Elektrik Enerjisi kategori için arşiv kayıtları.

Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği

Gönderi Tarihi Aralık 25th, 2008 , Yazar :admin Kategorisi: Elektrik Enerjisi

(25 Eylül 2002 tarihli ve 24887 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.)

Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumundan :

Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği

BİRİNCİ KISIM

Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak, Tanımlar ve Kısaltmalar

Amaç

Madde 1 — Bu Yönetmeliğin amacı; dağıtım sistemine bağlanmak isteyen veya bağlı olan tüketiciler ile bu tüketicilere bağlantı anlaşması, perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma kapsamında hizmet veren taraflara uygulanacak standart, usul ve esasların belirlenmesidir.

Kapsam

Madde 2 — Bu Yönetmelik; tüketicilere dağıtım seviyesindeki hizmetlerin, yeterli, kaliteli ve sürekli olarak sunulması için;

a) Verimli ve kesintisiz hizmet sağlanmasına ilişkin olarak uyulması gereken hizmet kalitesi standartlarına,

b) Elektrik enerjisi tüketiminin tespiti ve tahakkuk ettirilmesine,

c) Tüketim amaçlı olarak elektrik enerjisi ve/veya kapasitenin rekabet ortamında temin edilebilmesi için uyulması gereken esas ve usullere,

d) Müşteri şikayetlerinin alınması, değerlendirilmesi ve müşterilerin bilgilendirilmesine yönelik esas ve usullere,

e) Müşterilerin hak ve yükümlülükleri ile müşteri zararlarının tazminine,

ilişkin hükümleri kapsar.

Perakende satış lisansı sahibi tüzel kişiler dışındaki üretim veya otoprodüktör veya otoprodüktör grubu veya toptan satış lisansı sahibi tüzel kişilerden elektrik enerjisi ve/veya kapasite satın alan serbest tüketicilere sağlanan perakende satış hizmetleri bu Yönetmeliğin kapsamı dışında olup, bu satış hizmetlerine ilişkin hükümler, lisans sahibi tüzel kişiler ile serbest tüketicilerin aralarında yaptıkları ikili anlaşmalar kapsamında düzenlenir.

Hukuki dayanak

Madde 3 — Bu Yönetmelik, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar ve kısaltmalar

Madde 4 — Bu Yönetmelikte geçen;

1. Kanun: 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununu,

2. Kurum: Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunu,

3. Kurul: Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunu,

4. Başkan: Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu Başkanını,

5. TEDAŞ: Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketini,

6. TEİAŞ: Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketini,

7. Abone grubu: Aynı hizmet standardına tabi gerçek ve tüzel kişileri,

8. Bağlantı anlaşması: Gerçek veya tüzel kişilerin dağıtım sistemine sürekli veya geçici olarak bağlantı yapmalarına ilişkin koşul ve hükümleri kapsayan anlaşmayı,

9. Bağlantı bedeli: Gerçek veya tüzel kişilerin dağıtım sistemine bağlantı yapmalarına ilişkin olarak yapılan masrafların karşılanmasını esas alan bedeli,

10. Bağlantı gücü: Bir kullanım yerinin elektrik projesinde belirtilen kurulu gücün, kullanma faktörü ile çarpılması suretiyle hesaplanan güç miktarını,

11. Dağıtım: Elektrik enerjisinin gerilim seviyesi 36 kV ve altındaki hatlar üzerinden naklini,

12. Dağıtım bölgesi: Bir dağıtım şirketinin lisansında tanımlanan bölgeyi,

13. Dağıtım tesisi: İletim tesislerinin bittiği noktadan itibaren, müstakilen elektrik dağıtımı için tesis edilmiş tesis ve şebekeyi,

14. Dağıtım sistemi: Bir dağıtım bölgesinde yer alan elektrik dağıtım tesisleri ve şebekesini,

15. Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği: 4/8/2002 tarihli ve 24836 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmeliği,

16. Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği: 11/8/2002 tarihli ve 24843 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmeliği,

17. Hizmet: Elektrik enerjisi ve/veya kapasite satışına yönelik olarak, bağlantı, sayaç okuma, ödeme bildirimleri ve müşteri hizmetlerine ilişkin diğer faaliyetleri,

18. İkili anlaşmalar: Gerçek veya tüzel kişiler ile lisans sahibi tüzel kişiler arasında ya da lisans sahibi tüzel kişilerin kendi aralarında özel hukuk hükümlerine tabi olarak, elektrik enerjisi ve/veya kapasitenin alınıp satılmasına dair yapılan ve Kurul onayına tabi olmayan ticari anlaşmaları,

19. İlgili mevzuat: Elektrik piyasasına ilişkin kanun, yönetmelik, tebliğ, genelge, Kurul kararları ile ilgili tüzel kişilerin sahip oldukları lisans veya lisansları,

20. İlgili tüzel kişi: İlgisine göre dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi ve/veya perakende satış lisansı sahibi tüzel kişiyi,

21. Müşteri: Perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşmalar yoluyla hizmet alan tüketicileri,

22. Perakende satış hizmeti: Perakende satış lisansına sahip şirketler tarafından, elektrik enerjisi ve/veya kapasite satımı dışında, tüketicilere sağlanan sayaç okuma, faturalama gibi diğer hizmetleri,

23. Perakende satış sözleşmesi: Bağlantı anlaşması mevcut olan kullanım yeri için, perakende satış lisansı sahibi tüzel kişi ile müşteriler arasında Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde, elektrik enerjisi ve/veya kapasite temini ile hizmet alımına yönelik olarak yapılan ticari faaliyetlere ilişkin koşul ve hükümleri kapsayan sözleşmeyi,

24. Perakende satış şirketi: Elektrik enerjisinin ve/veya kapasitenin ithalatı ve iletim sistemine doğrudan bağlı olanlar dışındaki tüketicilere perakende satışı ve/veya tüketicilere perakende satış hizmeti verilmesi ile iştigal edebilen tüzel kişiyi,

25. Serbest olmayan tüketici: Elektrik enerjisi ve/veya kapasite alımlarını sadece, bölgesinde bulunduğu perakende satış lisansı sahibi dağıtım şirketi veya perakende satış şirketlerinden yapabilen gerçek veya tüzel kişiyi,

26. Serbest tüketici: Kurul tarafından belirlenen elektrik enerjisi miktarından daha fazla tüketimde bulunması veya iletim sistemine doğrudan bağlı olması nedeniyle tedarikçisini seçme serbestisine sahip gerçek veya tüzel kişiyi,

27. Tarife: Elektrik enerjisinin ve/veya kapasitenin iletimi, dağıtımı ve satışı ile bunlara dair hizmetlere ilişkin fiyatları, hükümleri ve şartları içeren düzenlemeleri,

28. Tedarikçi: Müşterilerine elektrik enerjisi ve/veya kapasite sağlayan üretim şirketleri, otoprodüktörler, otoprodüktör grupları, toptan satış şirketleri, perakende satış şirketleri, perakende satış lisansı sahibi dağıtım şirketlerini,

29. Tüketici: Elektriği kendi ihtiyacı için alan serbest ve serbest olmayan tüketicileri,

ifade eder.

İKİNCİ KISIM

Başvuru ve Müşterilere İlişkin İşlemler

BİRİNCİ BÖLÜM

Bağlantı Başvurusu, Bağlantı Anlaşması, Sisteme Bağlantı Yapılması

Bağlantı başvurusu

Madde 5 — Yeni bir tesis veya kullanım yeri için dağıtım sistemine bağlanmak suretiyle elektrik enerjisi temin etmek isteyen gerçek veya tüzel kişi, bulunduğu dağıtım bölgesindeki dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiye doğrudan veya dağıtım bölgesinde faaliyet gösteren perakende satış lisansı sahibi tüzel kişi aracılığıyla başvurur.

Başvuruda bulunan mülk sahibi ve/veya sahipleri veya vekili, mülk kiraya verilmiş ise belgelemesi kaydıyla kiracı;

a) Tapu kaydını ve elektrik projesini,

b) İmar alanı içerisinde bulunanlar, 3194 sayılı İmar Kanununun 30, 31 inci maddelerine göre yapı kullanma iznini,

c) Köy yerleşik alanları ve civarında ve mezralarda bulunanlar, 3194 sayılı İmar Kanununun 27, 30 uncu maddelerine göre yapı kullanma iznini,

d) İmar ve köy yerleşim alanları dışında bulunanlar, Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüklerinden verilecek yapı kullanma iznine ilişkin belgeyi,

e) Ruhsat gerektirmeyen kullanım yerleri için mevzuat kapsamında ilgili mercilerden alınacak izin belgesini,

ibraz eder.

Kullanım amacıyla sınırlı bir süre için, dağıtım sistemine geçici bağlantı yaparak elektrik enerjisi temin etmek isteyen gerçek veya tüzel kişi, elektrik projesini ve kullanım amacının gerektirdiği izin belgesini ibraz etmek kaydıyla başvuruda bulunur.

Başvurunun değerlendirilmesi ve bağlantı anlaşması

Madde 6 — Gerçek veya tüzel kişilerin, dağıtım sistemine bağlantı talebinin dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde karşılanması ve bağlantı anlaşması yaparak hizmet verilmesi esastır.

Bağlantı için yapılan başvuru, dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından, dağıtım sisteminin mevcut durumu çerçevesinde genişleme yatırımı veya yeni yatırımın gerekli olması hususları da dikkate alınarak değerlendirilir.

Buna göre;

a) Dağıtım sisteminin mevcut durumunun bağlantı talebinin karşılanması için uygun olması halinde, 5 inci maddede belirtilen belgelerin ibraz edilmesi kaydıyla dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi ile başvuru sahibi arasında bağlantı anlaşması imzalanır.

b) Dağıtım sisteminin mevcut durumunun bağlantı talebinin karşılanması için uygun olmaması ve genişleme yatırımı veya yeni yatırımın gerekli olması durumunda; saha etüdü gerektirmeyen hallerde başvuru tarihinden itibaren on iş günü, saha etüdü gerektiren hallerde ise başvuru tarihinden itibaren yirmi iş günü içerisinde, bağlantı talebinin karşılanabileceği makul bir süre, gerekçeleri ile birlikte başvuru sahibine yazılı olarak bildirilir. Başvuru sahibinin söz konusu süreye itiraz hakkı saklı olup, bu konuda Kuruma başvurabilir. Başvuru, Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 38 inci maddesi hükümleri çerçevesinde Kurum tarafından değerlendirilir. Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından verilen görüşe ilişkin gerekçelerin Kurul tarafından uygun görülmemesi halinde, dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi ile başvuru sahibi arasında bağlantı anlaşması imzalanır.

c) Başvuru sahibinin (b) bendi kapsamında haksız bulunması veya bağlantı talebinin karşılanabilmesi için dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından bildirilen sürenin başvuru sahibi tarafından uzun bulunması ve bağlantı talebinin branşman hattı tesis edilerek karşılanabilir olması halinde gerekli yatırım başvuru sahibi tarafından üstlenilebilir. Bu durumda bağlantı projesinin hazırlanması başvuru sahibinin sorumluluğunda olup, bağlantı projesinin hazırlanabilmesine ilişkin etüt için gerekli olan tüm bilgiler dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından sağlanır. Bağlantı projesi, tamamlanmasını müteakip onay için dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiye sunulur. Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi, söz konusu proje üzerindeki incelemesini proje sunum tarihinden itibaren beş iş günü içerisinde tamamlayarak projeyi onaylar veya projeyi revizyon için başvuru sahibine iade eder. Proje revizyonunun gerekçeleri başvuru sahibine yazılı olarak bildirilir. Bağlantı projesinin onaylanması durumunda, dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi ile başvuru sahibi arasında, branşman hattının mülkiyet ve kullanım hakları ile finansman ve bağlantı koşulları gibi hususların düzenlendiği bağlantı anlaşması imzalanır.

Dağıtım sistemine geçici bağlantı yaparak elektrik enerjisi temin etmek isteyen gerçek veya tüzel kişi ile dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi arasında kullanım amacıyla sınırlı bir süreyi içeren bağlantı anlaşması imzalanır.

Bağlantı anlaşmasının imzalanmasını takiben ve anlaşmada yer alan süre içerisinde gerekli bağlantı varlıkları tesis edilerek, Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak belirlenen bağlantı bedeli, başvuru sahibi tarafından dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiye ödenir.

Bağlantı bedeli, bir defaya mahsus olmak üzere ve ilk bağlantı anlaşması yapılması esnasında tahsil edilir ve geri ödenmez.

Bağlantı anlaşmasında yer alan adresteki kullanım yeri var olduğu sürece, bağlantı anlaşması yürürlükte kalır ve söz konusu kullanım yerindeki müşteri değişikliği halinde yeni bir bağlantı anlaşması yapılması talep edilmez.

Sisteme bağlantı yapılması

Madde 7 — Bağlantı anlaşması yapmış olan gerçek veya tüzel kişinin müşteri olarak dağıtım sistemine bağlantısının yapılabilmesi için, perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşmanın dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiye tevsik edilmesi gereklidir.

Sisteme bağlantı yapılmadan önce, dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından;

a) İmar yerleşim alanında üç iş günü içerisinde,

b) İmar yerleşim alanı dışında ise beş iş günü içerisinde,

müşterinin ölçü cihazları ve devrelerinin uygunluğu kontrol edilerek sayaç ve ölçü devrelerinin ilgili bölümleri mühürlenir ve sayaç okuması yapılarak tespit edilen ilk endeks değeri ve sisteme bağlantı yapılması hakkında tutanak düzenlenir.

Müşterinin sisteme bağlanmasından sonra her türlü dağıtım hizmeti, dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından bağlantı anlaşması ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde karşılanır.

Bir başka müşteri mülkiyetindeki tesisten faydalanma

Madde 8 — Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi, mevcut müşterinin bağlantı anlaşması hükümleri çerçevesinde, söz konusu müşterinin mülkiyetindeki branşman hattı ve müştemilatından yeni bağlantı taleplerini karşılayabilir.

Bir başka müşteriye ait branşman hattının kullanılabilmesi için ödenmesi gereken hat katılım payının, dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından belirlenmesinde;

a) Branşman hattı ve müştemilatının toplam yatırım maliyetinin, branşman hattının ortak kullanılacak kısmına tekabül eden miktarı,

b) Branşman hattı yatırımının tamamlandığı tarih ile bağlantı talebinde bulunan başvuru sahibinin başvuru tarihi arasındaki süre zarfında Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanmış yeniden değerleme oranları,

c) Branşman hattının kalan amortisman süresinin toplam amortisman süresine oranı,

d) Bağlantı talebinde bulunan başvuru sahibinin öngörülen bağlantı gücünün branşman hattında mevcut bağlantı güçleri toplamına oranı,

dikkate alınır.

Hesaplanan hat katılım payına ilgili taraflarca yapılacak itirazların dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından gerekçeli olarak yanıtlanması zorunludur. Taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı durumlarda Kuruma başvuruda bulunulabilir.

Hat katılım payı , branşman hattının mülkiyet sahibi ile branşman hattına bağlanacak gerçek veya tüzel kişi arasında varılan mutabakat çerçevesinde yeni müşteri tarafından mevcut müşteriye ödenir. Ödemeye ilişkin belgenin dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiye ibraz edilmesinden sonra dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi ile branşman hattına bağlanacak gerçek veya tüzel kişi arasında bağlantı anlaşması imzalanır ve 7 maddede yer alan yükümlülüklerin de yerine getirilmesi kaydıyla yeni müşterinin dağıtım sistemine bağlantısı yapılır.

Bağlantı gücünde değişiklik yapılması

Madde 9 — Mesken aboneleri dışında kalan müşteriler, kendilerine ait tesislerdeki bağlantı gücünün yüzde yirmiden daha fazla artması halinde, tadilat projesiyle birlikte yedi iş günü içerisinde dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiye başvurur.

Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tadilat projesini inceler ve inceleme sonuçları ile uygulamaya esas cevabını onbeş gün içerisinde müşteriye yazılı olarak bildirir.

Bağlantı gücündeki artışın herhangi bir maliyet getirmesi halinde, ilgili mevzuat çerçevesinde işlem yapılır ve yapılan işleme ilişkin bedeller müşteriden tahsil edilir.

Bağlantı anlaşması, yapılan işlemleri içerecek şekilde tadil edilir.

Bu yükümlülüğünü yerine getirmeyen müşterilere usulsüz elektrik enerjisi tüketimine ilişkin ilgili mevzuat hükümleri uygulanır.

İKİNCİ BÖLÜM

Perakende Satış Sözleşmesi

Perakende satış sözleşmesi

Madde 10 — Perakende satış sözleşmesi asgari olarak; hizmet verilmesine ilişkin şartları, Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak ilgili abone grubuna uygulanacak tarife, sözleşme süresi ve sözleşmenin feshi gibi hükümleri içerecek şekilde düzenlenir ve perakende satış lisansı sahibi tüzel kişi ile müşteri arasında imzalanır. Perakende satış lisansı sahibi tüzel kişi, imzalanan her bir perakende satış sözleşmesi hakkında ilgili dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiye imza tarihini izleyen üç gün içerisinde yazılı olarak bilgi verir.

Perakende satış sözleşmeleri kapsamında, Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği çerçevesinde Kurum tarafından yapılan gelir ve/veya fiyat düzenlemesine aykırı olmamak kaydıyla, piyasada rekabeti geliştirecek ve uygulama açısından müşterilere kolaylık sağlayacak hususlar yer alabilir.

Perakende satış lisansı sahibi tüzel kişi, perakende satış sözleşmesinin sona erdirileceği tarihin en az üç iş günü öncesinden, ilgili dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiye yazılı olarak bilgi verir.

Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi, perakende satış sözleşmesi sona eren müşterinin yeni bir perakende satış sözleşmesi bulunmaması halinde, kullanım yerinin elektrik enerjisini keser.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Hizmet Kalitesi ve Kesintisiz Hizmet Sağlanması

Hizmet kalitesi

Madde 11 — Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi, ilgili mevzuat uyarınca bölgesinde bulunan tüm müşterilere eşit taraflar arasında ayrım gözetmeksizin yeterli, kaliteli ve sürekli elektrik enerjisi sunacak şekilde hizmet verir.

Perakende satış lisansı sahibi tüzel kişi, lisansı kapsamında faaliyet gösterdiği bir dağıtım bölgesi içerisinde bulunan tüm müşterilere, perakende satış sözleşmesi kapsamında eşit taraflar arasında ayrım gözetmeksizin aynı kalitede hizmet verir.

Elektrik kesintileri

Madde 12 — Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi, Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 51 inci maddesinde tanımlanan mücbir sebepler veya lisansında yer alan özel mücbir sebepler ya da programlı kesintiler dışında dağıtım sistemini, kendisinden hizmet alanlara kaliteli ve sürekli elektrik enerjisi sağlayacak durumda tutmakla yükümlüdür.

Müşteriler, programlı kesintiler hakkında dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından, kesintiden en az kırksekiz saat önce yazılı, işitsel veya görsel basın yayın kuruluşları aracılığıyla bilgilendirilir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Kaçak Elektrik Enerjisi Tüketimi ve Usulsüz Elektrik Enerjisi Tüketimi

Kaçak elektrik enerjisi tüketimi

Madde 13 — Gerçek veya tüzel kişiler tarafından, dağıtım sistemine veya sayaca veya ölçü sistemine ya da tesisata müdahale edilerek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, elektrik enerjisinin eksik veya hatalı ölçülerek veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmiş sayaçtan geçirilmeden mevzuata aykırı bir şekilde tüketilmesi, kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilir.

Kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesi esastır.

Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi, kaçak elektrik enerjisi tükettiği tespit edilen gerçek veya tüzel kişilerin elektriğini keserek Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunur.

Kaçak elektrik enerjisi tüketim bedeli, yapılan tespit çerçevesinde, ölçüm ve kontrol sonuçlarına göre düzenlenen belgelere dayanılarak hesaplanmak suretiyle, kullanım süresi ve bu süre içerisinde tüketilen elektrik enerjisi miktarı dikkate alınarak ilgili tüzel kişi tarafından gerçek veya tüzel kişiye 15 inci madde uyarınca belirlenen yöntemler çerçevesinde tahakkuk ettirilir.

Usulsüz elektrik enerjisi tüketimi

Madde 14 — Müşterinin;

a) Ölçme noktasından sonraki kendi elektrik tesisatından üçüncü şahıslara elektrik enerjisi vermesi,

b) Kendi adına perakende satış sözleşmesi olmadan daha önceki müşteri adına düzenlenen ödeme bildirimlerini ödemek suretiyle elektrik enerjisi tüketmesi,

c) Sayaç ve ölçü devreleri mühürsüz olduğu halde ilgili tüzel kişilere haber vermeden elektrik enerjisi tüketmesi,

d) Perakende satış sözleşmesinin imzalanmasından sonra dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından 7 nci madde çerçevesinde yapılması gereken bağlantı işleminin tamamlanmasını beklemeksizin bağlantı yapması veya yaptırması,

e) İlgili tüzel kişilere yapılmış başvuru olmaksızın, bulunduğu abone grubunun kapsamı dışında elektrik enerjisi tüketmesi,

f) Güç trafosunu değiştirdiği halde ilgili tüzel kişilere durumu yazılı olarak onbeş gün içerisinde bildirmemesi,

g) 9 uncu maddede belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesi,

hallerinde, usulsüz elektrik enerjisi tüketmiş sayılır. Ancak; (b), (c) ve (e) bentlerinde tanımlanan hallerde, usulsüz elektrik enerjisi tüketimi tespitinden önce ilgili tüzel kişilere başvuruda bulunulmuş olması ve bunun belgelenmesi durumunda, usulsüz elektrik enerjisi tüketimine ilişkin hükümler uygulanmaz.

Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından, usulsüz elektrik enerjisi tükettiği tespit edilen müşterinin elektriği kesilir.

Kaçak ve usulsüz elektrik enerjisi tüketimine yönelik ortak hükümler

Madde 15 — Kaçak ve usulsüz elektrik enerjisi kullanımına ilişkin olarak;

a) Tespit,

b) Süre,

c) Tüketim miktarı hesaplama,

d) Tahakkuk,

e) Ödeme,

yöntemleri ile diğer usul ve esaslar, dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından belirlenerek Kuruma sunulur ve Kurul onayı ile uygulamaya konulur. Bu yöntemlerde Kurul onayı olmaksızın değişiklik yapılamaz.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Sayaç ve Kontrol Ekipmanı

Genel hükümler

Madde 16 — Müşterinin aktif ve reaktif elektrik enerjisi tüketimi; 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanununa göre Türk Standartları, Avrupa Birliği Standartları ve ISO, IEC gibi uluslararası standartlardan herhangi birine uygun sayaçlar vasıtasıyla, bu standartlara uygun şekilde tesis edilmiş ölçüm sistemleri kurulmak suretiyle ölçülür.

Sayacın; 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunu hükümleri doğrultusunda dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından, her türlü ayar, kalibrasyon ve bakım için periyodik olarak kontrol ettirilmesi esastır. Periyodik kontroller için gerekli masraflar, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından belirlenen bedeller üzerinden, sayaç maliki tarafından karşılanır.

Sayaç yeri

Madde 17 — Sayaç ve ilgili ölçü aletlerinin yeri, ilgili mevzuat çerçevesinde dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından belirlenir. Sayaç, ilgili tüzel kişinin kolayca okuyabileceği şekilde tesis edilir.

İlgili tüzel kişi, teknik gereklilik halinde müşteri tesislerine ilave ölçü ve kontrol cihazları tesis edebilir. Müşteri, ilgili tüzel kişi tarafından tesis edilen sayaç, ölçü ve kontrol cihazları ile bunların tesis edileceği yerler için kira veya başka bir ad altında herhangi bir bedel talep edemez.

Sayaç kontrolü

Madde 18 — Sayacın arızalanması veya ölçme hassasiyetinden şüphe edilmesi halinde, ilgili tüzel kişi veya müşteri tarafından sayacın kontrolü talep edilebilir. Bu talep, dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunu hükümleri çerçevesinde karşılanır ve oluşan bedeller talep sahibi tarafından ödenir.

Sayacın tüketim kaydetmemesi

Madde 19 — Sayacın, müşterinin kusuru dışında herhangi bir nedenle tüketim kaydetmediğinin tespit edilmesi halinde, sayaç çalışır duruma getirildikten sonra müşterinin ödeme bildirimine esas iki tüketim dönemine ait tüketimlerinin ortalaması alınır ve bu ortalama söz konusu müşterinin yer aldığı abone grubundaki benzer tüketim eğilimine sahip diğer tüketiciler emsal alınmak suretiyle hesaplanan aynı dönemdeki tüketimlerin ortalaması ile kıyaslanır Müşterinin tüketim ortalaması, emsal alınan tüketicilerin ortalamasından fazla ise, geçmiş dönem tüketimleri müşterinin tüketim ortalaması dikkate alınarak hesaplanır ve tahakkuk ettirilir. Aksi takdirde, emsal alınan tüketicilerin tüketim ortalaması ile söz konusu müşterinin tüketim ortalaması arasındaki fark yüzde yirmiden az ise, müşterinin tüketim ortalaması dikkate alınarak geçmiş dönemdeki tüketimleri hesaplanır ve tahakkuk ettirilir. Aradaki fark yüzde yirmiden fazla ise, emsal alınan tüketicilerin tüketim ortalaması dikkate alınarak müşterinin geçmiş dönemdeki tüketimleri hesaplanır ve tahakkuk ettirilir.

Hesaplamaların yapılmasında, müşterinin sayacının normal olarak çalıştığı geçmiş yıllar tüketimleri ile müşterinin yer aldığı abone grubundaki benzer tüketim eğilimine sahip diğer tüketicilerin yıllık tüketimleri kıyaslanarak, tüketimde mevsimsel olarak meydana gelen değişiklikler de dikkate alınır. Müşteriye ilişkin yıllık veri olmaması halinde ise, hesaplamalarda dikkate alınacak mevsimsel değişiklikler aynı abone grubundaki benzer tüketim eğilimine sahip diğer tüketicilere ilişkin veriler göz önüne alınarak yapılır.

Perakende satış lisansı sahibi tüzel kişi tarafından yapılan tahakkuk işleminde sayacın tüketim kaydetmediği dönem birim fiyatları kullanılır ve gecikme faizi uygulanmaz.

Sayacın doğru tüketim kaydetmemesi

Madde 20 — Sayacın, müşterinin kusuru dışında herhangi bir nedenle doğru tüketim kaydetmediğinin tespit edilmesi halinde, sayaç çalışır duruma getirildikten sonra müşterinin ödeme bildirimine esas iki tüketim dönemine ait tüketimlerinin ortalaması alınır ve bu ortalama söz konusu müşterinin yer aldığı abone grubundaki benzer tüketim eğilimine sahip diğer tüketiciler emsal alınmak suretiyle hesaplanan aynı dönemdeki tüketimlerin ortalaması ile kıyaslanır Müşterinin tüketim ortalaması, emsal alınan tüketicilerin ortalamasından fazla ise, geçmiş dönem tüketimleri müşterinin tüketim ortalaması dikkate alınarak hesaplanır ve fark tahakkuk ettirilir. Aksi takdirde, emsal alınan tüketicilerin tüketim ortalaması ile söz konusu müşterinin tüketim ortalaması arasındaki fark yüzde yirmiden az ise, müşterinin tüketim ortalaması dikkate alınarak geçmiş dönemdeki tüketimleri hesaplanır ve fark tahakkuk ettirilir. Aradaki fark yüzde yirmiden fazla ise, emsal alınan tüketicilerin tüketim ortalaması dikkate alınarak müşterinin geçmiş dönemdeki tüketimleri hesaplanır ve fark tahakkuk ettirilir.

Müşterinin iki tüketim dönemi ortalaması, yer aldığı abone grubundaki benzer tüketim eğilimine sahip diğer tüketicilerin ortalamasından fazla ise, geçmiş dönem tüketimleri müşterinin ortalama tüketimi dikkate alınarak hesaplanır ve fark tahakkuk ettirilir.

Hesaplamaların yapılmasında, müşterinin sayacının normal olarak çalıştığı geçmiş yıllar tüketimleri ile müşterinin yer aldığı abone grubundaki benzer tüketim eğilimine sahip diğer tüketicilerin yıllık tüketimleri kıyaslanarak, tüketimde mevsimsel olarak meydana gelen değişiklikler de dikkate alınır. Müşteriye ilişkin yıllık veri olmaması halinde ise, hesaplamalarda dikkate alınacak mevsimsel değişiklikler aynı abone grubundaki benzer tüketim eğilimine sahip diğer tüketicilere ilişkin veriler göz önüne alınarak yapılır.

Tüketimdeki farklar, ilgili dönem birim fiyatlarıyla ve gecikme faizi olmaksızın, perakende satış lisansı sahibi tüzel kişi tarafından müşteriye tahakkuk ettirilir.

Yukarıda yapılan hesaplamalar sonucunda bulunan fark müşteri lehine ise, 23 üncü maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine göre iade veya mahsup işlemi yapılır.

ALTINCI BÖLÜM

Elektrik Enerjisi Tüketim Miktarının Tespiti ve Ödeme Bildirimleri

Elektrik enerjisi tüketim miktarının tespiti ve ödeme bildiriminde bulunulması

Madde 21 — Ön ödemeli sayaç kullanılması gibi haller dışında;

a) Ödeme bildirimine esas tüketim dönemi, ödeme bildirimlerinin hazırlanması ve müşteriye tebliği ile ilgili usul ve esaslar, perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşma hükümlerine göre düzenlenir.

b) Perakende satış lisansı sahibi tüzel kişi, müşteri sayacından ödeme bildirimine esas tüketim dönemleri itibarıyla dönem sonu endekslerini okur ve birbirini takip eden iki dönem arasındaki endeks farkı müşterinin elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilir.

c) Perakende satış lisansı sahibi tüzel kişi tarafından düzenlenen ödeme bildirimi, son ödeme tarihinden en az onbeş gün önce müşteriye tebliğ edilir.

Ödeme bildirimlerinde yer alan bilgiler

Madde 22 — Müşterilere düzenlenecek ödeme bildirimlerinde, Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde hazırlanan fiyatlandırma yöntemine göre asgari olarak aşağıdaki bilgiler yer alır;

a) Müşterinin adı-soyadı veya unvanı, adresi, kayıt numarası, dosya numarası, abone grubu,

b) Sayaç veya sayaçlara ait marka, tip ve seri numarası, çarpan, varsa akım ve/veya gerilim trafo oranları,

c) Tüketime esas ilk ve son endeksler ile okuma tarihleri,

d) Tüketilen elektrik enerjisi miktarı,

e) Tüketimin fiyatlandırılmasına esas enerji ve kapasite bilgileri,

f) Elektrik enerjisi birim fiyatları ve tüketim bedeli,

g) Vergi, yasal kesinti ve borçlar,

h) Son ödeme tarihi ve ödeme merkezleri,

i) Değiştirilen sayaç var ise aynı döneme ait tüketim değerleri,

j) Müşteri hizmetleri merkezinin telefon ve faks numaraları ile internet adresi,

k) Günlük enerji tüketim ortalaması,

l) Bir sonraki okuma dönemi,

m) Varsa geçmiş dönemlere ilişkin borç.

Hatalı bildirimde bulunulması

Madde 23 — Ödeme bildirimine ilişkin hatalar; hatalı sayaç okunması, yanlış tarife veya yanlış çarpım faktörü uygulanması, tüketim miktarı ve/veya bedelinin hatalı hesaplanması ya da mükerrer ödeme bildirimi düzenlenmesi gibi hususlardır.

Perakende satış lisansı sahibi tüzel kişiden kaynaklanan hatalı bildirimlere karşı, müşteri tarafından son ödeme tarihine kadar itiraz edilebilir. İtirazın yapılmış olması ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. İtiraza konu tüketim bedeli ile müşterinin bir önceki tüketim döneminde ödemiş olduğu tüketim bedeli arasındaki farkın yüzde otuzdan fazla olması durumunda müşteri, bir önceki dönemde ödemiş olduğu tüketim bedelini son ödeme tarihinden önce yatırabilir. Bu durumda müşteriye 24 üncü madde hükümleri uygulanmaz.

İtiraz, ilgili tüzel kişi tarafından başvuru tarihini izleyen en geç on iş günü içerisinde incelenerek sonuçlandırılır ve inceleme sonuçları müşteriye yazılı olarak bildirilir.

İnceleme sonucuna göre itirazın haklı bulunması halinde, itiraza konu tüketim bedeline dair fazla olarak tahsil edilen bedel tüketiciye üç iş günü içerisinde iade edilir veya müşterinin tercih etmesi halinde bir sonraki tüketim dönemine ait bedelden mahsup edilir.

İnceleme sonucuna göre itirazın haklı bulunmaması halinde, itiraza konu tüketim bedelinin eksik tahsil edilen kısmı, müşteriden tahsil edilir.

Zamanında ödenmeyen borçlar

Madde 24 — Zamanında ödenmeyen borçların tahsiline ilişkin hususlar; perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşmalar kapsamında düzenlenir.

Müşterinin perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşmalar kapsamında öngörülen ödemeleri zamanında yapmaması halinde dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından elektriği kesilebilir.

Perakende satış sözleşmesinde belirlenen gecikme faizi, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammını aşamaz.

Aynı kullanım yerine ait başka müşterilerin önceki dönemlere ilişkin tüketimlerinden kaynaklanan borçları, yeni müşterinin üstlenmesi talep edilemez.

Kesilmiş olan elektriğin yeniden bağlanması

Madde 25 — 10, 13, 14 ve 24 üncü maddeler uyarınca dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından elektriği kesilmiş olan müşterinin, ilgili yükümlülüklerini yerine getirmesi kaydıyla;

a) İmar yerleşim alanında iki iş günü içerisinde,

b) İmar yerleşim alanı dışında üç iş günü içerisinde,

elektrik enerjisi yeniden bağlanır.

Elektrik enerjisinin yeniden bağlanması için, müşteri tarafından dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiye makbuz karşılığı peşin olarak bir kesme-bağlama bedeli ödenir.

Kesme-bağlama bedelleri her yılın Ekim ayının sonuna kadar dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından belirlenerek Kuruma önerilir ve Kurul onayı ile yürürlüğe konulur.

YEDİNCİ BÖLÜM

Güvence Bedeline İlişkin Hükümler

Güvence bedeli

Madde 26 — Perakende satış lisansı sahibi tüzel kişi, kullanım yerinin değişmesi ve/veya perakende satış sözleşmesinin sona ermesi veya sözleşmenin feshi halinde, müşterinin elektrik enerjisi tüketim bedelini ödememesi ihtimaline karşılık olarak, borcuna mahsup etmek üzere güvence bedeli talep edebilir.

Güvence bedelleri ile bunların hesaplanmasına ve güncelleştirilmesine ilişkin usul ve esaslar, her yılın Ekim ayı sonuna kadar perakende satış lisansı sahibi tüzel kişi tarafından belirlenerek Kuruma önerilir ve Kurul onayı ile yürürlüğe konulur.

Perakende satış sözleşmesinin feshi veya sona ermesi durumunda perakende satış lisansı sahibi tüzel kişi, nakden tahsil edilen güvence bedelini, tüm borçların ödenmiş olması kaydıyla, güncelleştirerek, talep tarihinden itibaren en geç üç işgünü içerisinde ilgili gerçek veya tüzel kişiye iade eder.

Güvence bedeli alınmayacak müşteriler

Madde 27 — Ön ödemeli sayaç tesis edilmiş olan müşteriden güvence bedeli talep edilemez. Eski sayacını ön ödemeli sayaçla değiştiren müşterinin nakit güvence bedeli 26 ncı maddede belirtilen usuller çerçevesinde güncelleştirilerek iade edilir.

ÜÇÜNCÜ KISIM

Müşteri Hizmetlerine İlişkin Hükümler

BİRİNCİ BÖLÜM

Müşteri Hizmetleri Merkezi ve Müşteri Şikayetlerine İlişkin Genel Hükümler

Müşteri hizmetleri merkezi

Madde 28 — Dağıtım ve perakende satış lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından, faaliyet konuları ile ilgili olarak arıza bildirimi, kaçak ve usulsüz elektrik enerjisi kullanım ihbarları, şikayetler ve benzeri konularda yapılan başvuruların cevaplandırılması için yirmidört saat kesintisiz hizmet verecek şekilde, yeterli donanım ve personele sahip müşteri hizmetleri merkezleri kurulur.

Müşteri hizmetleri merkezinin telefon ve faks numaraları ile internet adresi ödeme bildirimlerinde yer alır.

İhbar ve şikayet başvurusu ile başvuruların yanıtlanması

Madde 29 — Arıza bildirimleri ile kaçak ve usulsüz elektrik enerjisi kullanım ihbarları şahsen, telefonla veya internet aracılığıyla yapılabilir. Bunların dışındaki başvurular, ilgili tüzel kişinin müşteri hizmetleri merkezine yazılı olarak yapılır.

Müşteri hizmetleri merkezi tarafından kaydedilen başvurular, onbeş iş günü içerisinde sonuçlandırılarak öngörülen işlem talep halinde başvuru sahibine yazılı olarak bildirilir.

Müşteri hizmetleri merkezlerine yapılan başvurulara ilişkin olarak ilgili tüzel kişiler tarafından öngörülen işlem hakkında başvuru sahibi ile ilgili tüzel kişi arasında bir anlaşmazlığın söz konusu olması halinde; başvuru sahibi tarafından Kuruma, ancak öngörülen işlemin ilgili mevzuata aykırılık teşkil ettiği iddiasıyla başvurulabilir. Kurum, gerekli gördüğü hallerde inceleme yapar veya yaptırır.

Kaçak ve usulsüz elektrik enerjisi kullanımına ilişkin ihbarları yapan kişilerin kimlikleri gizli tutulur.

Kayıtların tutulması ve raporlama

Madde 30 — Müşteri hizmetleri merkezine ulaşan tüm başvuru, ihbar ve şikayetler; hizmet güvenilirliği, hizmet dışı kalmalar ve diğer performans ölçütlerine ilişkin ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde, ilgili tüzel kişiler tarafından kayıt altına alınmak suretiyle raporlanır.

İKİNCİ BÖLÜM

Müşterilerin Bilgilendirilmesi ve Zararların Tazmini

Müşterilerin bilgilendirilmesi

Madde 31 — Müşterilerin yeterli, verimli, güvenli, sürekli ve ekonomik hizmet almalarını ve hizmet seçeneklerini öğrenmelerini teminen her türlü bilgilendirme faaliyeti, ilgili tüzel kişiler tarafından ilgili mevzuata uygun olarak yerine getirilir.

Müşterilerin bilgilendirilmesi görevi, ilgili tüzel kişinin müşteri hizmetleri merkezleri tarafından yürütülür. Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi, müşterilere ücretsiz olarak verilmek üzere film, kitap, broşür, katalog gibi araçlar hazırlar.

Tüketime ilişkin bilgi talebi

Madde 32 — İlgili tüzel kişi, müşterinin talebi halinde ve her takvim yılı içerisinde bir defaya mahsus olmak üzere, müşterinin geçmiş oniki aya yönelik elektrik enerjisi tüketimini ayrıntılı şekilde gösteren belgeyi ücretsiz olarak sunar.

Müşteri hakları ve zararların tazmini

Madde 33 — Bu Yönetmelik hükümleri uyarınca elektrik enerjisi hizmeti alan müşterilerin hakları ve zararlarının tazmini konusunda, Kanunun 11 inci maddesi ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri ile buna ilişkin diğer mevzuat hükümleri uygulanır.

DÖRDÜNCÜ KISIM

Çeşitli Hükümler

BİRİNCİ BÖLÜM

Bilgi Alma, Bilgilerin Paylaşılması ve Uygulanmayacak Hükümler

Bilgi alma

Madde 34 — Bu Yönetmelikte yer almayan ya da açıklık bulunmayan konularda; Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 50 nci maddesi çerçevesinde Kuruma başvuruda bulunulabilir.

Bilgilerin paylaşılması

Madde 35 — Talep edilmesi halinde ve serbest tüketicinin izni ile, serbest tüketici limitini aşan tüketicilerin adı, soyadı, unvanı ve kanuni ikametgah adresleri dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından tedarikçilere verilir. Bu bilgiler lisansta belirtilen faaliyetler dışında kullanılamaz.

Perakende satış şirketlerinin serbest olmayan tüketicilere elektrik enerjisi ve/veya kapasite satışı

Madde 36 — Perakende satış şirketlerinin lisansları kapsamında faaliyet gösterdikleri dağıtım bölgelerinde, serbest olmayan tüketicilere elektrik enerjisi ve/veya kapasite satışı yapabilmesi için;

a) Perakende satış şirketi tarafından aynı dağıtım bölgesinde yer alan ve talep eden tüm serbest olmayan tüketicilere perakende satış teklifi sunulmuş olması,

b) Perakende satış yapılan tüketicilerin sayaçlarının, Kurum tarafından yayımlanan tebliğe uygun çok zaman dilimli ölçüm yapabilen elektronik sayaçlar olması,

c) Perakende satış tarifelerinin Kurul tarafından onaylanmış olması,

zorunludur.

Yürürlükten kaldırılan hükümler

Madde 37 — 9/11/1995 tarihli ve 22458 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği 1 Mart 2003 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmıştır.

İKİNCİ BÖLÜM

Geçici ve Son Hükümler

Geçici Madde 1 — Kullanım amacıyla sınırlı bir süre için yapılan geçici bağlantılar hariç, perakende satış sözleşmeleri, 2003 yılı sonuna kadar bir yıldan daha az süreli olamaz.

Geçici Madde 2 — Bu Yönetmeliğin yürürlük tarihinden önce, tüketici bazında müstakilen bağlantı anlaşması ve perakende satış sözleşmesi yapılmaksızın ortak bir sayaç üzerinden elektrik enerjisi kullanan gerçek ve tüzel kişilerin bağlantı anlaşmalarının dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından, perakende satış sözleşmelerinin ise perakende satış lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından 2003 yılı sonuna kadar yapılması zorunludur.

Geçici Madde 3 — Bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden sonra 15 inci madde kapsamındaki kaçak ve usulsüz elektrik enerjisi kullanımına ilişkin tespit, süre ve tüketim miktarı hesaplama ve tahakkuk yöntemleri, 25 inci madde kapsamındaki kesme-bağlama bedelleri ile 26 ncı madde kapsamındaki güvence bedelleri ve bunların hesaplanmasına ve güncelleştirilmesine ilişkin usul ve esaslar, TEDAŞ ve bağlı ortaklıkları ile piyasada mevcut sözleşmeleri kapsamında faaliyet göstermekte olan diğer tüzel kişiler tarafından Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliğinin geçici 2 nci maddesi uyarınca düzenlenecek tarife önerileri ile birlikte Kuruma sunulur.

Geçici Madde 4 — Bu Yönetmeliğin yürürlük tarihinden önce müşteriler ile yapılmış olan sözleşme veya anlaşmalar, söz konusu sözleşmelerdeki güvence bedeline ilişkin hususlar aynı kalmak şartıyla, bağlantı anlaşması ve perakende satış sözleşmesi olarak ve müşterilerden herhangi bir bedel talep edilmeksizin dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından 2004 yılı sonuna kadar yeniden düzenlenir.

Geçici Madde 5 — Perakende satış sözleşmesi ile bağlantı anlaşmaları, Kurum tarafından 1 Ocak 2003 tarihine kadar çıkarılacak tebliğde yer alan usul ve esaslara göre düzenlenir.

Yürürlük

Madde 38 — Bu Yönetmeliğin geçici 3, 5 inci maddeleri Yönetmeliğin yayımı tarihinde, diğer maddeleri 1 Mart 2003 tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 39 — Bu Yönetmelik hükümlerini Başkan yürütür.

Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumundan >
Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği

Elektrik enerjisi

Gönderi Tarihi Eylül 1st, 2008 , Yazar :admin Kategorisi: Elektrik Enerjisi

Elektrik enerjisi hem sanayinin temel girdisi olması hem de kaynaklarının kısıtlılığı nedeniyle, hem sanayileşme açısından hem de ülkede gelişmişlik göstergesi olarak önemini korumaktadır.
Bu önem göz önüne alındığında elektrik enerjisi üzerine söylenecek her şey doğal olarak o ülkenin gelişmesi, sanayileşmesi ve toplumsal refahı üzerine bir şeyler söylemek anlamına gelmektedir.
Elektrik enerjisi kaynakları da tıpkı diğer doğal kaynaklar ormanlar, madenler, hava, su, denizler, akarsular vb gibi toplumların ortak kültürel varlıklarıdır. Kişilerin bu ortak varlıklardan ihtiyaçları oranında yararlanabilmesi bir haktır. Kimsenin bu hakkını kullanabilmesi engellenemez.
Kullanım kolaylığı, temizliği ve atık bırakmaması nedeniyle diğer enerji kaynaklarına göre elektrik enerjisi tüketiminin genel enerji tüketimi içindeki payı yıllar itibari ile artmaktadır. Şu anda dünyada genel enerji tüketimi içinde elektrik enerjisinin payı %35′in üzerindedir. Bu payın 2000′li yıllarda %40-50′ye yükselmesi beklenmektedir. Bu artış trendi elektrik enerjisinin bugün ne denli önemli olduğunu ve gelecekte de daha da önemli olacağının göstergesidir.
1970′li yıllarda dünyadaki genel ekonomik göstergelerde olduğu gibi enerjiye olan talepteki artış beklentilerin altında gerçekleşmiştir. 1973′teki petrol krizi ile başlayan süreç elektrik enerjisi üretiminde maliyetleri arttırdı. 1973′e kadar petrolün sınırsız ve ucuz olacağı gibi görünmez bir kural piyasaya hakimdi ve ancak durumun öyle olmadığı petrol krizi ile ortaya çıktı ve bu durum sanayi üretim sektörünü zorladı. Daha sonra petrol fiyatlarının düşmesine karşın petrole dayalı elektrik enerjisi üretimi riskli olarak kabul edildi ve petrole dayalı elektrik üretiminden bir kaçış yaşandı. Ancak dünyadaki otomotiv endüstrisindeki büyüme nedeniyle genel enerji tüketimi içinde petrolün payında bir azalma olmadığı gibi hızla arttı.
1973 petrol krizinin değişik olumlu etkileri de olmuştur. Bunlardan ilki elektrik enerjisi üretiminde güneş, rüzgar ve jeotermal gibi yeni seçeneklere yönelinmesi ve bu konudaki araştırma-geliştirme (AR-GE) çalışmalarının hızlanmasıdır. İkinci önemli etkisi ise enerjinin sonsuz olmadığı bu yüzden verimli kullanılması gereği ortaya çıkmıştır. Üçüncü bir etkisi de enerji kaynaklarının olabildiğince ulusal sınırlar içinden sağlanması fikrinin gelişmesidir. Dördüncü etki de diğer sanayi üretimlerinde olduğu gibi enerjinin de çevre boyutunun gündeme gelmesidir. Bütün bu etkiler birlikte değerlendirildiğinde enerjide planlama kavramı ön plana çıkmaktadır.
2. Elektrik Enerjisinde Verimlilik
Elektrik enerjisinin üretildiği anda tüketilmesi - depo edilememe özelliği vardır- gerekliliği nedeniyle elektrik enerjisi üretiminde, dağıtımında ve tüketimindeki verimlilik kavramları önem kazanmaktadır. Üretimde verimlilik, dağıtımda verimlilik ve tüketimde verimlilik ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken kavramlardır.
Elektrik enerjisi -kalitesinden taviz verilmeden- olabilen en düşük maliyetle üretilmelidir. Yani teknik verimlilik kavramından olabildiğince yararlanılmalıdır. Bu kavram tamamen üretimde seçilen teknolojiyi bağlamaktadır. Son derece kritik bir seçimdir ve geriye dönüşü veya değiştirilmesi son derece pahalıdır.
2.1. Dinamik(Dağıtımda) Verimlilik
Dinamik verimlilik, bu kavram bütünüyle elektrik enerjisinin depo edilememe özelliğinden hareketle üretim, iletim veya dağıtımın yatırımını ihtiyaç duyulacağı zamandan geriye doğru giderek, yatırım sürelerini de dikkate alarak zamanında yapmayı gerektirir. Zamanından önce yapılmış yatırımlar karşılığında kullanım olmadığı için karşılıksız bir yatırım olarak maliyetleri yükseltici bir etkendir. Yine İhtiyaç olduğu halde gerekli üretim yoksa bu durum da başta sanayi üretimini olmak üzere yaşamımızdaki her şeyi olumsuz etkileyecektir.
2.2 Tüketimde Verimlilik
Tüketimde verimlilik ise büyük oranda sanayileşmeye bağlıdır. Bu yüzden sanayi üretiminde seçilen teknolojiler son derece önemlidir. Yani çok yoğun enerji tüketen teknolojilerden az yoğun enerji tüketen teknolojilere doğru bir geçiş yapılmalıdır. (Fransa’nın kendi ülkesindeki çimento fabrikalarını tasfiye ederek başka ülkelerde çimento fabrikası alması veya kurması tamamen enerji tasarrufuna yöneliktir.) Aliağa’da sadece ark ocaklı demir çelik üretimine yönelik olarak 4.500 MVA’lık bir kurulu güç vardır. Bugün demir çelik teknolojisindeki gelişmeler değişik ebattaki profillerin doğrudan demir-çelik fabrikasında üretilmesini olanaklı kılmaktadır. Aliağa’daki tesislerin ekonomikliği çok iyi etüt edilmelidir.
Tüketimin diğer önemli boyutu da konutlar ve ticarethanelerdir. Ofis ve ev cihazlarında, aydınlatma ampullerinde az enerji tüketen teknolojiler gittikçe yaygınlaşmaktadır. Bu gelişmelerden yararlanılmalıdır.
Elektrik Enerjisi bir Kamu Hizmetidir ve Kamu Hizmetlerinde Esas Olan Hizmetin Düzenli Sağlanmasıdır.
Elektrik enerjisinde etkinlik ülke genelinde her yerde ihtiyaç duyulduğunda elektriğin aynı kalitede ve yeterli miktarda olması anlamına gelmektedir. Yani, elektrik enerjisinde verimlilik kavramı salt bir teknik verimlilik - yani kar/zarar - esasında değil, ülke içi dengeler ve sosyal etkiler de dikkate alınarak bir değerlendirme yapılması anlamına gelmektedir.
3. Satışa Esas Elektrik Enerjisi Maliyeti Nasıl Hesaplanır?
Üretim noktalarının yaygınlığı, dağıtım ağının yaygınlığı veya iletim hatlarının uzunluğu gibi etkenlerden dolayı maliyet üzerine etkileri azalsa bile, bugün dünya genelinde kabul görmüş elektrik enerjisi maliyetlerine bakıldığında; ortalama maliyetin %50’si üretimden, %20’si iletimden ve %30′u da dağıtımdan kaynaklanmaktadır. Yani üretimde, iletimde ve dağıtımda maliyetleri düşürmek için verimlilik ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
4. Elektrik Enerjisi Üretiminde Teknoloji Seçimi
Elektrik enerjisi ikincil bir enerji kaynağıdır. Yani başka enerji kaynakları kullanılarak elde edilir. Elektrik enerjisi üretimi yapılırken yaşanılan sorunlar, maliyetleri ve elektrik enerjisinin yaşamsal önemi düşünüldüğünde üretim teknolojisi seçiminde son derece dikkatli davranılması gereklidir. Çünkü yapılan yatırımlardan geriye dönüş son derece pahalıdır. Bu açıdan üretim teknolojisi ve bu teknolojilere uygun kaynaklar seçilirken aşağıdaki etkenler dikkate alınmalıdır.
- Seçilen teknoloji güvenli olmalıdır,
- Kullanılacak kaynak olabildiğince ulusal olmalıdır,
- Seçilen teknoloji ucuz olmalıdır,
- Yenilenebilir ve çevreci olmalıdır.
Bu kriterler düşünüldüğünde üretimde ulusal kaynaklara dayalı bir seçimin yapılması ve başta çevresel etkiler olmak üzere diğer toplumsal maliyetlerin ve getirilerin dikkate alınması gereklidir.
4.1. İlk kuruluş Maliyetlerinin Karşılaştırılması
Kilowatt başına kuruluş maliyetleri açısından değerlendirildiğinde aşağıdaki tablo ile karşılaşılır.
- Hidro Elektrik Santraller (baraj gövdesine bağlı olarak değişir) =750 - 1.200 US$
- Linyite Dayalı Termik Santraller =1.600 US$
- İthal Kömür Dayalı Termik Santraller =1.450 US$
- Doğalgaza Dayalı Termik Santraller =680 US$
- Nükleer Santraller =3.500 US$
- Rüzgar Santraller =1.450 US$
- Petrole Dayalı Termik Santraller =2.000 US$
- Fotovoltaik Piller (Güneş Enerjisine Dayalı Santraller, henüz rekabet edebilir bir teknoloji geliştirilmedi) =?.???? US$
4.2. Marjinal Maliyetlerin Karşılaştırılması
Elektrik enerjisinde kuruluş maliyetlerinin yanı sıra elektrik enerjisinin marjinal maliyeti önemlidir. Yani bir birim elektrik enerjisi üretimi için gerekli girdi miktarının maliyeti önemlidir. Dolayısıyla salt kuruluş aşamasındaki maliyetlere bakarak ucuzluk veya pahalılık değerlendirmesi yapılması doğru değildir.
Marjinal maliyetler açısından değerlendirildiğinde en ucuz elektrik enerjisi üretimi hidrolik santrallerdedir. İkinci en ucuz üretim ise ulusal kaynaklara dayalı linyit santrallerıdır. Daha sonra doğal gazlı santraller, ithal kömüre dayalı santraller, rüzgar santrallerı, petrole dayalı santraller, nükleer santraller ve fotovoltaik piller gelmektedir.
Hidro Elektrik Santrallerde=0.0005 US$
Linyite Dayalı Termik Santrallerde=0.0250 US$
Doğalgaza Dayalı Termik Santrallerde=0.0300 US$
İthal Kömüre Dayalı Termik Santrallerde=0.0350 US$
Rüzgar Santrallerinde=0.0450 US$
Petrole Dayalı Termik Santrallerde=0.0600 US$
Nükleer Santrallerde=0.0750 US$
Fotovoltaik Piller=0.2500 US$
4.3. Üretim Kaynaklarının Ulusal Olmasının Karşılaştırılması
Kaynakların ulusallığı yani kaynağın her an kullanıma hazır olması düşünüldüğünde sıralama hidrolik, rüzgar, güneş ve linyit santralleri şeklinde belirlenmektedir.
4.4. Seçilen Teknolojinin Güvenilirliğinin Karşılaştırılması
Teknolojinin güvenilirliği sıralaması yapıldığında; hidrolik, termik teknoloji ve rüzgar santralleri ilk sıraları oluşturmaktadır. Güvensizlik sıralamasında ise Nükleer Teknoloji ilk sırada yer almaktadır.
Özellikle 1986 Çernobil faciasına kadar sorunsuz olduğu, kaza riskinin sıfır olduğu ve atık sorunu olmadığı gibi ön koşulsuz kabul edilen nükleer teknolojinin hiçte güvenli olmadığı ve geçmişte çok fazla sayıda ölümlü kazaya neden olduğu ve santral çevresinde ve çalışanlarında kanser riskinin yüksek olduğu artık bilinmektedir. 1950′lerde insanlığı kurtaracağı iddiasıyla sunulan nükleer teknolojiden bugün insanlık kurtulmaya çalışmaktadır. Nükleer santrallerle ilgili bir diğer gerçeklik ise nükleer santral teknolojisi ile nükleer silah teknolojisinin paralel yürüdüğü gerçeğidir. Soğuk savaşın sona ermesi ile nükleer silah teknolojisindeki gerileme nedeniyle nükleer atıkların artık devlet tarafından alınmaması (daha önceden atıklar silah vb teknolojilerde kullanılmak üzere devlet tarafından satın alınmaktaydı.) atıkların ortalıkta kalması saklanamaz boyuta gelmesi daha önceden gizlenen felaketin en önemli boyutunu oluşturmaktadır. Nükleer santrallerden çıkan ve yarılanma süreleri binlerce yıl olan radyoaktif atıkların güvenli bir şekilde depolanabilmesi bugün teknolojik olarak olanaklı değildir.
4.5. Çevresel Etkiler Açısında Karşılaştırma
Çevresel etkiler sıralamasında ise rüzgar, güneş, hidrolik, termik ve nükleer santraller şeklinde bir sıralama oluşmaktadır.
4.6. Yenilenebilir Olma Özelliği
Yenilenebilir olma özelliği ise sadece hidrolik, rüzgar ve güneş için geçerlidir.
5. Elektrik Enerjisi Planlamasında Esas Alınması Gereken Parametreler
5.1. Elektrik Enerjisi Yapısı Gereği Merkezi Planlamayı Zorunlu Kılar
Elektrik enerjisi temel bir maldır ve depo edilemezliği nedeniyle üretildiği anda tüketilmek zorundadır. Bu yüzden üretiminden, iletimine ve dağıtımına kadar merkezi bir planlamayı zorunlu kılar. Merkezi planlama ihtiyacın tespiti ve buna yönelik yeni üretim merkezlerinin, yeni iletim hatlarının kurulmasının yanı sıra maliyetlerinin düşürülmesi ve tüketiciye ulaşmada gerekli teknolojik yeniliklerin yapılmasını zorunlu kılar.
Yani büyümenin getirdiği ek yatırımların yanı sına yıpranmaya karşı yenileme ve yeni teknolojilere uygun alt yapıların yapılması zorunludur. Bu da ancak ve ancak merkezi bir planlama ile olanaklıdır.
5.2. Elektrik Enerjisi Verimli Kullanılmalıdır
Elektrik enerjisi kaynaklarının kısıtlılığı ve yeni seçeneklerin (rüzgar, güneş vb) henüz büyük ölçekte uygulanma şansının olmadığı bir dünyada (nükleer enerjiyi başka atık sorun olmak üzere bir dizi teknolojik sorunu çözemediği ve çevre ve insan sağlığı açısından taşıdığı riskler nedeniyle seçenek olarak görmezsek) tüm ülkeler enerjilerini son derece verimli kullanmak üzerine planlar yapmaktadır. Yani yoğun enerji tüketen sektörlerden az enerji tüketen sektörlere bir geçiş yapılmaktadır. Böylelikle diğer sektörlere daha ucuz ve daha fazla enerji verilmektedir. Yine gelişmiş ülkeler elektrik enerjisi ile çalışan tüm cihazlarında az enerji tüketen teknolojilere yönelmektedirler.
5.3. Elektrik Enerji Politikaları Sanayileşme Politikalarına ve Nüfus Planlamasına Bağlıdır
Sanayinin temel girdisi olması nedeniyle elektrik enerjisi üzerine söylenecek her şey ülkenin sanayileşmesi ve kalkınması üzerine bir şeyler söylemek anlamına geldiği için bu konuda atılacak adımlar bu enerjiyi tüketecek olan sanayide de paralel adımların atılması anlamına gelecektir. Ya da daha doğru bir deyişle önce sanayide doğru bir planlama yapılmalı ve buna uygun elektrik üretim, iletim ve dağıtım planı yapılmalıdır. Yine elektrik enerjisi tüketimi nüfus artışıyla ilgilidir. Dolayısıyla yıllar itibariyle nüfus artışı ve artış trendi, nüfus planlaması dikkate alınmalıdır.
5.4. Elektrik Enerjisi Büyük Ölçekli Yatırımları Gerektirir
Enerji sanayinin vazgeçilmez ve en önemli girdisi olduğundan enerjideki her çeşit dalgalanma ve kesinti sanayide maliyetlerin artmasına ve sanayi ürünlerinin dünya ölçeğinde rekabet şansının azalmasına neden olmaktadır. Yani enerjide üretim maliyetinin son derece düşük olması gerekmektedir. Enerjide maliyet düşürmenin en temel yolu da büyük ölçekli yatırımlara gidilmesidir. Yani ölçek ekonomisinden yararlanılır.
5.5. Elektrik Enerjisi Tüketimi Bir Ülkenin Gelişmişlik Göstergesidir
Enerjinin tüketimi diğer göstergeler yanında bir ülkenin en önemli gelişmişlik göstergelerinden birisidir. Bu göstergenin anlamlı olabilmesi için ülke genelinde bir bütünlük göstermesi gerekmektedir. Bu da ülke genelinde yaygın, düzenli bir iletim ve dağıtım ağının kurulmasını zorunlu kılar. Ülkenin her kesiminde okul, hastane, konut vb. zorunlu tüketim merkezleri olduğu düşünülürse, fiziki büyüklüğe bakılmaksızın elektrik enerjisinin ülkenin her kesimine aynı şekilde ulaştırılması zorunluluktur. Bu da elektrik enerjisinin temelde hizmet amaçlı bir mal olduğunun en önemli göstergesidir.
5.6. Elektrik Enerjisi Dağıtımı Yapısı Gereği Rekabete Uygun Değildir Enerji üretim, iletim ve dağıtım teknolojisinin dünyada ulaştığı boyut henüz aynı bölge içerisinde birden fazla iletim ve dağıtım şebekesi kurulmasına olanak vermemektedir. Birden fazla iletim ve dağıtım hattı tesisinin maliyeti getirisi yanında çok fazladır. Bu da elektrik enerjisi iletim ve dağıtımında rekabete açık bir yapı olmadığı anlamına gelir. İletim ve dağıtımın rekabete uygun olmaması, yani tekel olması üreticilerinde tek alıcısının bu tekel olacağı anlamına gelmektedir. Bu da üretimde bir rekabet ortamının olmadığı anlamına gelir.
5.7. Elektrik Enerjisi Yapısı Gereği Kamu Tekelini Zorunlu Kılar Elektrik enerjisi üretimi, iletimi ve dağıtımı yapısı gereği doğal bir tekeldir. Bu özellik elektrik enerjisinin bir kamu hizmeti olması gerçeğiyle birleştiğinde kamu tekelinin zorunluluğu ortaya çıkar.
5.8. Elektrik Enerjisinde Ticari Karlılık Değil, Toplumsal Yarar ve Katma Değer Önemlidir Elektrik enerjisi diğer tüm kamu hizmetlerinde olduğu gibi ticari karlılığıyla değil toplumsal yararı ve katma değeri dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

Türkiye’nin Elektriği

Gönderi Tarihi Şubat 8th, 2008 , Yazar :admin Kategorisi: Elektrik Enerjisi

Türkiye nin ilk elektrik üreteci 1902 yılında Mersin-Tarsus’ta tesis edilen, bir su değirmenine bağlanmış 2 kW. gücünde bir dinamodur.
1914 yılında Osmanlı’nın ve Türkiye’nin ilk kayda değer elektrik üretim tesisi olarak Silahtarağa Termik Santralı hizmete girmiştir. 14 Şubat 1914 te açılan bu tesis ekonomik ömrünü tamamladığı 1983 yılına kadar hizmet vermiştir.
1930 lu yıllara kadar ülkemizdeki elektrik çalışmaları, genelde yabancı işletmelerin elinde olan küçük yerel santraller ve onların beslediği birbirlerinden ayrı yerel dağıtım şebekelerinin işletilmesi şeklinde olmuştur.
1939 yılında yabancı şirketlere verilmiş olan bu imtiyazlar devletleştirilerek genellikle dağıtım hizmetleri belediyelere devredilmiştir
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1923 yılında kurulu güç 33 MW ve yıllık üretim 45 milyon kWh iken; 1935 yılına gelindiğinde, kurulu güç 126.2 MW. üretim ise 213 milyon kWh, elektriklenmiş il sayısı ise 43′tür
1933 yılında 2301 sayılı Kanun ile İller Bankası kuruldu.
1935 yılında, 2805 sayılı Kanun ile kurulan Etibank’ın 3 ana işlevinden biri elektrik işletmeciliği olarak düzenlenmiştir..Yine aynı yıl,
2804 sayılı Kanun ile Maden Tetkik Arama (MTA),
2819 sayılı Kanun ile Elektrik İşleri Etüd İdaresi (EİEİ) kurulmuşlardır
1954 yılında Devlet su İşleri (DSİ) kurulana kadar hidroelektrik tesis dahil tüm üretim ve dağıtım Etibank önderliğinde bu kuruluşların katkılarıyla yürütülmüş, küçük kapasiteli dizel ve hidrolik santraller ve birçok sanayi kuruluşunun ve belediyelerin işlettiği dizel santraller ile şehirlerin elektrik ihtiyaçları karşılanmaya çalışılmıştır.
1948 yılında, Silahtarağa Termik Santralı’ndan o güne en büyük tesis olan Zonguldak Çatalağzı Termik Santralı devreye girmiş ve 1952 yılında 154 kV’luk bir ENH (Enerji nakil hattı) ile İstanbul’a elektrik takviyesi yapılmıştır. Bu ENH tı, ulusal enerji sistemimizinde (Enterkonnekte sistem) başlangıcını oluşturmuştur.
1950′li yıllarda, kurulu gücümüz 407.8 MW , yıllık üretimimiz ise 500 bin kWh’a ulaşmıştır. 1956 yılında 3 önemli tesis ulusal elektrik sistemine bağlanmıştır. Bunlar;
Adana yakınlarında Seyhan barajı ve HES,
Ankara yakınlarındaki Sarıyar barajı ve HES ile
Kütahya yakınlarındaki Tunçbilek Termik santralıdır.

1956 yılında Türkiye’nin iftiharı Sarıyar barajı ilk iki ünitesi toplam 80 MW güç ile hizmete girmesinden tam 14 yıl önce, 1942 yılında ABD de hizmete giren Grand Coulee Barajı 24 generatörlü 6180 MW gücünde idi. (Cumhuriyet tarihimizin en büyük projesi Atatürk Barajı 2400 MW gücündedir.

1958 yılında Nazilli yakınlarında Kemer barajı ve HES,
1959 yılında Kırşehir yakınlarında Hirfanlı barajı ve HES,
1960 yılında Manisa yakınlarında Demirköprü barajı ve HES o yıllarda kurulan hidroelektrik tesislerdir.

1970 yılında 1312 sayılı yasa ile TEK (Türkiye Elektrik Kurumu) kurulmuş,Belediyeler ve İller Bankası dışında bütünlük sağlanmış, bazı istisnalar dışında üretim, iletim ve dağıtım tesislerinin yapım ve işletilmesi ile elektrik sektörünün planlanması tekel statüsüyle TEK e verilmiştir.
Bu tarihte de kurulu gücümüz 2234.9 MW üretimimiz ise 8 milyar 623 milyon kWh seviyelerine yükselmiş, ilk 380 kV ENH sisteme dahil edilmiştir. 1970 yılında elektriklenmiş köy sayısı % 7 dir.
1972 yılında, Türkiye’nin o güne kadar ki en büyük baraj ve HES i olan Eskişehir yakınlarındaki 300 MW gücündeki Gökçekaya barajı ve HES ile yine en büyük termik santral projesi olan Seyitömer Termik santralı devreye alınmıştır.
1975 yılında Fırat üzerindeki ilk incimiz Keban barajımız , o yıla kadar kurulan tüm barajlı santralarımızın toplamından daha büyük kurulu güce sahipti. (1330 MW)
Türkiye kurulu gücü 1980 yılında 5118.7MW’a üretimi ise 23 milyar 275 milyon kWh kapasitesine ulaşmıştır.
1982 yılında Belediyeler ve Birliklerin ellerindeki elektrik tesisleri TEK’e devredilmiştir. Bu tarihten itibaren de enerjinin üretimi, dağıtımı ve satışları bu kurum (TEK) tarafından yapılması sağlanmıştır. Bu dönemde de yine kurulu gücümüz 6638.6 MW,üretimimiz ise 26 milyar 552 milyon kWh olarak gerçekleşmiş, bu yıl elektriklenmiş köy sayısı  % 61′e ulaşmıştır.bu yıllarda birde cayırha termik santrali yapılmıştır 300MW 2 ünite daha sonra 2000 yıllında 2 ünite daha faliyete gecmiştir 320MW ŞİMDİ TOPLAM 620 MW’tır

1984 yılında kabul edilen 3096 sayılı yasa ile TEK’in tekel statüsü kaldırılmış, yerli ve yabancı Sermaye Şirketlerine üretim tesisi kurmak ya da mevcut üretim ve dağıtım tesislerinin mülkiyeti TEK’da kalmak üzere işletme hakkı devralmak suretiyle faaliyette bulunma imkânı verilmiştir.
12 Ağustos 1993 te TEK; ikiye ayrılarak üretim ve iletimden sorumlu TEAŞ, dağıtımdan sorumlu TEDAŞ kurulmuştur.
Bu dönemde Yap-İşlet Devret (YİD) modeli ile kurulması kabul edilen üretim tesislerinin finansmanının teşebbüs sahiplerince sağlanması, üretilen tüm enerjinin TEK tarafından satın alınması benimsenmiştir.
3096 sayılı yasa ile Özel sektöre üretim, iletim, dağıtım ve ticaret yetkisi veren, Yap-işlet-Devret (YİD) modeline, otoprodüktör (Kendi elektrik enerjisi ihtiyacını kendi ürettiği tesislerden sağlayan, ürettiği fazla enerjiyi kamuya satan sanayi kuruluşları) uygulamasına ve mevcut tesislerin işletme hakkı devirlerine imkân sağlanmıştır.
1996 yılında sadece yeni üretim tesislerinin yapımı için Yap-İşlet Modeli (Yİ) uygulamasına yönelik olarak 4283 sayılı yasa yayınlanmıştır.
3 Mart 2001 tarihinde 4628 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu ve Kurulu -EPDK- oluşturulmuş olup piyasada faaliyet gösterecek olan işletmelerin bu kurum ve kurul ile uyumlu çalışması öngörülmüştür. Bu dönemde Türkiye Elektrik Üretim ve Dağıtım Anonim Şirketi (TEAŞ) üçe bölünerek;

* 1- Türkiye Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ)
* 2- Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt Anonim Şirketi (TETAŞ)
* 3- Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) kurulmuşlardır.

2004 Yılında yapılan mevzuat değişikliği ile DSİ kontrolünde olan bütün HES’ler Elektrik İdaresine devredilmiştir. Günümüzde elektrik satış fiyatlarını hala devlet belirlemekte olup, son bir kaç yıldır değişikliğe uğramamıştır. 5-5,5 avro sent cıvarında satış(üreticinin) fiyatı belirlenmiş elektrik Avrupa’nın en ucuzu arasında yer almaktadır. Ancak sanayi şirketlerinin ödediği elektrik fiyatı kilovat başına 9 avro sent cıvarında olup, Japonya’dan sonra en pahalı elektrik fiyatıdır. (Japonya’da 16 avro sent cıvarındadır.)

Türkiye’nin enerji ihtiyacı 2008 yılından sonra daha da artacak ve enerji sıkıntıları yaşanacaktır. Bu yüzden hidroelektrik santrallerinin ve dünyanın terk etmeye çalıştığı nükleer santral inşaatlarına başlanması söz konusudur.

Kaynak : Türkiye’nin Elektriği > Vikipedi, özgür ansiklopedi

-*–*-*-*-*–*-*–*–*

Elektrikte işler çok kötü gidiyor

Ocak ayında elektrik tüketimindeki artış yüzde 14.1′e ulaştı. Bu ne anlama geliyor?
07 Şubat 2008 Perşembe Radikal Gazetesi

Ahmet Kıvanç’ın haberi

Türkiye’nin 2007′de bir önceki yıla göre elektrik tüketimi yüzde 8.5 artarken, ocak ayında elektrik tüketimindeki artış yüzde 14.1′e ulaştı. Tüketimdeki artışa karşılık, İran’ın ay boyunca doğalgazı kesmesi nedeniyle Türkiye’nin elektrik üretim programı altüst oldu. Kış aylarında hidroelektrik santrallarını tam kapasite kullanan Türkiye’yi yaz aylarında daha da zor günler bekliyor.

Türkiye 2007 Ocak ayında 15.9 milyar kilovat saatlik (kwh) elektrik üretimine karşılık 15.7 milyar kwh’lik elektrik tüketti. Dışarıdan 65 milyon kwh elektrik alan Türkiye, yurtdışına da 253 milyon kwh elektrik sattı. 2007 yılı genelinde ise elektrik tüketimi bir önceki yıla göre yüzde 8.5 oranında artarak 189.5 milyar kwh’ye ulaştı. Türkiye geçen yıl ocak ayında ise 15.7 milyar kwh’lik elektrik tüketti.

Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİŞ) Türkiye’nin bu yılın ocak ayındaki elektrik tüketimini ise 16,9 milyar kwh olarak programladı. Ancak, havaların soğuk gitmesinin de etkisiyle ocak ayındaki elektrik tüketimi tüm tahminleri altüst ederek geçen yılın aynı ayına göre yüzde 14.1 oranında artış kaydetti ve 17.9 milyar kwh’ye çıktı. Türkiye’nin toplam üretimi ise 17.8 milyar kwh’de kalarak tüketimi karşılamaya yetmedi. Ortaya çıkan elektrik açığını kapatmak için, geçen yıl ocak ayında Nahçivan, Irak, Gürcistan ve Suriye’ye yapılan elektrik satışı tümüyle durdurulurken, İran ve Yunanistan’dan elektrik alımı gerçekleştirildi.

Barajlara yüklenildi
İran, Türkiye’ye verdiği günlük 28.5 milyon metreküplük doğalgazı ocak ayında kesti. Ay boyunca kesilen gaz, geçtiğimiz günlerde günlük 5 milyon metreküp seviyesinde verilmeye başlandı. Türkiye’nin elektrik üretiminin önemli bir bölümü doğalgazla gerçekleştirildiği için, İran doğalgazının kesilmesi, Türkiye’nin elektrik üretim programını da bozdu. Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ), barajlardaki su seviyesinin düşüklüğünü dikkate alarak ocak ayında hidroelektrik santrallarından sadece 1.7 milyar kwh elektrik üretimi programlamasına karşın, İran doğalgazının yarattığı açığı kapatmak amacıyla ocak ayında baraj santrallarını tam kapasite ile çalıştırmak zorunda kaldı ve programın yüzde 97 üzerine çıkarak, 3.3 milyar kwh elektrik üretti.

Ayrıca, fuel oil’le çalıştığı için maliyeti yüksek olduğu gerekçesiyle uzun süre kapalı kaldıktan sonra geçen yıl ocak ayında sadece 31 milyon kwh üretim yaptırılan mobil santrallar da bu yıl ocakta tam kapasite devreye sokuldu. Buradan da 147 milyon kwh’lik elektrik üretildi.

Yaz ayları korkutuyor
EÜAŞ, hidro elektrik santrallarını yoğun şekilde kullanmaya, içinde bulunduğumuz şubat ayının ilk haftasında da devam etmek zorunda kaldı. İran gazının tam kapasiteye ulaşamaması halinde, bu seyrin bir süre daha devamı kaçınılmaz görünüyor.

EÜAŞ’ın bu yılki elektrik üretim programı, geçen yılki kuraklık dolayısıyla su seviyesi çok azalan barajlardaki üretimi kış aylarında çok düşük seviyede tutup, yaz aylarında devreye sokmak şeklindeydi.

Barajlarda su azaldı
2007 yılının aralık ayında yağışların yurt genelinde 2006 yılının aynı ayının yüzde 90 üzerine çıkarak, uzun yıllar ortalama seviyesine ulaşması da yaz ayları için umut yaratmıştı. Ancak ocak ayında elektrik üretimi için su kullanımı nedeniyle barajlara gelen su miktarı yeniden azaldı ve geçen yılın aynı ayına göre ocakta sadece yüzde 12 artışla 2.4 milyon metreküp oldu. Oysa barajların uzun yıllar ortalama su geliri ocak aylarında 4.6 milyon metreküp seviyesindeydi.

15 Ocak en kritik gündü
Bu arada, 15 Ocak 2008 tarihinde elektrik tüketiminde Türkiye tarihinin en kritik günü yaşandı. Havaların aşırı soğuk olduğu 15 Ocak’ta saat 17.30 sıralarında elektrik tüketiminde ani puant 29.9 bin megavatı buldu. Günlük tüketim ise 603.3 milyon kwh’ye ulaştı. O gün Türkiye genelindeki tüm santralların toplam üretimi 601.6 milyon kwh’de kaldığı için elektrikte arz açığı yine ithalatla karşılandı. Türkiye’de daha önceki en yüksek ani puant 24 Aralık 2007 tarihinde 29.2 1000 mw olarak yaşanmıştı. Günlük tüketim ise en yüksek değerine 599 milyon kwh ile 25 Temmuz 2007′de ulaşmıştı. Kaynak: Radikal

Elektrik Enerjisi Tasarrufu

Gönderi Tarihi Ocak 14th, 2008 , Yazar :admin Kategorisi: Elektrik Enerjisi
Enerjide küçük önlemler büyük tasarruf sağlıyor

Günde 4 saat 100 watlık akkor telli lambalar (normal lamba) yerine, 20 watlık kompakt (enerji tasarruflu) fluoresanların kullanılmasıyla, yılda 1 milyon 896 bin mwh tasarruf sağlanabiliyor.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığının hazırladığı ve küresel ısınmanın etkileri ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi konusunda kurulan Meclis Araştırma Komisyonuna sunduğu rapora göre, ortalama bir çamaşır makinesi, 1985 yılı teknolojisiyle üretilen çamaşır makinesi ile kıyaslandığında yüzde 44 daha az enerji ve yüzde 62 daha az su tüketiyor. Gelişmiş teknoloji ile üretilen buzdolapları, 1990’lı yıllarda üretilen ürünlerin 4’te 1’i kadar enerji harcıyor. A buzdolabı, sadece 44 watlık bir ampul kadar enerji tüketiyor. Türkiye’de 10 yaşın üzerindeki yaklaşık 16 milyon elektrikli ev aleti, yeni enerji verimliliği yüksek ev aletleriyle değiştirilmesi halinde yıllık 2 milyon 500 bin MWh enerji tasarrufu sağlıyor.
AYDINLATMANIN PAYI YÜZDE 20: Bu tasarruf kaynağını kullanmak için pazar dönüşümünün sağlanması gerektiği vurgulanan raporda, “Eski ürünlerin, yeni teknolojiye sahip verimli ürünlerle değiştirilmesi ve yeni ürün alacak tüketicilerin, verimli ürünleri tercih etmesi bu pazar dönüşümünü sağlayacaktır” denildi. Türkiye’de tüketilen elektrik enerjisinde aydınlatmanın payının yaklaşık yüzde 20 olduğu vurgulanan raporda, “Konut aydınlatmalarında akkor flamanlı lambalar yerine, ömürleri yüksek kompakt fluoresan lambaların yaygınlaştırılması, ofis aydınlatmalarında verimli tüp fluoresan lambaların elektronik balastlar ile tesisi, yol aydınlatmalarında kaliteli armatürler içinde şeffaf tüp yüksek basınçlı sodyum buharlı lambaların kullanımı gibi kolay uygulanabilir önlemlerle önemli elektrik tasarrufu oranlarına ulaşılabilmektedir” görüşüne yer verildi.
AKKOR TELLİ LAMBALAR YERİNE : 2000 yılı verilerine göre, Türkiye’de bulunan 16 milyon 235 bin 830 konutta 100 watlık akkor telli lambalar yerine, ışıksal eşdeğeri olan 20 watlık kompakt fluoresanların günde 4 saat kullanılması halinde yılda 1 milyon 896 bin MWh tasarruf gerçekleşebilecek. Tüketicilerin enerji verimliği konusunda bilinçlendirilmesi, A sınıfı ve üzeri enerji verimlilik sınıfına sahip cihazları satın almasının teşvik edilmesinin önerildiği raporda, “Enerji verimliği yüksek cihazlardan alınan ÖTV ve KDV’nin azaltılması ve enerji verimliliği düşük cihazlara ek vergiler getirilmesi, pazar dönüşümünün sağlanmasında yararlı olacaktır” denildi.

hürriyet

—————

Elektrikte sorunlar miras bırakılıyor

VELİ ŞAKIR

Son günlerde sıkça yaşanan ve kış şartlarında bezdiren elektrik kesintileri vatandaşın en büyük sorunu haline geldi. Bugün konunun yetkili isimlerinden, Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Küçük ile kesintileri konuştuk.

Elektrik kesintileri neden kaynaklanıyor?

Elektrik enerjisi, depolanamaz özelliği, yaşamın tüm alanlarında vazgeçilemez oluşu, ülkeler açısından stratejik konumu nedeniyle, üretim, iletim ve dağıtımının koordinasyonu zorunlu olan ve tek elden yürütülmesi gereken kamusal hizmet alanıdır. 70’li yılların başında Türkiye Elektrik Kurumu’yla gerçekleştirilen yapı, ne yazık ki 1980’lerden başlayarak özelleştirme, serbestleştirme politikalarıyla bozulmuştur. Bölgemizde dağıtım tesisleri, özel sektöre devredilmeye çalışılıyor. Bu sürecin ilk belirgin olgusu kamu elinden çıkarılacak alana gerekli yatırımların yapılmamasıdır. İlimizde artan abone sayısı ve elektrik tüketim miktarına karşın sistemi işletecek personel ciddi azalmıştır. 1998-2006 arasında abone sayısı yaklaşık yüzde 53, tüketilen toplam enerji yaklaşık yüzde 56 artarken, personel yüzde 42 azalmıştır. Son dönemlerde liyakat ve bilgi birikiminin göz ardı edildiği bir kadrolaşma sürecinde niteliksel aşınma da yaşanmaktadır. Özel sektöre devir ortamında, personelin motivasyonu yitirilmiş ve inisiyatif kullanmaktan uzaklaşılmıştır. Her geçen gün özellikle ilimizin belli bölgelerinde transformatör merkezlerinin ve dağıtım hatlarının sınır değerlerde çalışmasına karşın, yatırımların gerçekleşme oranları da olumsuz tablo çizmektedir. Örneğin, 2006 için öngörülen 23 proje gereği toplam ödeneğin yalnız yüzde 35’i gerçekleşmiştir. Yapılmayan, geciken yatırımlar sonucu var olan sorunlar çözülemezken, geleceğe büyüyen sorunlar miras bırakılmaktadır.

GELECEĞE İLİŞKİN ACİL PLAN YAPILMALI

Oda olarak girişimlerinizden ve çözüm önerilerinizden bahseder misiniz?

Mart 2007′deki Ege Bölgesi Enerji Forumu’nda bölgemizin elektrik profilini çizmiş ve önerilerimizi oluşturmuştuk. Bunları kısaca şöyle sıralayabilirim:

Elektrik enerjisinde özelleştirme çabalarından vazgeçilmeli. Tüm kamu kurum ve kuruluşları ile koordinasyon içinde İzmir’in geleceğine ilişkin nüfus artışı, ekonomik ve kültürel yapı, kentsel gelişimi vb. değerlendiren senaryolar üretilmeli, elektrik enerjisi tesisleri programlanmalı ve gecikmeden gerçekleştirilmelidir. Mesleki deneyim ve liyakatın temel alındığı politika çerçevesinde sistemin gerektirdiği oranda personel istihdam edilmelidir. Tesislerin işletme, bakım ve onarımlarının sağlıklı ve zamanında yapılabilmesi için gerekli araç, gereç ve malzeme sağlanmalıdır. Tüketici, enerjinin etkin kullanımı ve elektrik yerine kullanabileceği doğal olanaklar (gün ışığı gibi) ve alternatif kaynaklar(jeotermal, güneş gibi) konularında bilinçlendirilmeli, teşvik edilmelidir.

HAVALAR SOĞUDU SORUN ORTAYA ÇIKTI

İzmirlileri önümüzde günlerde neler bekliyor? Hangi bölgeler risk altında?

Özellikle Karşıyaka, Buca, Güzelyalı gibi yapılaşmanın büyük ölçüde tamamlandığı ve sistemde düzeltmelerin fiziki koşullar nedeniyle giderek zorlaştığı bölgelerde sorun can alıcı duruma gelmiştir. İklim koşulları, fiyatın ucuzlaması, ödemeye getirilen kolaylıklar klima kullanımını yoğunlaştırmıştır. Özellikle sözünü ettiğimiz bölgelerde, geçtiğimiz kışın ılık geçmesiyle hafif atlatılan sorun havalar soğuyunca ciddi yaşanacaktır.

Mustafa Küçük

ODTÜ mezunu
1952 Ankara doğumlu. ODTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümü mezunu. Elektrik Mühendisleri Odası Ankara Şube Müdürlüğü, Emek İnşaat/Büyük Efes Oteli şantiye mühendisliği yaptı. Boeing Inc. ve Holmes & Narver şirketlerinde çalıştı. Halen, Vinnell, Brown & Root’ta görevli. Mustafa Küçük, 1979′dan beri farklı dönemlerde EMO İzmir Şubesi yönetiminde görev aldı.
Kaynak Hürriyet

—-

 İsraf haramdır - Yalçın BAYER

TÜRKİYE’nin enerji politikaları israf üzerine kurulmuştur. Bunu siyasetçisi de, bürokratı da biliyor. Ne yazık ki, bugüne kadar verim artışına dönük bir sonuç elde edemedik.

Belki de bu nedenle 27 yıl öncesinden beri her yıl ’Enerji Verimliliği Haftası’nı kutluyoruz. Dostlar alışverişte görsün kabilinden bir etkinlik… En az % 50 tasarruf yapılabilecek iken bir türlü bunlar yaşama geçirilemiyor.

Başbakanlık bu yılı ayrıca enerji verimlilik yılı ilan etti, bu konuda da bir de genelge yayınladı. Nitekim dünkü konuşmasında Başbakan Erdoğan “Enerjiyi boşa harcamayalım” dedi.

Mayıs 2007’de Enerji Verimliliği Kanunu yayınlandı. Peki bu hedefe ulaşmak mümkün mü?

’Toplam enerji verimliliği’ konusunda gerçekleştirilmiş çeşitli projeleri bulunan Makina Y. Müh. Rıza Köroğlu bu soruya “Hayır” diyor. “Çünkü” diyerek ekliyor:

“Enerji maliyetlerinin artması ve enerji kaynaklarının riske girmesi konusunda çıkartılan Enerji Verimliliği Kanunu, gönüllülük esasına dayandırılmıştır. Bu kadar hayati önem taşıyan bu konu halkın keyfine bırakılmıştır. Kesin bir çözüm kararlılığı getirmemektedir. Bunu teşvik sistemindeki kaynak miktarının belirsizliği ile de görmekteyiz. Oysa, bunu samimiyet ve ciddiyetle yapan ülkelerde bu destek sınırsızdır ve fizibilite esaslarına göre yapılmaktadır.”

Örnek verebilir misiniz?

İSTANBUL’UN AYDINLATILMASI

- Büyük enerji kaynaklarına sahip olan İran konutlara tasarruflu lambaları bedava dağıtmıştır.

Bizde ise sokaklarda, kavşak geçitlerinde ve tünellerde, on kat fazla aydınlatma yapılmaktadır.

Bir de bunlar belediyeler eliyle yapılmaktadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ’Aydınlatma Müdürlüğü’nün gerçekleştirdiği şehir aydınlatma projeleri tamamen israf üzerine düzenlenmiştir.

Ayrıca bu lambaların %70’i yanmamaktadır. Neden mi? Lamba ve kablonun metresi başına tesisat ihalesi verildiği için… Ayrıca, camilerimizin içi dışı ışıl ışıl… Boğaziçi Köprüsü’nün aydınlatılmasında, Sultanahmet Camii ve çevresinin aydınlatılmasında kullanılanın yarısı kadar elektrik ancak kullanılıyor. İran tarafından davet edildiğimiz enerji verimliliği projelerinin Türkiye tarafından yapılabilmesi durumunda tasarruf edilen doğalgazın yarısını bedavaya alabilme şartlarını oluşturabiliriz. Ne yazık ki ülkemizde özellikle kamu kurumlarından başlamak üzere ciddiye alınmayan bu konu Türkiye’nin böyle bir açılım yapabilmesi olanağını ortadan kaldırmaktadır.

Bakanlığın enerji verimliliği konusundaki ’En-Ver’ projesi yürür mü?

- Her şey kanun çıkartmakla olmuyor. Daha yönetmeliği hazırlanmadı. Yapılabilecek çok şey varken, yönetmelikten beklenilen motivasyon şartları henüz oluşturulamadı. Çünkü, uzman görüşleri dikkate alınmadı. Oysa ki artan enerji fiyatlarının artmasına rağmen %20 enerji maliyetlerini düşürmek bugün için mümkündür.

Peki ne gibi tasarruflar yapılabilir?

- 30 milyar m3 doğalgaz (%90’ı ithal) kullanımının %40’ını tasarruf etmek mümkündür. Bu yıllık 7 milyar YTL eder. Aynı şekilde elektrik için de %30 tasarruf yapmak bize yılda 7 milyar m3 tasarruf sağlar. Doğalgazın basıncını düşürmeden türbinden geçirerek elektrik üretmekle 500 milyon m3 tasarruf yapmak da mümkündür. Bu çözüm projeleri varken; gönüllülük esasına dayalı, teşvik kaynağı belirli olmayan bir kanunla enerji tasarrufu hedeflerine erişmek mümkün değildir. Yaptığımız israflarla 12 milyar m3 doğalgazı iklimin değişmesi ve havanın ısınması pahasına boşa harcamaktayız.

Özetlemek gerekirse Köroğlu, günlük tasarruflar için şu uygulamaları öneriyor: Tasarruflu ampul (LED); (A) enerji kullanım sınıfı cihazları; merkezi ısıtma sistemleri kullanmak, kombi kullanmamak, dış cephe izolasyonu yaptırmak…

Verimli yarınlara hep birlikte erişmek dileğiyle…

Bakan Şimşek’e selam olsun

BASINDAN öğrendiğime göre ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Şahin bir hadis-i şeriften yararlanarak “Tarım önemli değildir, siz ticarete bakın. Geçimin onda dokuzu ticarettir, buyurmuştur Peygamberimiz Efendimiz” şeklinde bir söylemde bulunmuş. Ne günlere kaldık, ya Rabbim! Ne diyeyim ben Sayın Şahin’e?

Ekonomik kalkınmanın kökeninde toprak vardır. Toprak yoksa ekonomi de yoktur. Uluslararası şöhrete sahip Lester Brown’un ’Dünya Ekonomisinde Sessiz Kriz’ isimli kitabında da belirttiği gibi “Dünya ekonomisinin temelini tarım oluşturduğuna göre bu üst düzey toprak kaybına (erozyon) önlem alınmaz ise, ekonomi tümden çökecektir. Çünkü ekonominin hammaddesinin %93’ü topraktan gelir.”

Sayın Şimşek’e selam olsun…

Hayrettin KARACA

Mesaj Panosu

Aslında ne oldu

LAY lay lom…

ABD dost… Ortak düşman PKK… Ekonomi çok iyi..

Duvara toslamaya az kaldı…

Doktorum nerde?Vedat YÜCE

Yasin El Kadı ile ilgili son durum

SON günlerde iktidara yakın gazetelerde “Yasin El Kadı aklandı, beraat etti” türünden haberler çıkıyor. Bir dostumuz “Peki gerçeği biliyor musun?” diye sorarak şunları anlattı:

“Önce şunu belirtmek gerekiyor. Yasin El Kadı hakkında İsviçre’de ’kara para’ aklama iddiasıyla soruşturma yapılıyordu. İsviçre Federal Savcılığı soruşturma dosyasını kapattı. Bunun nedeni zamanaşımı da olabilir, delil yetersizliği de… Bu Türkiye’deki takipsizlik kararı benzeri bir şeydir.

Nitekim Yasin El Kadı hakkında Türkiye’de de bir kara para aklama soruşturması yapılmış ve takipsizlik kararı verilmişti.

Beraat ise yargılama sonucu mahkemenin verebileceği karardır. 13.12.2007 günü İsviçre Federal Savcılığı’nın verdiği dosyayı kapatma kararı Yasin El Kadı’yı aklamıyor. Çünkü El Kadı’nın mal varlığı BM Güvenlik Konseyi kararı ile dondurulmuştur. Suudi Arabistan devleti Güvenlik Konseyi’ne bu dondurma kararının kaldırılması için başvurduysa da bugüne kadar sonuç alamamıştır.

Yasin El Kadı, Avrupa Adalet Divanı’na da başvuruda bulunmuş, mal varlığının dondurulması hakkındaki kararın AB ülkelerinde kaldırılmasını istemiştir. Ancak buradan da olumlu sonuç alamadı.”

Hatırlanacağı gibi Yasin El Kadı 2002 yılında Türkiye’de de aynı girişimde bulundu. Danıştay’a bir dava açtı ve BM’nin mal varlığının dondurulmasıyla ilgili kararını yayınlandığı Bakanlar Kurulu Kararı’ndan isminin çıkarılmasını istedi. Ancak 2006 yılında Danıştay bu talebi reddetti.

Hatırlanacağı gibi Başbakan Erdoğan, konuyla ilgili haberler üzerine “Yasin El Kadı’ya kefilim” diyerek sahip çıkmıştı. Ancak onun kefilliği, Danıştay kararını etkileyememişti.

Şimdi ABD Başkanı Bush ortaya çıkıp “Ben Yasin El Kadı’ya kefilim” dese bile mal varlığının dondurulması hakkındaki kararı değiştiremez. Ta ki, BM Güvenlik Konseyi ismini ’El Kaide ile bağlantılı kişiler’ listesinden çıkarana kadar…

Elektrik Neden Pahalı?

Gönderi Tarihi Kasım 22nd, 2007 , Yazar :admin Kategorisi: Elektrik Enerjisi

Mustafa_AYSANElektrik üreten ve kullanan kuruluşlardan aldığımız bilgilere göre, ülkemizin sanayi işletmeleri, kullandıkları elektriğe, Avrupa ülkelerininkinde olduğundan daha yüksek fiyatlar ödemektedirler. Elektriğin, üretici işletmelerimize, Avrupa ülkelerindekinden yaklaşık iki-üç kat fazla fiyatlarla satılması, üretim maliyetlerini ve Avrupa’ya mal ve hizmet satış fiyatlarını yükseltmektedir. Ürünlerimizin önemli girdilerinden olan elektriğin yüksek maliyeti, Avrupa mallarına karşı rekabet gücümüzü azaltmakta ve işsizlikle dış açığın yüksek olmasının belli başlı nedenleri arasında bulunmaktadır. Üretici işletmelerimiz, yurtiçinde ve dışında, girdi maliyetleri daha düşük olan Avrupa ürünlerine karşı rağbet etmekte zorluk çekmekte ve bu yüzden dış satımları azaldığı gibi, bir de yurtiçindeki müşterilerini Avrupa üreticilerine kaptırmaktadırlar.

İşçilik, faiz, hammadde, makine ve cihaz maliyetlerinde de Avrupa üreticilerine karşı rekabet gücü zayıf olan firmalarımıza güç kazandırmak için, üretici işletmelerimizin girdi maliyetlerini azaltmamız gerekmektedir.

Elektrik üretici ve kullanıcı kuruluşlarının verdiği bilgilere göre, elektrik fiyatlarını yükselten çok sayıda neden vardır: 1) Ülkemizde elektrik üretimi, dağıtımı ve fiyatlamasıyla ilgili yetki ve sorumluluklar, Enerji Bakanlığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Devlet Planlama Teşkilatı arasında dağıtılmış bulunmaktadır. Çok sayıdaki birimlere dağıtılmış yetki ve sorumluluklarla düzenlenmiş bulunan ülkenin enerji politikası ve uygulamaları, ilgili birimlerarası eşgüdümü ve maliyetleri düşürücü önlem alınmasını güçleştirmektedir. 2) Ek olarak, elektrik üretim ve dağıtımı çok sayıda kuruluş arasında dağıtılmıştır: bunlar, doğalgaz dışalım ve ticareti tekeli, Boru Hatları T.A.Ş. (BOTAŞ), elektrik dağıtımı tekeli, Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ), devlete ait elektrik üretim tesislerini yöneten Türkiye Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ), özel işletmelerden ve devlete ait üretim şirketlerinden elektriği, toptan fiyatlarla alan Türkiye Elektrik Ticaret A.Ş. (TETAŞ) ve ayrıca, TETAŞ’tan elektriği toptan fiyatlarla alarak ülkeye yayılmış 21 dağıtım şirketine dağıtan Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ) ve toplam olarak 26 şirketten oluşmaktadır. 1985′ten önce Türkiye Elektrik Kurumu’nun (TEK) tek başına yaptığı işleri, aralarında paylaşmış olan bu şirketler, her kademede, ‘ kârlı ve verimli olarak’ çalışma yaparken, son tüketiciye varıncaya kadar elektrik fiyatı da birkaç kez yükseltilmektedir. 3) Üretilen elektriğin önemli bir bölümü, kaçak olarak bedeli ödenmeden kullanılmaktadır. 2005 yılında üretilen 162 milyar KWS elektriğin, yüzde 40′ ı sanayide kullanılmış ve bedeli ödenmiş olduğu halde, yüzde 40′nın bedeli, dağıtıcı kuruluşlara ödenmemiştir. Bu ikinci yüzde 40′ın, yüzde 25′i kaçak kullanılmış, yüzde 5′ inin de kullanıcıları borçlarını ödememişler, yüzde 10′u da şebekede kaybedilmiştir. Böyle bir kaçak ve kayıp oranı, dünya ülkelerinde pek azdır; örnek olarak Almanya’da oran, yüzde 6′dır. 4) Bazı kamu kurumları, özellikle belediyeler ile devlet ve belediye işletmeleri, elektrik kullanımından doğan borçlarını dağıtım şirketlerine ödemekte çok yavaş davranmakta ve bu da maliyeti artırmaktadır. 5) Üretici işletmeler, ödedikleri elektrik fatura bedellerinin toplam tutarları üzerinden yüzde 1 oranında bir de belediye tüketim vergisi ödemektedirler.

Elimizdeki bilgilere göre, elektrik üretim ve dağıtım zinciri içinde uygulanacak bir araştırma, kısa zamanda büyük yararlar sağlayabilecektir: Araştırmayla tespit edilebilecek ve iyileştirme yönünde uygulanabilecek önlemlerle, elektrik üretim ve dağıtım maliyetlerinde ve kullanıcıya satış fiyatlarında önemli azalmalar sağlanabilecektir. Son iki yılda hep ‘yüksek değerli YTL’ yakınmalarıyla ve daha az etkili önlemlerle uğraşırken, girdi maliyetlerinin azaltılması yönündeki asıl önlemler ikinci planda kalmıştır. Üretici işletmelerimizin girdi maliyetlerini azaltıcı önlemleri artırarak, ekonomimizi daha da güçlendirebileceğimizden ve işsizlikle dış açığın azalmasına daha çok katkı sağlayacağımızdan kuşku duymamalıyız.

Mustafa AYSAN
Radikal Gazetesi Yazarı
Kaynak: Radikal Gazetesi

Elektrik Enerjisinin Taşıması ve Dağıtılması

Gönderi Tarihi Kasım 22nd, 2007 , Yazar :admin Kategorisi: Elektrik Enerjisi

ELEKTİK ENERJİSİNİN DEPOLANMA İMKANI OLMADIĞI İÇİN ÜRETTİĞİN AN HARCAMAK VE KULLANMAK; YANİ TÜKETİCİYE ULAŞTIRILMASI ZORUNLULUĞU VARDIR.
BU İŞLEMDE ENERJİ NAKİL HATLARI İLE MEVCUTTUR.

Elektrik enerjisinin diğer enerji türlerine dönüştürülmesi kolaydır.

- Diğer enerji türlerine göre çok uzaklara taşınması ve kullanılması son derece rahattır.
- Verimi yüksektir. Bir enerji, istenen başka bir enerji türüne dönüştürülürken, ekseriya istenmeyen başka enerji türleri de ortaya çıkar. Bunların arasında özellikle ısı enerjisinin büyük olması dikkati çeker. İstenmeyen bu ısı enerjisi, yararlanılamadığı için yitirilir ve verimi düşürür. İşte elektrik enerjisinin ısıdan başka bir enerjiye dönüştürülmesinde oluşan ısı enerjisi az olduğu için verimi yüksektir.

- Elektrik enerjisi sayısız bir çok parçaya ayrılarak kullanılabilir. Örneğin: Bir elektrik santralında kazanılan elektrik enerjisi, enerji taşıma hatlarıyla büyük kentlere götürülmekte ve orada sayısız konut ve iş yerlerine dağıtılarak kullanılmaktadır.

- Elektrik enerjisi bulunduğu yerin ekonomik, sosyal ve kültürel düzeylerini hızla yükseltir ve kendisine karşı duyulan gereksinmenin artmasına gene kendisi neden olur.

- Elektrik enerjisi toplumların ekonomik, sosyal ve kültürel yönlerden kalkınmasını sağlayan ve çağdaş uygarlığın en önemli araçlarından biri durumundadır.

- Son 50 yıl içinde baş döndürücü bir hızla ilerleyen teknolojideki gelişimler ve hatta bir ev kadınının eli altına bir makinanın verilmesi (örneğin çamaşır makinesi) elektrik enerjisi sayesinde olanaklı olmuştur.

Elektrik enerjisinin belirtilen bu ve bunlara benzer avantajları ve iyi yönleri yanısıra sakıncalı yönleri de vardır. Bunların başında elektrik enerjisinin depo edilemeyen bir enerji türü olması gelir. Nitekim elektrik enerjisi üretildiği anda kullanılmak zorunluluğundadır. Bundan dolayı üretim ile tüketim arasında devamlı bir dengenin bulunması gerekir. Ayrıca üretim sisteminde bir arıza ortaya çıktığında, bu sisteme bağlı sayısız abonede hizmetlerin durmasına ya da aksamasına neden olur. Bu nedenle, elektrik enerjisinin üretiminde sürekli bir devamlılığın sağlanması ve elde büyük ölçüde yedek sistemlerin bulundurulması zorunludur.

Elektrik enerjisinin bir başka sakıncası da üretimine paralel olarak taşıma ve dağıtımı için özel düzenlere kesinlikle gereksinme duymasıdır.
Oysaki, örneğin: bir dokuma fabrikası ürünlerini tüketiciye götürmek için özel yollara ve taşıtlara gereksinme duymaz. Bu görevi herkesin yararlandığı bir yoldan ve bir kamyon ile yapabilir. Buna karşın elektrik enerjisinin taşıma ve dağıtılması için projeye ayrıca yatırımların (örneğin: direkler, teller, izolatörler…) katılması zorunlu olmaktadır.

NAKİL HATLARI

ELEKTRİK ENERJİSİNİN İLETİMİ (TAŞINMASI) VE DAĞITILMASI

Genellikle birbirinden uzak olan elektrik üretim santrallarıyla tüketim merkezleri arasındaki bağlantı, iletişim şebekesi ve enterkonnekte sistemlerle sağlanır. Elektrik depolanamadığından, üretildiğinde hemen kullanıcıya ulaştırılması gerekir. Bu da üretim ve tüketimin her an dengede tutulması demektir. Öte yandan tüketim miktarı bölgelere, mevsimlere ve hatta günün saatlerine göre büyük değişiklikler gösterebilir.

Enterkonnekte sistemler, üretimi tüketim düzeyindeki değişimlere uyarlamayı sağlar. Elektriğin iletimiyse, gerilimin gücüne bağlı olarak taşıma iletim sığası değişen elektrik hatları aracılığıyla gerçekleştirilir. Gerilim arttığında iletim işleminde ciddi tasarruflar sağlanır: enerji kaybı gerilim düzeyiyle ters orantılı olduğu için enerjiden, hat miktarı azaldığı için yerden, şebekedeki bakım masrafları azaldığı için de harcamalardan tasarruf edilir. Mesela, 1000 MW’lık bir nükleer santralın ürettiği elektriği boşaltmak için, 380000V’luk bir hat kullanılır; oysa aynı işi görmek için 154000V’luk altı hat veya 66000V’luk 30 hat gerekir.

Enterkonnekte sistemler çok dağınık bölgelerin üretim imkanlarını birleştirerek, aynı malzeme güvenliği bakımından gerekli olan güç miktarının azalmasını sağlar. Arızalar meydana geldiğinde, yerinde değiştirilmesi gereken parçalar o an için elde bulunmayabilir. Bu durumda enterkonnekte sistem yardıma koşar; elektrik dağıtım istasyonlarında gerilimin akış yönü ayarlanarak anında ve en az harcamayla üretim ile tüketim arasındaki denge sağlanır. Şebekenin yönetimi için gerekli emirler ve bilgiler özel iletişim hatları, özel telsizler kullanılarak sağlanır.

termik santrallar

ŞEBEKE VE GERİLİMLER

Gerilim ne kadar yüksek olursa, bir hattın iletebileceği elektrik miktarı da o kadar yüksek olur. Üretim santrallarından çıkan çok büyük miktarlardaki akımı iletebilen hatlar Türkiye’ de 380000V - 154000V ve 34500V (31500V) TRAKYA İstanbul bölgesinde ayriyetten 450000V. gibi özel hatda bulunmaktadı.
Uzak mesafeler arasına kurulan büyük iletişim şebekeleri ve enterkonnekte sistemler bu tip hatlardan oluşur. Bu şebekeler, bütün üretim santrallarını birbirine bağlar. Elektrik, gerilimi düşürüldükten sonra bölgesel şebekelere iletilir ve bu şebekeler yardımıyla ayrılarak dağıtım merkezlerine gönderilir.

İletim şebekesi bölgesel, ulusal veya uluslar arası ölçekte de olsa, yönetim ve organizasyon nedenleriyle iletim işlemi Türkiye’ de 34500V veya bunun üzerindeki bir gerilim düzeyinde gerçekleştirilir. En çok kullanılan 380000V, 154000V, 66000V veya 24500V’tur. 34500V’un altındaki gerilimlere ortalama gerilimler olan 20000V ve 15000V veya alçak gerilim olan 380 veya 220V’luk “dağıtım gerilimleri” denir.

Petrokimya, metalürji (özellikle alüminyum), demir-çelik fabrikaları ve elektrikli ulaşım hatları (tren, tramvay) çok büyük tüketicidir. Orta gerilim şebekeleri orta ve küçük sanayi işletmeleri ile büyük mağazalar veya yöresel yönetimler, hastaneler, okullar gibi merkezleri besler. Son olarak, milyonlarca yerel kullanıcı, alçak gerilimli elektrik akımıyla beslenir.

İLETİM HATLARI

ELEKTRİK DAĞITIM MERKEZLERİ VE DAĞITIM BAĞLANTILARI

Elektrik üretim merkezleriyle tüketicileri arasındaki bağlantı, elektrik iletim şebekesiyle anında sağlanır. Elektriğin dağıtımı, üretim ve iletim merkezlerindeki karmaşık bir programlama sistemiyle gerçekleştirilir. Dağıtım Türkiye Elektrik İletim AŞ. tarafından hazırlanarak uygulanmakta olan bir plana göre Türkiye çapında yapılır. Bu amaçla haberleşme ve telekomünikasyon araçlarından, otomasyondan ve önceden hazırlanan istatistik verilerine dayalı öngörülerden yararlanılır. Bu öngörülerde, ele alınan günün birkaç yıl öncesine kadar şebeke ve tüketim durumu dikkate alınır.

Eskiden yılda bir kere yapılan tahminler, zamanla haftalık, günlük hale gelmiş ve tüketimin daha da yakından izlenmesi imkanı sağlanmıştır. Dağıtım ve iletimde meteorolojik koşullar da çok önemlidir; kapalı bir hava veya güneşli bir hava büyük sıcaklık farklılıklarına yol açar ve bu da milyonlarca konutun ısıtma ve aydınlatılmasında rol oynar. Elektrik akımının iletimi ve dağıtımı şebekeye bağlı dağıtım merkezlerince (transformatör istasyonları) sırayla yapılır.

Şebeke dağıtım merkezlerinin iki ayrı işlevi vardır: hem hatların birbirine bağlanmasını sağlar (enterkoneksiyon), hem de dönüştürme işlevi üstlenir (transformatör). Transformatör istasyonları transformatörler (dönüştürücü), disjonktörler ve ayırıcılarla donanmıştır.

Transformatörler, duruma göre elektrik akımının gerilimini yükseltir veya alçaltır; dolayısıyla, iletim ve dağıtıma en uygun gerilimi seçerek elektriğin taşınmasında büyük önem taşır. Disjonktörler gerilim hattında herhangi bir aksaklık olduğunda akımı otomatik olarak kesmeye yarar. Hattın şebekeden ayrılması gerektiğinde devreye sokulabilir.

Ayırıcılar da aynı rolü üstlenir, ama hatta akım olmadığı zaman çalışır ve hattı şebekeden tamamen ayırmakta kullanılır. Bir dağıtım merkezinin birçok farklı öğesi çoğunlukla açıktadır; bazı kentlerde bir dizi öğe yeraltında veya bina içlerinde olabilir. Bunlar basınçlı gaz zarfı içinde tutulur. Atmosferle pek temas etmediğinden, bundan kaynaklanan kirlenmelere uğramaz. Merkezler biraz uzaktaki bir kumanda istasyonundan yönetilir.

ELEKTRİĞİN ÜLKE ÇAPINDA DAĞITIMI

Türkiye’de elektrik dağıtımından genelde Türkiye Elektrik İletim AŞ. sorumludur; bazı bölgelerde bu işi özel şirketler üstlenmiştir. Dağıtım kuruluşu tüketim ihtiyacına göre şebekeler kurmak, bunları yönetmek ve yenilemek, tüketicileri şebekeye bağlayan bağlantıları yapmak, dağıtılan elektriğin sürekliliğini sağlamak ve miktarını sabit kılmakla yükümlüdür. İletim sistemi aracılığıyla yüksek gerilimde taşınan elektrik, alçak gerilime düşürülerek bir dağıtım merkezine, yani transformatör istasyonuna ulaştırılır. Kırsal bölgelerde bu şebekeler açıktadır; yerleşim bölgelerindeyse çoğunlukla yeraltına döşenmiştir.

Orta gerilim/alçak gerilim merkezlerinin bağlayıcı elemanı, farklı gerilimdeki iki şebekeyi birbirine bağlayan ve kısaca trafo denen transformatördür. Alçak gerilimli dağıtım sistemi tüketicilere üç fazlı ve bir topraklı (nötr) elektrik sağlar; elektrik iki gerilim düzeyinden oluşur. Bunlardan giderek yaygınlaşanı fazlar arası 380V ve faz-toprak arası 220V gerilimidir. Fazlar arası 200V ve faz-nötr arası 127V olanı giderek azalmaktadır.

En çok kullanılan sistemler üç fazlı 380V ve tek fazlı 220V’tur. Bu seçeneğe göre, bir alet 4 tele veya 2 tele bağlanır. Elektrik akımının frekansı bütün Avrupa’da ve Türkiye’de 50Hz, Amerika kıtasındaysa 60Hz’dir. Bir motor veya bir bilgisayar, aygıtın içinde kullanılan frekansa eşit frekanslı bir şebekeye bağlanmadıkça düzgün çalışmaz.

Elektrik Enerjisinin Tarihçesi

Gönderi Tarihi Kasım 22nd, 2007 , Yazar :admin Kategorisi: Elektrik Enerjisi

19. Yüzyılın sonlarında bulunup öncelikle aydınlatmaya yönelik olarak insanlığın kullanımına sunulan elektrik; Daha sonra kullanım alanı genişledikçe buna bağlı ve doğal olarak ta elektrik enerjisine olan ihtiyaç ve talep artmıştır.
Buna istinaden elektrik enerjisinin üretimini artırmak ve elde etmek için birincil kaynakların yanı sıra yeni ve yenilenebilir kaynaklar araştırılmaya ve elde edilmeye başlanmıştır.
Bu artan talep karşısında Elektrik enerjisini elde etmek için Rüzgar, Güneş, Hidrojen, Nükleer ve Biogaz vb. gibi değişik kaynaklardan faydanılmaya başlanılmıştır.
Elektrik enerjisizinin Dünyada günlük hayatta kullanılması 1878 yılında olmuştur. İlk elektrik santralı ise 1882′de Londra’da hizmete girmiştir.
Ülkemizde ise kurulan ilk elektrik üreteci, 1902 yılında Tarsus’ta tesis edilen, bir su değirmenine bağlanmış 2 kW. gücünde bir dinamodur.
İlk büyük santral ise 1913 yılında İstanbul Silahtarağa’da kurulmuştur.
İstiklal savaşı sonucu 1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar kurulu güç 33 MW ve yıllık 45 milyon kWh olan üretimimiz; 1935 yılına gelindiğinde, Etibank, Maden Tetkik Arama(MTA),Elektrik İşleri Etüt İdaresi(EİEİ) kuruluşumuz,İller Bankası ve Devlet Su İşleri(DSİ) katılmıştır. Bu tarihte kurulu güç 126.2 MW. üretim ise 213 milyon kWh, elektriklenmiş il sayısı 43′tür.
1948 yılında Zonguldak Çatalağzı Termik Santralı devreye girmiş ve 1952 yılında 154 kV’luk bir iletim hattı ile İstanbul’a elektrik takviyesi yapılmıştır.
1950′li yıllarda, Devlet ve özel sektör eliyle santrallar yapılmaya başlanmış ve o dönemlerde kurulu gücümüz 407.8 MV’a üretimimiz ise 500 bin KWh’a ulaşmıştır.
1970 yıllara gelindiğinde artan üretimimiz dağıtım ve tüketim miktarı ve hizmetin yaygınlaşması, kurumsal bir yapıyı zorunlu kılmış ve TEK (Türkiye Elektrik Kurumu) kurulmuş,Belediyeler ve İller Bankası dışında bütünlük sağlamıştır. Bu tarihte de kurulu gücümüz 2234.9 MW üretimimiz ise 8 milyar 623 milyon kWh seviyelerine yükselmiştir.
1970-1980 yıllarda Dünyadaki enerji krizinden Türkiye’de etkilenmiş ve Termik Santralların yakıtlarının dışa bağımlı olması ile arz talep dengesi bozulmuş, dolayısıyla zorunlu enerji kısıtlamalarına başlanmıştır.
Bütün bu olumsuzluğa rağmen, Türkiye kurulu gücü 1980 yılında 5118.7MW’a üretimi ise 23 milyar 275 milyon kWh kapasitesine ulaşmıştır.
1982 yılında Belediyeler ve Birliklerin ellerindeki elektrik tesisleri TEK’e devredilmiştir. Bu tarihten itibaren de enerjinin üretimi, dağıtımı ve satışları bu kurum (TEK) tarafından yapılması sağlanmıştır. Bu dönemde de yine kurulu gücümüz 6638.6 MW,üretimimiz ise 26 milyar 552 milyon kWh olarak gerçekleşmiştir. 1970 yılına gelindiğinde elektriklenmiş köy sayısı % 7 iken,1982 yılında ise bu oran % 61′e ulaşmıştır.
1984 yılına gelindiğinde, enerji sektöründeki TEK tekeli kaldırılmış,gerekli izinler alınarak kurulacak özel sektör şirketlerine de tekrar enerji üretimi, iletimi ve dağıtımı konusunda imkanlar sağlanmıştır. Ayrıca yine bu yılda TEK’in hukuki bünyesi, organları ve yapısı düzenlenerek bir Kamu İktisadi Kuruluşu hüviyetine kavuşması sağlanmıştır.
1988-1992 yıllarında, elektrik sektöründe kendi yasal görev bölgesi içinde elektrik üretimi, iletim,dağıtımı ve ticaretini yapmak üzere 10 kadar sermaye şirketi görevlendirilmiştir.
Türkiye’nin 1923 yılında 33 MW olan kurulu gücü 1998 yılı itibari ile 708 kat artarak 23352 MW’a ulaşmıştır. 45 milyon kWh olan yıllık üretim ise 2467 kat artarak bugün 111 milyar 22milyon kWh’a ulaşmıştır. Bu da Türkiye’nin nüfusunun % 99.9′u elektrik enerjisinden yararlanması demektir.
Üretim aşamasındaki gelişmeler, yine Bağlı Ortaklılar dahil EÜAŞ’ın kurulu gücü 2003 EYLÜL ayı son itibarı ile Termik Santrallar toplam ; 10.793,9 MW ; Hidrolik Santrallar; yine 2003 EYLÜL ayı sonu itibari ile10.107,7 MW olmuştur. Toplam da ise 20. 901,6 MW olmuştur.
Türkiye Elektrik Kurumu, kuruluşundan 23 yıl sonra, çıkarılan 18.08.1993 gün ve 513 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile ilgisi devam etmek üzere özelleştirme kapsamına alınmıştır. Bu düzenlemenin bir devamı olarak da Bakanlar Kurulunun 93/4789 Sayılı Kararı ile Kurum, “Türkiye Elektrik Üretim İletim A.Ş” (TEAŞ) ve “Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş” (TEDAŞ) adı altında iki ayrı İktisadi Devlet Teşekkülüne ayrılmıştır.
Daha sonra yine 2003 yılında TEAŞ(TÜRKİYE ELEKTRİK ÜRETİM İLETİM A.Ş) Daha sonra ise EÜAŞ (ELEKTRİK ÜRETİM A.Ş ) olarak üretim, TEİAŞ (TÜRKİYE ELEKTRİK İLETİM A.Ş) olarak İletim ve TETAŞ (TÜRKİYE ELEKTRİK TİCARET A.Ş) olarak da Ticarete ayrılmıştır.

Elektrik Nasıl Üretilir ?

Gönderi Tarihi Kasım 22nd, 2007 , Yazar :admin Kategorisi: Elektrik Enerjisi

Elektrik, bakır gibi iletken bir telin manyetik bir alan içinde hareket ettirilmesi ile üretilir. Elektrik jeneratörü, bir mıknatıs içinde dönen (ROTOR) sarılı iletken tellerin bulunduğu (STADOR), ve bu tellerin mıknatıs içinde dönmesiyle elektrik akımı üreten bir makinadır. Evlerimizde, işyerlerimizde, endüstride gereksinim duyduğumuz büyük miktardaki elektrik enerjisini elde etmek için, elektrik jeneratörlerini döndürecek büyük güç santrallarına ihtiyaç duyarız.
Çoğu güç santralı, jeneratörü döndürmek için ısı üretiminde bulunurlar.
Günümüzde  birkaç çeşit ELEKTRİK üretme metodu vardır.
Bilindiği gibi tabiatta hiçbir enerji yoktan var edilmez; Elektrik üretirken de yoktan var edilmiyor, doğada bulunan ve var olan ançak; “Isı, Güneş, Rüzgar ve benzerleri” gibi direkt kullanımı daha zor olan değişik enerji türlerinin şekil değiştirmesiyle elde edilmektedir.
Fosil yakıtlı santrallar ısı üretimi için doğal gaz, kömür ve petrol yakarlar. Nükleer santrallar da uranyum yakıtını parçalayarak ısı üretirler. Ancak bütün bu değişik tip santrallar ürettikleri ısıyı, suyu buhar haline dönüştürmek için kullanırlar.
Oluşan buhar ise elektrik jeneratörüne bağlı olan türbine verilir. Su buharı, türbin şaftı üzerinde bulunan binlerce kanatçık üzerinden geçerken daha önce üretilen ısıdan almış olduğu enerjiyi kullanarak, türbin şaftını döndürür. İşte bu dönme, jeneratörün elektrik üretmek için gereksinim duyduğu mekanik harekettir. Jeneratörde oluşan elektrik ise iletim hatları denilen iletken teller ile kullanılacağı yere gönderilir.
Elektrik üretmek için kullanılan diğer bir yöntem ise hidrolik santrallardır. Bu yöntem ile barajlarda biriktirilen su, bir su türbinini üzerinden geçirilir ve türbine bağlı elektrik jeneratörü döndürülerek elektrik üretilir.
Yukarıda bahsedilen bu yöntemler büyük miktarlarda elektrik enerjisini üretmek için kullanılırlar. Bunların yanı sıra rüzgar, güneş ve jeotermal enerji kullanarak da elektrik üretilmektedir. Ancak bu tür kaynaklardan üretilen enerji miktarı asıl ihtiyacımızı kendi başına karşılamaktan uzaktır.
Su, güneş, rüzgar ve jeotermal kaynaklara, yenilenebilir enerji kaynakları denir. Bu kaynaklar diğerleri gibi tükenmezler. Petrol, doğal gaz, kömür, uranyum gibi maddeler önümüzdeki birkaç yüzyıl içinde tükenecektir.

Bu tür işlemlerin yapıldığı sistemlerede genel olarak ELEKTRİK SANTRALLERİ denir.

Elektrik Nedir ?

Gönderi Tarihi Kasım 22nd, 2007 , Yazar :adsense Kategorisi: Elektrik Enerjisi

Elektrik cisimlerin elektrik yükleri sebebiyle sahip oldukları enerjidir.
Elektrik; Aynen mıknatıslarda olduğu gibi karşıt kutuplar birbirlerini çeker, aynı kutuplar ise iter. Negatif yüklü elektronlar protonlara doğru çekilirken protonlar ise diğer protonlardan uzaklaşmaya çalışır.
Elektrik yüklü atomlar tarafından gerçekleştirilir.
Elektrik kısaca elektron akımıdır. Bu akım yüklü atomlar tarafından yapılır. Yani nötr atomlar arasında elektrik akımı olmaz.