a bir dava açtı ve BM’nin mal varlığının dondurulmasıyla ilgili kararını yayınlandığı Bakanlar Kurulu Kararı’ndan isminin çıkarılmasını istedi. Ancak 2006 yılında Danıştay bu talebi reddetti.
Hatırlanacağı gibi Başbakan Erdoğan, konuyla ilgili haberler üzerine “Yasin El Kadı’ya kefilim” diyerek sahip çıkmıştı. Ancak onun kefilliği, Danıştay kararını etkileyememişti.
Şimdi ABD Başkanı Bush ortaya çıkıp “Ben Yasin El Kadı’ya kefilim” dese bile mal varlığının dondurulması hakkındaki kararı değiştiremez. Ta ki, BM Güvenlik Konseyi ismini ’El Kaide ile bağlantılı kişiler’ listesinden çıkarana kadar…
