enerjiyi üretmek kadar tüketmek de çok önemli
Bakan Güler, “Enver Motor Hareketi” konulu toplantıda yaptığı konuşmada, enerjiyi üretmek kadar tüketmenin de çok önemli olduğunu belirtti. Güler: “Sanayide kullanılan elektriğin yüzde 70′i motorlarda kullanılıyor. Kullandığımız motorların da yüzde 68′i verimsiz” dedi.
“Enver Motor Hareketi” konulu toplantı ASO 1. Organize Sanayi Bölgesi toplantı salonunda düzenlendi. [04/12/2008]
Enerji üretmek için santraller, barajlar kurduklarını, doğal gaz anlaşmaları yaptıkları, ulusal ve uluslararası anlaşmalara imza attıklarını anlatan Güler, bunları yaparken, enerjinin verimli kullanılıp kullanılmadığı konusunun da oldukça önemli olduğunu ifade etti.
Türkiye’de bin dolarlık bir üretim artışının 400 litre benzin petrol eş değeri ile yapıldığına, OECD ülkelerinde ise bunun için 200 litre, Japonya’da da 100 litre benzin kullanıldığına dikkat çeken Güler, ”yani biz, bizim sanayicimiz OECD ülkeleriyle rekabet edecekse, istediğiniz kadar elektriğin fiyatıyla düşürün, bir kere bunu yarı yarıya düşürmesi lazım. Japonya ile rekabet edecekse dörtte biri düşürmesi lazım. Demek ki burada bir yanlışımız var, bu yanlışı gözden geçirmemiz lazım” diye konuştu.
Bunun için enerjinin nerede kullanıldığını göz önüne alarak enerji verimliliğini sağlamak gerektiğini vurgulayan Güler, ısınmadan, aydınlatmaya, sanayiden, bina yalıtımına enerji verimliliğini her alanda gerçekleştirmek için ENVER projesini başlattıklarını kaydetti.
Sanayide kullanılan elektriğin yüzde 70′inin motorlarda kullanıldığına, kullanılan motorların da yüzde 68′inin verimsiz olduğuna dikkati çeken Bakan Güler, şöyle devam etti:
”Bir motor alırken, hani çocuklarımıza ayakkabı alırken, nasıl olsa çocuk büyüyecek bir numara büyük alalım deriz, burada da motorları büyük alıyoruz. Motor alırken bu nasıl motor olmalı buna dikkat etmemiz gerekiyor, küçük seçmemiz, büyük seçmemiz bunlar önemli. Yandığı zaman, motorları sardırıyoruz, sardırmak aslında faydalı mı, değil mi bunlara iyi bakmak lazım. Gördüğümüz kadarıyla hepimizin doğru bildiği yanlışlar, yanlış bildiği doğrular var.”
-”SANAYİDE KARLAR DÜŞÜK, KAZANÇ ENERJİDEN OLMALI”-
Sanayide kar oranının çok düşük olduğuna ve sektörde çok büyük rekabet yaşandığına işaret eden Güler, ”bizim burada en fazla kazanç sağlayabileceğimiz alan enerji, bu hem ülkemizi, hem rekabeti, hem çevreyi ilgilendiriyor” dedi.
Her tasarruf edilen enerjinin karbondioksit miktarını da düşürdüğünü anlatan Güler, dolayısıyla çevre, iklim değişikliği, küresel ısınma gibi konuların bununla bağlantılı olduğunu ve enerji verimliliğinin her şeyden önce bir sosyal sorumluluk projesi olduğunu vurguladı.
Sadece evlerde 100 vatlık verimsiz lambaları, 20 vatlık verimli lambalarla değiştirme yoluyla enerjide yüzde 80 tasarruf sağlandığını belirten Güler, evlerde, binalarda, sanayide, motorlarda kısaca tüm alanlarda enerji verimliliği sağlanmasıyla, Türkiye’nin 6 Keban barajı büyüklüğünde kar edeceğini söyledi.
Enerji verimliliğinin yanı sıra su konusunda da yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi veren Güler, sanayicilere TEMSAN’ın ürettiği türbinlerden en küçüğünü örnek göstererek, bununla 5-6 evin elektrik ihtiyacının karşılandığını anlattı.
Rüzgar enerjisine dönük çalışmalara da değinen Güler, ”inşallah Türkiye’de de üretilecek rüzgar türbinleriyle bizim hedefimiz 20 bin megavatlık enerjiyi 2020 yılına kadar sağlamak. Bu da 40 milyar dolar eder, otomotiv sektöründen daha büyük. Türkiye’de otomotiv sektörü nasıl kurulduysa, şimdi rüzgar türbinleri de böyle para kazanacak” dedi.
Güneş enerjisi konusunda da binaların çatılarının güneş pilleriyle kaplanmasıyla kendi elektriğini üretmenin mümkün olduğunu söyledi.
Güneş pillerinin yanı sıra termal kamerayı da sanayicelere gösteren Güler, 2-3 termal kamera alınıp bir heyet kurulması durumunda, sanayide bina ve fabrikaları dolaşarak, binalarda enerji tasarrufunun kontrolünün mümkün olduğunu ifade etti.
-ASO BAŞKANI ÖZDEBİR-
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir de enerji tüketiminin bir ülkenin gelişmişlik göstergesi olduğuna işaret ederek, gelişmiş ülkelerdeki enerji tüketiminin Türkiye’nin 4 katı olduğunu kaydetti.
Enerji tüketimindeki artışın endişe verici olmadığını aksine sevindirici olduğunu çünkü bunun ülkede ve ekonomide işlerin yolunda gittiğini gösterdiğini belirten Özdebir,”Türkiye’de enerji tüketimini artırmak hem enerji üretimini, hem yaşam kalitesini artırmak demektir ancak bunu artırırken, daha az enerji ile daha fazla mal ve hizmet üretmek anlamında enerjiyi verimli kullanmak önemli” diye konuştu.
Günümüz ekonomilerinde enerjinin korkulu rüyalardan biri olduğunu savunan Özdebir, enerji alanına olumsuz bir gelişmenin sanayiyi kötü etkilediğini kaydetti.
Özdebir, bu nedenle ulusal enerji politikalarını belirlerken, Türkiye’nin sanayi stratejisinin de göz önüne alınması gerektiğini vurguladı.
Enerjiyi daha verimli kullanmanın çok önemli olduğunu ifade eden Özdebir, ”bizler rekabetin yoğunlaştığı bir dünyada yarışmak, ürünümüzü satmak için en önemli girdi enerjiyi verimli kullanmak zorundayız” dedi.
Özdebir, ASO Organize Sanayi Bölgesi olarak da enerji alt yapısını yenilediklerini ve enerji yönetim merkezi kurduklarını bildirirken, böylelikle anlık enerji tüketimini, enerji kirliliği ve gürültüsünü on-line olarak görebildiklerini kaydetti.
Konuşmaların ardından Bakan Güler, ASO Başkanı Özdebir’e sanayicilere dağıtılmak üzere Ankara’nın maden, yer altı ve jeotermal zenginliklerini gösteren bir dosya ile rüzgar haritası hediye etti.
Daha sonra Elektrik İşleri Etüd İdaresi ile Arçelik yetkilileri enerji verimliliği konusunda birer sunum yaptı.
- SORULAR -
-”KARADENİZ’DE PETROL ARAMAK İÇİN YENİ BİR GEMİYLE GÖRÜŞMELER YAPILIYOR”
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Karadeniz’de petrol aramak için yeni bir gemiyle görüşmelerin yapıldığını belirtirken, ”program gayet iyi gidiyor, gecikme olmayacak, 2009′ın Eylül ayında gemi gelecek” dedi.
Bakan Güler, ”Enver Motor Hareketi” konulu toplantıya katılmak için geldiği ASO 1. Organize Sanayi Bölgesi, bölge müdürlüğünde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin Karadeniz’de petrol arama çalışmaları kapsamında yeni bir gemiyle görüşülüp görüşülmediğini sorması üzerine Bakan Güler, daha önce görüşme yapılan geminin inşa halinde olduğunu, bankayla bir sorun çıktığını ve bu gemiden vazgeçildiğini söyledi.
Yeni bir gemiyle görüşülmeye başlandığını bildiren Güler, şu anda TPAO’nun bu konuda ki görüşmelerinin sürdüğünü ifade etti.
Sadece TPAO değil, Exxon Mobil ve Petrobras şirketleriyle de 3′lü görüşmelerin yapılacağını anlatan Güler, şunları kaydetti:
”Gemi pahalı olduğu için 3 sondajı biz, 2′şerden 4 sondajı da onlar yapmak üzere 7 sondaj yapılacak. Şu anda gemiyi bulduk görüşüyoruz. Daha önce görüşme yaptığımız gemilerden, krizden dolayı boşta kalan gemilerden biri. Programda gecikme olmayacak. 2009′un eylül ayında gemi gelecek. Ondan önce de Batı Karadeniz’de Petrobras çalışmalarını yapacak. Dolayısıyla program gayet iyi gidiyor.”
-”DOĞAL GAZDA DOLAR KURUNA DA DİKKAT ETMEMİZ GEREKİYOR” -
Doğal gaz fiyatlarında düşüş olup olmayacağına ilişkin bir soru üzerine Güler, henüz dolar kurulu belli olmadan herhangi bir şey yapmanın doğru olmadığını belirterek, ”önce dolar kurunu görelim ama petrol fiyatlarındaki düşüşü yansıtacağız. Ama dolar paritesine de dikkat etmemiz gerekiyor” dedi.
Doğal gazda artık kendilerinin fiyat ayarlaması yapmadığını hatırlatan Güler, fiyatların Yüksek Planlama Kurulu (YPK) kararıyla ortak bir değerlendirme yapılmasının ardından ortaya çıktığını ifade etti. Bakan Güler, ”ama tabii inmesi gerekiyorsa indireceğiz” diye konuştu.
Elektrik fiyatlarındaki düşüşün konutlara yansıyıp yansımayacağına ilişkin bir soru üzerine de Güler, EPDK’nın bu değerlendirmeyi yaptığını, değerlendirmenin durumuna göre TEDAŞ’ın maliyetlerinin hesap edileceğini ve ona göre çalışmanın ortaya çıkacağını kaydetti.
Kaynak: enerji ve tabii kaynaklar bakanlığı >
Enerji verimliliği hareketi hız kazanıyor. [03/12/2008]
Toplantıda konuşan Güler, Enver Hareketi ile başlatılan enerji verimliliği çalışmalarının çok anlamlı bir sosyal sorumluluk projesi olduğunu söyledi.
Enerjinin ”en”i, verimliliğin ”ver”i kullanılarak oluşturulan Enver’in bütün halinde ”aydınlatan, ışıtan” anlamına geldiğini hatırlatan Güler, projenin ilköğretim öğrencilerinden, ev hanımlarına, iş adamlarından toplumun her kesimini ilgilendirdiğini vurguladı.
Toplantı salonunda bulunan ilköğretim öğrencilerine evlerinde birer enerji yöneticisi olmalarını öğütleyen Güler, ”benim evimde de enerji yöneticisi kızım, televizyonu, bilgisayarı, açık kalan lambaları o kontrol ediyor, tüm öğrencilerden bu tür bilinçli davranışları bekliyoruz” dedi.
”El ele Enver Hareketi” çerçevesinde 4 milyon 800 bin adet verimsiz lambanın verimli lamba ile değiştirileceğini bildiren Güler, herkesin bu kampanyaya katılması gerektiğine işaret etti.
Güler,”herkesin bu çorbada tuzu olacak. Bunun sonucunda tatlıların da ortaya çıkacağı bir bir ziyafet bu” diye konuştu.
-BİNA YALITIMI İLE 7 MİLYAR DOLARLIK TASARRUF-
Türkiye’deki binaların sadece yüzde 10′unun yalıtımlı olduğuna dikkati çeken Güler, yalıtımsız binalarda ısının bina içini değil, dışarıdaki havayı ısıttığını söyledi.
Bakan Güler, sadece binaların yalıtımı ile yıllık 7 milyar dolarlık bir tasarruf öngörüldüğünü belirterek, bunun cari açığa ve istihdama önemli katkı sağlayacağını kaydetti.
Bir elektrik düğmesine basıldığı andan itibaren çok uzun bir serüvenin başladığını anlatan Güler, şöyle konuştu:
”Bu serüven, Rusya’dan alınan doğal gazdan, sulara, kömüre kadar uzanıyor, santrallerle enerjiye dönüşüyor ve evlerimize elektrik olarak ulaşıyor. Evlerimizde kullandığımız 100 vatlık verimsiz lambaları 20 vatlık verimli lambalarla değiştirirsek, yüzde 80 tasarruf sağlamış oluruz. Bunun karşılığında havaya daha az karbondioksit salınır ve iki ağaç dikmiş oluruz. Bu küçük hareket iki Keban barajı kadar da tasarruf sağlar. 6 yılda bir Keban Barajı yapamazsınız ama 6 saniyede bir lambayı değiştirerek, verimliliğe katkıda bulunabilirsiniz.”
Türkiye’de enerji verimliliği konusunda yapılacak çok iş bulunduğuna işaret eden Güler, Türkiye’de bin dolarlık bir katma değer üretmek için 400 litre benzin kullanılırken, OECD ülkelerinde bu miktarın 200 litre, Japonya’da ise 100 litre olduğuna dikkati çekti.
Güler, bunun da Türkiye’de enerjinin verimsiz kullanıldığının göstergesi olduğunu söyledi.
-EİEİ GENEL MÜDÜRÜ BÜYÜKMIHÇI-
Elektrik İşleri Etüd İdaresi Genel Müdürü Mustafa Kemal Büyükmıhçı da enerji verimliliği kapsamında yapılan çalışmalar hakkında bilgi verirken, bu kapsamda bakanlıklar arasında yapılan işbirliği protokollerine de değindi.
Enerji verimliliği konusunda ulusal ve uluslararası kuruluşlarla ortak çalışmaların devam ettiğini anlatan Büyükmıhçı, Enver kampanyası kapsamında, ilkokullarla El Ele Enver projesi, alışveriş merkezlerine dönük olarak perakende sektöründe Enver hareketi başlattıklarını ve 15-16 Ocak 2009 tarihleri arasında da İstanbul’da ”Birinci Ulusal Enerji Verimliliği Forumu” düzenleyeceklerini bildirdi.
İlköğretim okullarına yönelik El Ele Enver Hareketi hakkında bilgi veren EİEİ Genel Müdür Yardımcısı Sebahattin Öz, İç işleri Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği içerisinde gerçekleştirilecek hareket kapsamında ilköğretim okullarındaki öğrencilere ilk etapta 4 milyon 800 bin adet lambanın eskileri geri alınmak suretiyle dağıtılacağını bildirdi.
Öz, böylece hareket çerçevesinde bedeli en az 500 milyon YTL olan bir doğal gaz çevrim santral yatırımı ihtiyacının önlenebileceğini, yılda en az 75 milyon YTL’lik tasarruf sağlanacağını ve bunun karbondioksit emisyonlarının azaltılması bakımından 8 milyon ağaç dikilmiş gibi olacağını anlattı.
Söz konusu hareketin ilk aşamada 23 ilde başlayacağını belirten Öz, bu çerçevede Antalya ve Konyadaki ilköğretim okullarına dağıtılmak üzere ilk lambaların gönderildiğini söyledi.
-ALIŞVERİŞ MERKEZLERİNDE 300 MİLYON DOLARLIK TASARRUF-
Perakende sektöründe Enver hareketi hakkında bilgi veren Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Derneği (AMPD) Başkan Yardımcısı Servet Topaloğlu da perakende sektörünün 160 milyar dolarlık hacmi ile enerji, sağlık ve eğitimden sonra Türkiye’nin en büyük sektörü olduğunu kaydetti.
Türkiye’de her 10 çalışandan birinin perakende sektöründe istihdam ettiğini ve günde yaklaşık 15,5 milyon kişinin alışveriş yaptığını belirten Topaloğlu, perakende sektörünün yoğun enerji kullanan sektörlerden biri olduğuna dikkati çekti.
Cadde mağazaları dahil sektörün yıllık enerji faturasının yaklaşık 1,5 milyar dolar olduğunu belirten Topaloğlu, sektörde yıllık yüzde 20′lik bir tasarruf potansiyeli gördüklerini bunun da yıllık 300 milyon dolara denk geldiğini ifade etti.
Sektörde enerji verimliliği hareketi çerçevesinde her AVM ve perakende şirketinde en az bir enerji sorumlusunun tespit edileceğini ve bu sorumlunun saha çalışması yaparak, tasarruf potansiyelini belirleyeceğini anlatan Topaloğlu, ayrıca müşterilere dönük enerji tasarrufunu özendirecek kampanya ve promosyonların yapılacağını kaydetti.
Konuşmaların andından bina enerji yönetimine katılarak sertifika almaya hak kazanan AVM ve bazı perakende şirketleri temsilcilerine sertifikaları Bakan Güler tarafından verildi.
Güler, ayrıca programa katılan ilköğretim okulu öğrencilerine verimli lamba hediye etti.
-SORULAR-
Toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Bazı basın yayın organlarında, petrol fiyatlarındaki düşüşün doğal gaz fiyatlarına yansıtılmayacağı ve 2009 Mart ayına kadar doğal gaz fiyatlarının sabit tutulacağı şeklinde bazı haberlerin yer aldığının hatırlatılması üzerine Bakan Güler, ”hayır böyle bir şey doğru değil, yansıtacağız” dedi.
Basın mensuplarının, ”ocak ayında mı yansıtacaksınız?” şeklindeki sorusu üzerine Bakan Güler, ”evet yansıtacağız” yanıtını verdi.
Nükleer Santral İhalesinin bu hafta sonuçlanıp sonuçlanmayacağının sorulması üzerine de Bakan Güler, Nükleer Santral İhalesi için tek teklif veren firmanın, nükleer santral kriterlerinin yer aldığı ikinci zarfının TAEK tarafından incelendiğini, TAEK’in çalışmalarının bu hafta bitmesinin beklendiğini belirterek, ”bayramdan sonra ayın 19′u-20’si gibi TAEK’in görüşü netleşir, dolayısıyla biz de kararımızı açıklarız” dedi.
Güler:”Nabucco projesiyle ilgili olarak AB ile yoğun görüşmeler sürüyor. Hükümetlerarası anlaşma metni ilgili ortaklara verildi” [02/12/2008]
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Güler, Nabucco projesiyle ilgili bir soru üzerine, ”projeyle ilgili olarak AB ile yoğun görüşmelerin sürdürüldüğünü, hükümetlerarası anlaşma metninin de ilgili ortaklara verildiğini” söyledi.
Bakan Güler, Türkiye’nin uluslararası enerji politikasıyla ilgili soru üzerine de şöyle konuştu:
”Petrol ve doğal gazda şöyle bir durum var. Petrol daha şeffaf ve kuralları konmuş bir alan. Doğal gaz daha farklı. Petrolle para kazanılıyor, doğal gazla strateji oluşturuluyor. Kaynak ülkelerle ihtiyaç sahibi ülkelerin kuralları çok farklı. Rekabet ve şeffaflık aranan bir ortam. Türkiye olarak bu alana oyuncu olarak sonradan girdik. Önceleri edilgendik, şimdiyse etken bir aktör olarak devreye girdik. Türkiye önemli rol oynamaya başladı. Seyreden bir durumdayken kurallara katkısı olan bir ülke olduk.”
-ÜRETİM VE DAĞITIM ÖZELLEŞTİRMELERİ-
Bakan Güler, bir başka soru üzerine de elektrik dağıtım özelleştirmeleriyle ilgili olarak bölgelerin yapılandırılması çalışmalarının sürdüğünü belirtti. Güler, ”Özelleştirme İdaresi Başkanlığı danışmanlık ihalesi yapacak. Bu sırada dağıtım tesislerinin rehabilitasyonları da devam edecek” dedi.
Güler, elektrik üretim özelleştirmeleri konusunda da ”önceliğin termik santrallere verileceğini” vurguladı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Güler, gelecek yıl elektrik ve doğal gazda indirim olup olmayacağı yönündeki soru üzerine de, ”bunu söylemenin erken olduğunu, hesaplamaların petrol ve dolara göre yapıldığını” kaydetti.
Türkiye’de rüzgar enerjisinden sonra güneş enerjisinde de büyük bir atılım olacağını ifade eden Güler, Türkiye’nin 50 bin megavatlık doğal gaz santraline eşdeğer güneş potansiyeli bulunduğunu, bunun yarısının bile kullanılmasının müthiş bir imkan olacağını söyledi.
Enerji verimliliğiyle ilgili binalardaki yalıtımın önemine işaret eden Güler, binalardaki yalıtımın enerjide yüzde 60-70 oranında tasarruf sağladığını ifade etti ve Türkiye’deki tüm binalara yalıtım yapılması halinde 6-7 milyar dolar tasarruf sağlanacağını, bunun da cari önemli açığa katkısı olacağını belirtti.
-”NÜKLEER SANTRAL İHALESİNDE ZARFIN AÇILIP AÇILMAYACAĞI BU HAFTA BELLİ OLACAK”
Nükleer santral ihalesine ilişkin bir soru üzerine ise Güler, TAEK’in nükleer santral ihalesinde teklif veren Atomstroyexport-Inter Rao-Park Teknik (Türk-Rus) Ortak Girişim Grubuna yönelttiği sorulara dönük yanıtların geldiğini ve bu yanıtların bu hafta değerlendirileceğini bildirdi.
Alınan cevaba göre, üçüncü (fiyat) zarfın açılıp açılmayacağı belli olacağını belirten Güler, ”Zarfın açılıp açılmayacağı bu hafta belli olacak” dedi.
Sinop’ta da kurulması öngörülen nükleer santralle ilgili bir soru üzerine de kanunda değişiklik yapılması gerektiğini ifade eden Güler, söz konusu ihaleye daha sonra çıkılacağını söyledi.
Dar gelirlilere dağıtılan kömüre dönük eleştirilere ilişkin soru üzerine de Güler, dar gelirlilere dağıttıkları kömürlerin tartışmaya neden olduğunu ancak bu kömürleri 6 yıldır dağıttıklarını kaydetti. Güler, şunları söyledi:
”Seçimle alakası olan bir şey değil, biz bunları her ihtiyatlı aile gibi yazın dağıtmaya başlıyoruz. Çünkü herkes odun ve kömürünü yazın alır, yani kuruyken alır, bunu yaparak hiç ayrım gözetmeden dağıtıyoruz. Bu sosyal devlet olmanın gereği. Bu kömürler yerin altında duruyordu. Ama kimse ne kömürü düşünüyor, ne üşüyen dar gelirliyi düşünüyordu. Dolayısıyla biz sosyal hukuk devletinin gereğini yerine getiriyoruz. Tabii bu sözde olmuyor, çalışarak oluyor.
Biz bunu seçim aracı olarak hiç düşünmedik, çünkü herkese veriyoruz, ayrım yapmadan veriyoruz ve bu kömürü de çıkaran biziz, bulan biziz. Paketliyoruz, illere kadar taşıyoruz. Her yıl yaklaşık 1,5 milyon ton kömür bu şekilde dağıtılıyor. Bunun istihdama çok büyük katkısı var. TKİ de daha önce zarar eden bir kurumdu şimdi mali durumunu da düzeltiyor.”
Güler Sungurlu’da, OSB trafo merkezinin temel atma töreni ve doğal gaz kompresör istasyonu açılış törenine katıldı. [02/12/2008]
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını azaltmak için yoğun bir şekilde çalıştıklarını ifade ederek, ”Kendi gazımızı, kendi petrolümüzü bulduğumuz zaman bizi kimse tutamaz” dedi.
Güler, temel atma ve açılış törenlerinde yaptığı konuşmalarda, Çorum’un en az 40 yıl boyunca enerjide sıkıntı çekmeyeceğini söyledi.
Çorum doğal gaz kompresör istasyonunun hizmete açtıkları 7. kompresör istasyonu olduğunu ifade eden Güler, bu istasyon sayesinde Rusya’dan gelen gazın sadece Çorum bölgesine değil, İstanbul’a kadar ulaştırılacağını kaydetti.
Göreve geldiklerinde 9 ilde doğal gaz olduğunu, yaptıkları çalışmalarla bu sayıyı 63′e çıkardıklarını anlatan Güler, sadece Çorum’a doğal gaz getirmek için 900 TIR çelik boru taşındığını ifade etti.
Doğal gazın ”çevreci bir enerji kaynağı” olduğunu söyleyen Güler, ”Biz bunu niye yapıyoruz? Hava kirliliğiyle mücadele için, nefes darlığı çekenlerin sorununu ortadan kaldırmak için ve çocuklarımızın yanaklarının daha kırmızı olması için yapıyoruz” diye konuştu.
-YOĞUN ENERJİ DİPLOMASİSİ-
Türkiye’nin enerji ihtiyacını karşılamak için Azerbaycan, İran, Irak ve Türkmenistan’la görüşmelerin yoğun bir şekilde devam ettiğini ifade eden Güler, bu kapsamda ”yoğun bir enerji diplomasisi sürdürdüklerini” kaydetti.
Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını ortadan kaldırmak için çalıştıklarını belirten Bakan Güler, şunları söyledi:
”İnşallah Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümünde ülkemize bir hediyemiz olacak. O da petrol ve doğal gazda dışa bağımlılığımızı azaltacak, belki de ortadan kaldıracak, kendi gazımıza, kendi petrolümüze ulaşmak. Bununla ilgili sismik araştırmaları bitirdik. 5 yıl boyunca Karadeniz’i taradık. Şimdi sondaj zamanı geldi. 2009 bizim atılım yılımız olacak. Kendi gazımızı, kendi petrolümüzü bulduğumuz zaman, zaten bizi kimse tutamaz.”
-YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI-
Bakan Güler, bir taraftan elektrik enerjisinde önemli adımlar attıklarını, bir yandan da yenilenebilir enerji başta olmak üzere yerli kaynaklara yöneldiklerini, rüzgar, güneş ve sudan enerji üretmeye çalıştıklarını belirtti. Güler, ”Bizden önce 80 yılda üretilen elektriğe 100 dersek, biz 6 yılda buna 60 ekledik” dedi.
Türkiye’nin rüzgar enerjisinde Avrupa’da 35 ülke arasında sonuncu olduğunu, son dönemde yapılan çalışmalarla 11. sıraya yükseldiğini belirten Güler, hedeflerinin 1. veya 2. sıraya yükselmek olduğunu kaydetti.
Yapılan yasal düzenlemelerle 500 kilovata kadar ruhsat almadan herkesin enerji üretebileceğini anlatan Güler, 500 kilovat enerjinin 150 dairenin enerji ihtiyacını karşılayabileceğine dikkati çekti. Güler, böylece tüketicileri de aynı zamanda üretici durumuna getirdiklerini kaydetti.
Türkiye’deki rüzgardan enerji üretimini 17 megavattan 500 megavata çıkardıklarını vurgulayan Güler, rüzgar enerjisindeki hedefin de 2020 yılında 20 bin megavata çıkarmak olduğunu söyledi.
Konuşmasında güneş pillerine de değinen Güler, bu pillerin Çorum’da üretilebileceğini ifade etti.
Açılışı yapılan doğal gaz kompresör istasyonunun bir yıl gibi kısa bir sürede bitirildiğine dikkati çeken Güler, ”Bunu kendi mühendislerimizle gerçekleştirdik. Bu çalışmaları bir müteahhitlik hizmeti olarak dışarıya da vermek istiyoruz. BOTAŞ’ın bu konuda önemli çalışmaları var” diye konuştu.
-BOTAŞ GENEL MÜDÜRÜ DÜZYOL-
BOTAŞ Genel Müdürü Saltuk Düzyol da BOTAŞ’ın son yıllarda yatırım hamleleriyle öne çıktığını, Türkiye’deki boru hatlarının uzunluğunun 11 bin 800 kilometreye ulaştığını söyledi.
Açılışı yapılan kompresör istasyonuyla ilgili bilgi veren Düzyol, 65 dönem arazi üzerine kurulan ve 43 milyon dolara mal olan kompresör istasyonunun tamamen Türk mühendisler tarafından yapılan ilk kompresör istasyonu olduğunu bildirdi.
Kompresörün saatte 2, günde 50 milyon metre küp civarında doğal gaz taşıma kapasitesine sahip olduğunu belirten Düzyol, ”Bu kompresör vasıtasıyla halihazırda Karadeniz geçişli Mavi Akım boru hattıyla gelen Rus gazını tüketici merkezlerine ulaştırmış olacağız. Yıllık taşıma kapasitesi de yaklaşık 16 milyar metre küp olacak. Şu anda Türkiye tüketiminin 38 milyar metrek üp olduğunu düşündüğümüzde bu istasyon yüzde 40′lık Türkiye ihtiyacını tek başına taşıyabilecek” diye konuştu.
-TEİAŞ GENEL MÜDÜRÜ ÖZŞAHİN-
TEİAŞ Genel Müdürü İlhami Özşahin de iletim sistemi yatırımlarıyla ilgili bilgi verdi.
2003-2008 yılları arasında 323 projeyi tamamladıklarını belirten Özşahin, 139 projenin devam ettiğini, 83 projenin de önümüzdeki günlerde ihale edileceğini söyledi.
Söz konusu projelerin toplam tutarının yaklaşık 3 milyar YTL olduğunu belirten Özşahin, ayrıca önümüzdeki yıllarda ihale edilecek 214 proje daha bulunduğunu, bunların yatırım tutarının da 1 milyar YTL’nin üzerinde olduğunu kaydetti.
Özşahin, temeli atılan Sungurlu OGS bölgesi trafo merkezinin 154 kilovoltluk bir merkez olacağını, merkezin 19 Aralık 2009 tarihinde bitirilmesinin planlandığını, ihale bedelinin de 3,8 milyon YTL olduğunu anlattı.
Temel atma ve açılış törenlerine, Çorum Valisi Mustafa Toprak, Ak Parti Çorum milletvekilleri Murat Yıldırım ve Ahmet Aydoğmuş ile yerel yöneticiler ve vatandaşlar da katıldı.
Doğal gaz kompresör istasyonunun açılışından sonra Bakan Güler ve beraberindekilere istasyonla ilgili bilgi verildi.
Bakan Güler, törenlerden sonra karayoluyla Ankara’ya hareket etti.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, borlu çimentoyu tanıttı [26/11/2008]
Güler: ”Borun çimentoda kullanımıyla Türk tipi çimento geliştirdik. Artık bu ürün, inşaat, baraj, yol ve binalarda kullanılabilecek duruma geldi.”
Türkiye’nin milli kaynağı olan borun üzerine ”titrediklerini” ifade eden Güler, ”bugün Türk kahvesinden sonra yeni bir milli markayı, borlu çimentoyu tanıtmak için buradayız. Türk çimentosu bugünden itibaren literatüre girmiş olacak” dedi.
Dünya bor rezervlerinin yüzde 72’sinin Türkiye’de bulunduğunu, dünya bor piyasalarında ikinci olan Türkiye’nin, Eti Maden İşletmelerinin başarılı çalışmalarıyla birinci duruma geldiğini anlatan Güler, yeni ürünlerle bor cevherinde madencilikten kimyasallara geçiş konseptini uygulamaya koyduklarını söyledi.
Bor cevherinde artık katma değeri yüksek yeni ürünlere geçtiklerini, çinkoborat, borkarbür, ziraibor gibi kimyasallar ürettiklerini ifade eden Güler, ”borun hakkını vermeye çalıştıklarını” kaydetti.
-TÜRK TİPİ ÇİMENTO-
Bakan Güler, ”borun çimentoda kullanımıyla Türk tipi çimento geliştirdik. TSE’den standardını da aldık. Artık bu ürün, inşaat, baraj, yol ve binalarda kullanılabilecek duruma geldi. Bu ürünü ölçülebilir parametrelerle de tanımlayabiliyoruz” diye konuştu.
Borlu çimentonun ve bunun beton üretimindeki avantajlarını anlatan Güler, mukavemeti diğer çimentolara göre yüzde 70 daha fazla olan borlu çimentoyla artık depreme daha dayanıklı binalar yapılabileceğini vurguladı.
Çimento sektörünün çevre kirliliğine neden olan sektörler arasında yer aldığına dikkati çeken Güler, borlu çimento üretiminde karbondioksit salınımının yüzde 30 daha düştüğünü, böylece borlu çimento kullanımıyla çevre kirliliğinin önemli oranda azalacağını belirtti.
Normal çimento üretimindeki reaksiyon sırasında ortaya çıkan 1450 derecelik ısının, yüzde 10 kolemanit kullanımıyla 1325 dereceye düştüğünü ifade eden Güler, borlu çimentonun düşük ısı konusunda da avantajlı olduğunu ve önemli ölçüde enerji tasarrufu sağladığını kaydetti.
Borlu çimentonun beton mukavemetini artırdığını belirten Güler, ”Türk tipi çimentoyla beton daha güçlü olacak. Artık zemin üzerine daha yüksek binalar yapılabilecek ve betonda daha az çimento kullanılacak. Bir metreküp beton üretiminde 350 yerine 300 kilogram çimento kullanılacak” dedi.
Kitle beton kullanılan alanlarda hidratasyon ısısını azaltmak için su kullanıldığını, bunun da büyük maliyetler getirdiğini ifade eden Güler, borlu çimento kullanımının buna da çare olduğunu, hidratasyon ısısını giderdiği için maliyeti düşürdüğünü, soğutmada avantaj sağladığını söyledi.
Son zamanlarda dünyada nükleer santral yapımında yeni akım ortaya çıktığına işaret eden Güler, borun nötron tutucu ve nötrün kalkanı olarak kullanılabilme özelliğinin de bulunduğunu ifade ederek, ”Nükleer tesis yapılarında eğer borlu çimento kullanırsak gayet emniyette olabileceğiz” dedi.
-BORLU ÇİMENTONUN AVANTAJLARI-
Borlu çimentonun petrol sondajlarında ve beton yol uygulamalarında da kullanılabileceğini belirten Güler, şöyle konuştu:
”Özellikle duble yollarla birlikte köy yolları da dahil olmak üzere biz yolların betonlanmasını düşünüyoruz. Petrol ürünü olduğu için asfalt da dışarıdan geliyor. Üstelik asfalt yolun iki yılda bir bakımı oluyor. Bu beton yolların 20 yıla kadar çıkan ömrü var. Dolayısıyla bunu da yapmamız mümkün olabilecek. Yolların betonla kaplanması bize önemli avantajlar sağlayacak.
Borlu çimentonun su geçirgenliği yüzde 30 daha düşük, bu da avantaj. Kışın yollar donmasın diye tuz atıyoruz. Bunun da çevreye zararları oluyor. Burada da yüzde 15-30 arasında bir tasarruf sağlıyor. Mesela suda yapılacak köprü bacakları, Marmaray gibi tünel geçişleri… Burada eğer borlu çimento kullanılırsa aynı zamanda tuzlu suyun etkilerini de önlemiş oluyor.”
-”TÜRK KAHVESİNDEN SONRA TÜRK ÇİMENTOSU”-
”Biz Türk kahvesinden sonra Türk çimentosunu da kamuoyuna duyurmak istiyoruz” diyen Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Bu çimentonun kullanılması hem çevre açısından bir bilinç oluşturuyor, hem de inşaat tekniği açısından, mukavemet açısından önemli avantajlar sağlıyor. Üretiminde karbondioksit salınımı daha düşük ve maliyeti de düşük olduğu için inşaatların maliyetlerini de olumlu yönde etkileyecek. Daha mukavim bir binada kim oturmak istemez. Eğer bunu istiyorsak o zaman bu Türk tipi çimentoyu kullanmak durumundayız. Maliyeti de uygun. Böyle güzel bir ürünün ortaya çıkmasında katkıları olan bütün kurumlara teşekkür ediyorum.”
Borlu çimentodan 4 bin ton ürettiklerini bildiren Güler, ‘’standardize bir ürünümüz var. Artık bu çimentomuz görücüye çıkabilir” dedi.
Bakan Güler, borlu çimentonun, deniz yapıları, baraj gövdeleri, köprüler, viyadükler, beton yollar, yüksek yapılar, santral binaları gibi geniş potansiyel kullanım alanı olduğunu vurguladı.
Çimento üreticilerinden borlu çimento üretmelerini isteyen Güler, borlu çimentonun fiyatının normal çimentoya göre yüzde 15-20 daha düşük olacağını belirtti.
Artık borlu çimentonun uygulama aşamasına geçildiğini ifade eden Güler, DSİ’nin yapacağı 11 barajı borlu çimentoyla inşaa edeceğini bildirdi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Güler, AB’nin boru ‘üremeyi engelleyen toksik maddeler’ listesine almasına ilişkin bir soru üzerine de ”bu noktada bizim tezimiz gayet kuvvetli. Çünkü biz boru avuç avuç yemeyeceğiz. Bu netice itibariyle farelerde yapılan bir testin sonucu. o ölçüde zaten bor kullanılmıyor” dedi.
-”BİNALARDA DA KULLANILMASINI TAVSİYE EDERİM”-
Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası (İNTES) Başkanı Şükrü Koçoğlu, sorular üzerine kendilerinin de uzun zamandan beri borlu çimentoyu beklediklerini söyledi.
Şu anda bir baraj inşaatı olduğunu ifade eden Koçoğlu, söz konusu barajı borlu çimentoyla yapması durumunda, bunu bir yılda bitirmeyi hedeflediğini, ancak soğutmalı sistemle yapması halinde 2,5 yılı bulabileceğini vurguladı.
Soğutmalı sistemde maliyetin ciddi şekilde arttığını ifade eden Koçoğlu, ”borlu çimento, kullanıcı olarak inşaat sektörü için çok çok önemli. Kitle betonlarında çok önemli, yollarda önemli. Maliyeti düşürüyor mukavemeti artırıyor. Isı problemini barajlarda yüzde 30 civarında azaltıyor” diye konuştu.
Barajı borlu çimentoyla yapması durumunda maliyetin ortalama yüzde 15 azalacağını belirten Koçoğlu, ”ciddi bir tasarruf sağlıyor. Binalarda da kullanılmasını tavsiye ederim” dedi.
Cevap Yaz
Yorum göndermek için giriş yapmalısınız.